Dr. Burak KOÇAK: TIP FAKÜLTESİ NASIL TERCİH EDİLMELİ ?

Merhaba arkadaşlar,

Tercihlerin bitimine kısa bir süre kala yeni meslektaş adaylarımızın yani sizlerin işini kolaylaştırmak adına tıp fakültesi tercihinde dikkat edilebilecek parametreleri 3 parçalık yazı dizisi şeklinde hazırladım. Umarım tercihlerinizi yapmanızda biraz da olsa faydası olur.

Tıp fakültesi tercih ederken dikkat etmeniz gereken hususları 10 alt başlıkta özetleyebilirim:

1-      Uygulanan eğitim sistemleri

2-      Öğretim kadrosu niteliği

3-      Hastane kapasitesi ve hasta profili

4-      Temel tıp eğitim durumu ve laboratuvar imkanları

5-      Daha önce yerleşen öğrencilerin niteliği ve kontenjan durumu

6-      Staj sistemi ve uygulanma şekli

7-      Sosyal olanakları

8-      Şehir

9-      Çevre

10-   Bireysel hedefler

Aslında bu seçeneklerden bazıları kişiye özel değişebilir fakat genel olarak herkes kendine hitap eden bir parça bulacaktır.

Bunları biraz daha açalım şimdi isterseniz.

Uygulanan eğitim sistemleri

Ülkemizde tıp fakültelerinde 3 tip eğitim uygulanmaktadır. Bunlar Entegre eğitim, klasik eğitim ve probleme dayalı öğretim olmak üzere 3 gruptur. Biraz açacak olursam;

-Entegre eğitim: Eğitim basitten komplekse doğru gider ve periyodik olarak belli zaman dilimlerinde sınavlar olur. Bu sınavlara komite ya da kurul adı verilir. Bu kurulların her birinde sadece bir sistem ele alınır ve o sistem içindeki bütün anabilim dalları o sistem başlığıyla ilgili konuları işler. Örnek olarak 3 büyük dersimiz Patoloji Farmakoloji ve Fizyoloji kardiyoloji kurulunda sadece kendileriyle ilgili olan kardiyolojik başlıkları anlatırlar ve kurul genellikle 100 soruluk test bir sınavla sonlanır. Bunlardan bazıları da (Patoloji, Fizyoloji, Anatomi gibi) kendi laboratuvar sınavlarını yapar ve komitedeki belli bir puanını bu sınavlar üzerinden verir. Öğrencilerin daha kolay adapte olabileceği kullanışlı bir sistemdir. Ülkemizde neredeyse tıp fakültelerinin %90ı bu sistemi kullanır. Kullanmayanları belirteceğim birazdan.

-Probleme dayalı öğretim(PDÖ): Öğrenciye dayalı bir öğretimdir. Ortalama 8 kişi bir hoca ile birlikte bir senaryo üzerinden ders işlerler. Bu senaryo bir hastanın kağıda dökülmüş halidir. Bu senaryo dahilinde senaryoyu ilgilendiren anatomik fizyolojik patolojik ve klinik bilgiler o senaryo üzerinde verilir. Bu dersler aynı zamanda sınıflarda da öğretim üyeleri tarafından anlatılır kürsü dersi olarak. Daha sonra öğrenciler bir sonraki PDÖ oturumunda bu senaryoya nasıl yaklaşacaklarını paylaşırlar. Bu sistemi kullanan benim bildiğim 4 tane tıp fakültesi vardır. (Pamukkale üni, Dokuz Eylül üni, Adnan Menderes üni ve On Dokuz Mayıs Üni.)

-Klasik eğitim: Her dersin sınavı ayrı ve birbirinden bağımsızdır. Her ders her zaman aynı konudan bahsetmez ve bu yüzden bir konuya bütün olarak yaklaşmak çok zorlaşır. Sene içinde en çok sınava girdiğiniz tıp eğitim sistemi budur. Ve bu sınavların konuları da aynı olmadığı için çalışmak normalden biraz daha zor olacaktır. Sınavların soru sayısı, test ya da yazılı olup olmayacağı, sözlü sınavların olup olmayacağı anabilim dalları tarafından belirlenir. Bildiğim kadarıyla bu sistemi kullanan iki üniversite var hala değişmediyse. (Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fak.)

Öğretim kadrosu niteliği:

Öğretim kadrosunun önemi aslında tartışmalı. Çoğu insanın kafasında yerleşmiş olan profesör çoksa kalite çoktur klişesi aslında eskisi kadar ön planda değil. Kendim de tecrübe etmiş biri olarak söyleyebilirim ki bazen yardımcı doçent olan bir hoca profesörden çok daha iyi bir şekilde bildiğini öğrenciye aktarabiliyor.

