Yrd. Doç. Dr. Ulaş Mehmet Çamsarı: TEKNOLOJİ, TOPLUM VE BAĞIMLILIK

TEKNOLOJİ, TOPLUM VE BAĞIMLILIK

İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç ve gereçler toplamının kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgileri bütünü teknoloji olarak tanımlanır ve bu kavram uygarlık tarihi kadar eskidir 1.  Önemli teknolojik gelişmeler her çağda toplumların yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını ve rutinlerini değiştiregelmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı ve yirmibirinci yüzyılın başlangıcı dijital teknolojinin gelişimi bakımından önemlidir.  Bilgisayarların keşfi, insan hayatının rutinine girmesi, kablosuz iletişim olanaklarının ve mobil telefonların ulaşılabilirliğinin artmasının dünya üzerindeki tüm insanların yaşam döngüsünü değiştirdiğine hiç kuşku yoktur. Bilgisayar teknolojisini mobil telefonla buluşturan akıllı telefonlar insanların sosyal iletişimlerini akıl almaz bir hızla artırmakla kalmamış, bankacılıktan günlük alışverişe,  fatura işlemlerinden taksicilik hizmetlerine kadar neredeyse akla gelebilecek tüm faaliyetler için seçim unsurunu zorlayarak neredeyse vazgeçilmez bir noktaya  gelmiştir.  Günümüzde birçok meslek akıllı telefon ve/veya  bilgisayar kullanımı olmadan uygulanamayacak duruma gelmiştir.  Bütün bu gelişmelerin yaklaşık onbeş yıl gibi bir zaman dilimine sığması, uygarlıklar tarihi ve antropolojik açıdan çok kısa bir dönem olarak düşünülebilir. İnsanoğlu, bu başdöndürücü değişime maruz kalan ilk neslini daha henüz yetiştirmektedir 2,3.

Akıllı telefon/ kişisel bilgisayar teknolojisi ve bu aygıtların yediden yetmişe insan hayatının  önemli rutinlerini adeta teslim alması davranış bilimleri ve psikiyatride bir araştırma odağı haline gelmiştir4–6.  Akıllı telefon bağımlılığı, internet bağımlılığı gibi kavramlar bağımlılık psikiyatrisi akademik ve klinik alanlarına girmiştir. Teknolojinin insan hayatına çok kısa bir zaman dilimi içerisinde bu düzeydeki  ihlali belki de insanlık tarihinde ilktir, olumlu ve olumsuz taraflarıyla düşündürücüdür.

Tıbbi Anlamda Bağımlılık : Nedir, Nasıl Tarif Edilir?

Davranış bilimlerinde bağımlılık, genel hatlarıyla, tekrarlama isteği uyandıran, kontrol edilemeyen, giderek artan miktarda zaman ve efor gerektiren, azaldığında ya da kısıtlandığında huzursuzluk yaratan bireyin (ve çevresindeki bireylerin) genel işlevlerini ciddi şekilde etkileyen bir davranış sendromu olarak tarif edilir. Bu tarifin kapsama alanı, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin 2013 yılında yayınlanan DSM-5 Kılavuzunda (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayısal El Kitabı) İnternet Oyun Bozukluğu gibi tarifleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir 7.  Bağımlılk kavramı insanlık kadar eskidir, ancak spesifik bağımlılık tarifleri yaşanılan çağa göre değişebilir. Madde alımı ile seyreden (alkol, opiyat, stimülan, sedatif, cannabinoid vb. gibi)  bağımlılık sendromlarının önemli bir kısmını oluşturur, ancak yukarıdaki tarifte detaylandırıldığı üzere psikiyatride bağımlılık kavramı, madde alımını içersin ya da içermesin,  kendisi ve çevresi dikkate alınarak bireyin davranışlarında tarif edilen bir kavramdır. Tanı için kullanılan esas kriterler davranış kriterleridir, ve tanı için gerekli olan temel kriter bireyin kendisi veya çevresi tarafından bildirilen olumsuz sonuçlardır. Diğer bir ifadeyle, bir davranışın bağımlılık olarak tarif edilebilmesi için mutlak gerekli kriterlerden biri kişisel veya kişinin çevresine dair gösterilebilir bir olumsuz ya da istenmeyen durumun (işlevsel bozukluk) varlığıdır.