Bu duruma başka bir açıdan bakacak olursa profesörler genellikle başarıya ve öğretmeye doymuş insanlar oldukları için size işine hevesle yeni başlamış bir hoca kadar istekli ve hevesli bilgi aktarımı yapamayabiliyorlar. Buna istisnalar dahil değil tabi ki.

Profesör hocalarımızın tecrübesinden, yeni hocalarımızın ise bilgi ve dinamizminden faydalanırsak emin olun ikisi birleştiği zaman tıp öğrencisine çok daha fazla faydası olacak bir ortam oluşuyor.

Bu başlıkta o yüzden şu üniversitede şu kadar profesör var şu kadar doçent var gibi istatistiklere girmiyorum. Bunların dağılımının eşit olduğu ortalama 20 yıldır eğitim veren ve hastaneleri aktif bir şekilde çalışan tıp fakülteleri sizin için faydalı olacaktır. Yeni tıp fakülteleri bu konuda çok yeterli olmayabilir.  Fakat onların da farklı konularda göz ardı edilemeyecek artıları var.

Size ortalama 20 yıldır eğitim veren ve hastanelerinin aktif çalıştığı bilinen iyi tıp fakültelerini şöyle söyleyebilirim. Bunun için 2 grup sıralama ortaya çıkmış.

*ODTÜ URAP araştırma Laboratuvarı 2011 akademik performansa bağlı başarı sıralamasında ilk 10 tıp fakültesi: 1- İ.Ü. Cerrahpaşa TF, 2- Hacettepe TF, 3- İ.Ü. Çapa TF, 4- Ankara Ü. TF, 5- Ege Ü. TF, 6- Gazi Ü. TF, 7- GATA, 8- Marmara Ü. TF, 9- Dokuz Eylül Ü. TF, 10- Erciyes Ü. TF

*Tıp öğrencileri arasında yapılan ankete göre ilk 10 tıp fakültesi: 1- Hacettepe TF, 2- İ.Ü. Cerrahpaşa TF 3- İ.Ü. Çapa TF, 4- Marmara Ü. TF, 5- Ankara Ü. TF, 6- Akdeniz Ü. TF, 7- Kocaeli Ü. TF, 8- Ege Ü. TF, 9- Erciyes Ü. TF, 10- K.T.Ü. TF

İlk aşamada nelere dikkat edilmesini kabaca dün konuşmuş ve birkaç maddeyi detaylandırmıştım. Şimdi ikinci kısımda da parametreleri detaylarıyla anlatmaya devam edeyim.

 

Hastane kapasitesi ve hasta profili:

Aslında bu durum daha çok eğitiminizin klinik kısmında etkili olacak. Dördüncü sınıftan itibaren stajlarınızı devam ettirirken hocalarınızın ve sizin performansınızın yanında bulunduğunuz hastane de çok önem kazanacak.

Şöyle başlayayım; hastane için bizleri eğitmek adına en önemli şey gelen hastaların neden oraya geldikleridir. Buna birçok şekilde yaklaşabiliriz. Hastaneye gelen hastaların hastalıklarının çeşitleri neler, sıklıkla aynı şikayetlerle mi başvuru oluyor, hastanedeki hasta profili hep sabit mi, yeterli alt bilim dallarına ayrılmış poliklinikler var mı, bölge hastanesi vasfı var mı, ne tarz ameliyatlar gerçekleşebiliyor gibi sorular düşünülebilir.

Bunların içinden gelecek hastaların çeşitliliğini etkileyen en önemli faktör aslında bölge hastanesi özelliği taşıyor olmak. Çünkü bölge hastaneleri sorumlu oldukları bölgedeki tüm şehirlerden sevk hastalar alır ve bu hastalar genellikle tanı konulamamış ve ileri tetkik isteyen, kitaplarda çok nadir olarak saydığımız hastalıklardan birine sahip olma ihtimali olan hastalardır.

Bunun dışında hastanenin transplantasyon cerrahisindeki başarısı, günde ortalama yapılan ameliyat sayısı ve vakalarının çeşitliliği de uygulamalı olarak göreceğiniz ameliyatların zenginliği açısından önemlidir.

Bölge hastanesi niteliğinde olan şehirleri şu şekilde sayabilirim: İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Kayseri, Malatya, Samsun, Erzurum, Trabzon, Gaziantep, Ankara, Bursa, Van, Diyarbakır.