Bağımlılığın Nörobiyolojisi

Bağımlılık kavramı tıbbi olarak insan davranışlarında tarif edilse de, bağımlılık davranışlarının oluşmasında rol oynadığı düşünülen nörobiyolojik mekanizmalar vardır. İnsan beyninde ödül devresi (reward circuitry) olarak adlandırılan nöral devre, haz ve keyif duyumlarının düzenlenmesinden sorumludur. Dopamin nörotransmitterinin yoğun olarak bulunduğu bu yolaklar beyinde esas olarak nucleus accumbens ve ventral tegmental alan olarak isimlendirilen çekirdek gruplarıdır 8.  Bağımlılık yapıcı maddelerin beyindeki bu bölgelerde korunan hassas dopamin dengesine dışardan müdahele ederek haz duyumun oluşmasını sağladıkları bilimsel olarak gösterilmiştir 9.  Diğer yandan patolojik kumar oynama, internet oyun bozukluğu gibi kompleks bağımlılık davranışlarının yine ödül devresinin bozukluğuna bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir10,11.

Teknolojik Aygıt Kullanımı ve Bağımlılık Kavramı

Bağımlılık kavramı bir davranış sendromu olarak tarif edildiğinden kapsam alanı çok geniştir. Tıbbi olarak tarif edilen bağımlılık sendromları çağdan çağa değişiklik gösterebilir. Örneğin kumarhanelerin olmadığı  ve kumarın pratik olarak oynanamadığı bir ortamda kumar bağımlılığı davranışından  nasıl bahsedilemezse, alkolün olmadığı bir ortamda da alkol bağımlılığı davranışından bahsedilemeyecektir. Demek ki, bağımlılık sendromunun oluştuğu ortam, kapsadığı materyal ve bireyin bu materyalle olan ilişkisi yapılacak tarif için önemli öğelerdir. Geçtiğimiz onbeş yıl içinde İnternet kullanıcılarının oranının yüzde bin oranında artış göstermesi, teknolojik aygıtların insan hayatındaki yerininin kaçınılmaz bir noktaya gelmesi , çok hızlı bir şekilde kullanım yaygınlaşması ve bir çok teknolojik aygıtın toplumsal yaşamın bir parçası haline geldiği gerçeği, bu aygıtların kullanımının normal ve patolojik sınırlarının çizilmesini tıbbi olarak çok zorlaştırmaktadır6. Ancak, bağımlılık sendromlarının tarifi için gerekli temel noktalara düşünüldüğünde patolojik kullanımı klinik bir gözle ayırmak mümkün olacaktır. Akıllı telefonlar bu konunun tartışılması için en iyi örneklerden biri olabilir, çünkü kullanım yaygınlığı ve hayatın her aşamasına girmiş olmaları nedeniyle bireylerin davranışlarını değişik ortamlarda analiz edilmesine olanak sağlamaktadır.  Örneğin, birçok ihtiyacını akıllı telefon yardımıyla karşılayan bir birey düşünüldüğünde, bireyin aygıtla olan ilişkisinin doğasına  odaklanmak gerekir.  Bağımlılık kavramı sınırlarının normal kullanım sınırlarından ayrıldığı noktalar,   aygıtın kullanımı için harcanan süre, bu sürenin hangi diğer rutin aktivitelerden vazgeçilerek kullanıldığı, aygıt kullanımının kompulsif (takıntılı) ve giderek artan bir biçimde olup olmadığı, aygıtın yokluğunda bireyin huzursuz olup olmadığı ve bu huzursuzluğun düzeyi, ve aygıtın kullanımının bireyin yakınındaki kişilerin huzursuzluğuna  ve hoşnutsuzluğuna neden olup olmadığı, kişinin sosyal işlevlerinde istenmeyen bir sonuca yol açıp açmadığı gibi durumlardır. Bağımlılık kavramının teknolojik aygıt kullanımına uygulanmasındaki en önemli zorluk, teknolojik aygıtın o bireyin hayatındaki yerinin ne kadarının ihtiyaç sınırında olduğunun tespitidir. İhtiyaç nedeniyle yerine getirilen bir davranışın bireyde kompulsif bir kullanım isteğine yol açmayacağı ve kişinin aygıtla ihtiyacın yerine getirilmesinin ötesinde bir ilişki kurmayacağı düşünülür. Burada dikkat edilmesi gereken, bireylerin yaşama dair ya da mesleki rutinlerine toplumsal ve dahası kültürel olarak entegre olmuş (ya da olma sürecinde) olan teknoloji kullanımının, sadece bireylerin kullanım süresinin fazlalılığına odaklanlanarak patolojik sınırlarda değerlendirilmemesi gerektiğidir.

Bahsedilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise, bilgisayar teknolojisinin ihtiyaç tarifinin ötesinde  olanaklar sunabilecek bir noktaya gelmiş olmasıdır. Sanal oyun , “streaming” video,  çevrimiçi kumarhaneler ve bunun gibi  eğlenceye yönelik olanakların yaygınlaşması ve erişiminin çok kolaylaşması, İnternet Oyun Bozukluğu, İnternet Seks/Porno Bağımlılığı gibi yeni bağımlılık sendromlarının tarif edilmesine yol açmıştır 11,12. Eğlence sektörünün internet ortamına girmesi ile ortaya çıkan bu tip bağımlılık sorunlarının teknolojiye olan ihtiyaç kavramı ile açıklanabilmesinin zorluğu ortadadır ve bu durumlar toplumsal ve tıbbi olarak olarak daha büyük öneme sahiptir.

Quo Vadis?

Çok hızlı bir ivmeyle toplumsal bir fenomen haline gelen bu sorunların tarifinde psikiyatri ve davranış bilimlerinden gelen bilimsel araştırma verileri teknolojik ortamların ve aygıtların (internet, akıllı telefon, bilgisayar oyunları vb gibi) oluşturduğu bağımlılık sendromları hakkında henüz kapsamlı tarifler yapacak noktaya gelememiştir ancak yukarıda detaylandırılan temel psikiyatrik kriterler varolan tüm bağımlılık sendromlarına uygulanabildiği gibi gelecekteki teknolojik değişimlere paralel olarak ortaya çıkabilecek potansiyel yeni bağımlılık sendromlarını da şüphesiz ki tanımamıza yardımcı olacaktır. Bağımlılık sorunları bireyler kadar bireylerin çevresini de olumsuz olarak  yakınlarının rolü çok büyüktür.  Modern psikiyatride bağımlılık sendromlarının tedavisi esas olarak bireyin davranışlarını ve içgörülerini değiştirmeye yönelik psikoterapötik ve rehabilitatif metotlardan oluşmaktadır, ilaç tedavisi halen çok kısıtlı bir yere sahiptir. Teknolojik aygıtların aşırı kullanımının yol açtığı bağımlılık problemlerine karşı alınabilecek önlemlerden biri, bu olanakların yaşam rutinine hızlı bir şekilde sokulmasına ve sosyal aktivitelerin yerini almasına belli bir temkinle yaklaşmak olabilir, zira binlerce yıllık toplumsal ve biyolojik bir evimsel sürecin ürünü olan insan beyninin, ödül mekanizmalarından toplumsal normlara kadar çok fazla rutini değiştirmeye yeltenen onbeş yıllık bir teknolojik devrimin etkilerine  nasıl bir cevap vermeye hazırlandığı henüz bilinmemektedir.

 

Orjinal bağlantı : https://www.ituvakif.org.tr/dergi/sayi_73.pdf

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here