Bunların içine aklıma gelmeyenler ve yeni yapılan şehir hastanelerinin olacağı Kocaeli, Elazığ gibi iller dahil değil.

Yukarıdaki şehirlerin bulunduğu hastanelerde staj yapmak, daha çeşitli hasta görmek ve kürsü derslerinde görülen görmeyi bile ummadığınız bazı hastalıkları uygulamalı olarak öğrenmek için biraz daha avantajlıdır.

Temel tıp eğitim durumu ve laboratuvar imkanları:

Tıp eğitimimizin biz fark etmesek de belki en önemli yeridir temel tıp eğitimi. Klinik dersleri ve hastaları anlamak için 5 temel dersimizin sağlam olması bizi çok daha iyi yerlere taşır. Bunlar Anatomi, Fizyoloji, Histoloji, Patoloji ve Farmakoloji dersleridir.

Bu derslerin hem kürsü dersleri hem de başladıkları günden itibaren olan laboratuvar dersleri çok önemlidir. En fazla laboratuvar dersi olan Anatomidir ve tıp fakültesinin iskeletini oluşturur. Sağlam bir anatomi bilgisi çoğu derste size yardımcı olacaktır. Anatomi veya diğerlerinden biri farketmez, bu derslere devamınız ve hocalarınızın performansları dışında bu derslerin size öğretmek için sunacakları da çok önemlidir.

44 tane tıp fakültesi içinde yapılmış 2012 tarihli bir araştırmada Anatomide kullanılacak maketlerin ve kadavraların yeterlilik düzeyi iyi olan 5 tane fakülteyi şöyle söyleyebiliriz: Hacettepe TF, Meram TF, Ege TF, Ankara TF, Akdeniz TF

Bunun dışında aynı araştırmanın temel tıp bilimleri genel yeterlilik düzeyi iyi olanlar arasından 5 tanesini söyleyecek olursam: Ege TF, Cerrahpaşa TF, KTÜ TF, Hacettepe TF, Ankara TF.

Bu özellikler tercihlerinizi yönlendirmek için etkili olacaktır eminim. Burada her iki listede de olan 3 üniversite de köklü üniversiteler olup tercih edilip okunduğunda pişman olmayacağınız okullardır. Tıp fakültesi kontenjanlarının şuursuzca arttığı şu yıllarda laboratuvar koşullarının iyi olmasının önemi çok daha fark edilir boyutlara ulaşıyor.

Daha önce yerleşen öğrencilerin niteliği ve kontenjan durumu:

Burada elinizde olmayan bir şey den bahsedeceğiz, kontenjan. Benim sınava hazırlandığım dönemlerde tıp fakülteleri kontenjanları 60 ile 150 arasında değişirken şu anda 200 ile 400 arasında değişen bir aralıkta. Hal böyle olunca kontenjan konusunda elinizden gelecek hiçbir şey yok. Kalabalık anfilerde dersler dinleyecek, 10 15 kişilik gruplarla vizitler yapacak ve öğrenmek için daha fazla çaba göstermek zorunda kalacaksınız. Şimdiden bol şanslar bu konuda.

Öğrencilerin niteliğine gelince, sizden önce yerleşen gruplar size iki yönlü olarak dönecek. Birincisi öğretim görevlisi ve hastane personelinin sizden beklentileri artacak ve bu size elinizden gelenin en iyisini yapmadığınız sürece memnun olmayan servis çalışanı ve hocalar ile zor sınav soruları olarak geri dönebilecek.

İkincisi ise sizin ve sizden öncekilerin durumunun iyi olması öğretim üyelerini size yetebilmek için daha fazla çalışmaya sevk edecek ve size daha yararlı olmaları konusunda kendilerini zorlamalarına neden olacak. Gerçi fakülte hastaneleri her zaman fazlasıyla makalenin yazıldığı kendini geliştiren hocalarla dolu akademik yerlerdir fakat hocalar kendi makaleleri dışında size hitap eden yönlerini de en iyi hale getirmeye çalışacaklardır. Sizden bekledikleri şeyi almak için size de o beklentileri karşılayacak bilgileri vermeye çalışacaklardır.

Bu durumda eğer idealistseniz LYS sıralamanızı olabildiğince yukarda tutar ve puanınızın yettiği en yüksek tıp fakültesine giderseniz emin olun mutlu olursunuz. Fakat ben yüksek beklentiler içinde rahat çalışamam, stres altında öğrenmem çok zor olur derseniz o zaman köklü ama LYS sıralaması çok yukarıda olmayan tıp fakültelerini tercih ederseniz daha mutlu olursunuz.

Dr. Burak KOÇAK

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here