Stajyer Doktordan ‘Tıp’ Tercih Edeceklere Rehber Niteliğinde Bir Yazı

DoktorlarSitesi.NET Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (Türkçe) temsilcisi Stj. Dr. Pelin Öztürk üniversite tercihlerine yönelik olarak ‘Tıp’ hakkında en çok merak edilen soruların cevabını yazdı…

Eğer ki bu yazıya hayallerinize uzanan yolda sadece küçük bir basamak olan ülkemizin gerçeği üniversite sınavında beyaz önlük için yeterli puanı tutturduğunuz için tıklıyorsanız tebrik ederim aramıza hoşgeldiniz !
 Dört sene önce aynı yollardan geçen bendeniz şu an Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 5.sınıf öğrencisi bir hekim adayı aynı zamanda Cerrahpaşa Oryantasyon Ekibi üyesi olarak bu süreçte aklınızdan geçenleri az çok tahmin ediyor gerek okulumuzun tanıtım günlerinde gerek sosyal medyadan gelen mesajlarınızda bizzat yakinen tanık oluyorum. Üniversite hazırlık süreci yorucu, yıpratıcı bir süreç olsa da 18 yaşında Türkiye’de lisans eğitimine devam etmek isteyen her genç için bir basamak. Toplum, medya, eğitim sistemimiz bazen bu sınava değerinden fazla yük verip, kişilerin, sizlerin ne kadar değerli olduğunu ve bir sınavla ölçülemeyeceğini unutturabiliyor bizlere. Ama sizler bu sürecin sonunda eğer ki mutsuz olmuşsanız, istediğiniz gibi gelmemişse sonuçlar; lütfen bunun sadece birkaç sorudan ibaret bir basamak olduğunu unutmayın. Sizler emek vermiş ama bazı şeyler istediğiniz gibi gitmemişse hiçbir şıklı soru sizin emeğinizden, kendinize olan güveninizden kıymetli değil. Bu sınav son değil, sizlerde hayallerini bir sene erteleyen ilk kişi değilsiniz.İsteyin, yeter ! doktorlarsitesi
 Ve gel gelelim eğer ki yorucu geçen maraton sonucunda hedefi avcuna almış ama hala daha etrafından yükselen sesler azalmamış, aksine artmış kişilerdenseniz. Evet, tercih dönemi bu maratonun en zor kısmı. Tam bitti derken, bu sürecin son tatlı darbesi aslında sizlere. Bu süreçte bir ablanız, arkadaşınız, belki yarın bir gün meslektaşınız olarak
sizlere tıp ile ilgili en çok merak edilen 10 soruyu ve cevaplarını hazırlamaya çalıştım. Yanlışım, hatam varsa affola, anlaşılmayan bir yer olursa başka şeyler akıllara takılmışsa, özellikle “ Neden Cerrahpaşa?” diyorsanız aday öğrencilerimiz her zaman sosyal medya hesaplarımdan (aşağıda linkleri mevcut) bana ulaşabilirler:)
 Her sene oldukça karşılaştığımız soruların başında “Puanım tıpa da iyi bir mühendislik fakültesine de tutuyor. Kararsızım, çalışma sürecinde bir hedef belirlememiştim, puan gelince belirlerim demiştim. Şuan da belirleyemiyorum.”
 Ben bu süreçte tıp fakültesi tercih edecek her bireyin bir kez daha düşünmesi, aklındaki her soru işaretini iyice araştırması taraftarıyım. Tıp nasıl olsa garanti meslek, bir şekilde bitirir yolumu bulurum mantığıyla yaklaşılmaması gerektiğini düşünüyorum. X üniversitesinin mühendisliği mi var aklınızda gidin onlarla da görüşün, fakültelerinden çok mesleklerini sorgulayın.O mesleği yapan insanlarla iletişime geçin. Unutmayın siz bitirdiğinizde “şu” fakülteden mezun oluyorsunuz evet ama sonuçta ilk olarak mesleğinizle anılıyorsunuz. 10 sene sonra kendinizi o mesleğin sahasında mı yoksa beyaz önlüğünüzle servisten polikliniğe koştururken mi görüyorsunuz. Bilmelisiniz ki, bu dönemde toplum çok şey söyler ama o bölümü okuyacak olan da bundan sonraki yaşamınızda her sabah o işe gidecek olanda sizsiniz.
Adayların aklını kurcalayan bir başka soru.” Evet tıpa karar verdim.Doktor olmalıyım, beyaz önlük, steteskop benim hayalim ama bir tıp fakültesinde seçim yaparken nelere dikkat etmeliyim ? “
 Benim bu konuda nacizane önerim şu şekilde ben tıp fakültelerini üç ayaklı tabureye benzetiyorum. Hocası, hastası ve öğrencisi. Hocaların deneyimleri, araştırma alanları, uzmanlaştıkları branşlar ve sayısı, öğrencilerle olan iletişimi çok önemli. Çünkü her hoca bir bakış açısıdır aslında. Tıp fakültelerinde Hipokrat’ın ünlü bir sözü vardır. “ Tıp aslında bir sanattır, hemde ondan insanlık sevgisinin kopamadığı bir sanat. Ve bu sanat yönünden ötürüdür ki usta çırak ilişkisi ile öğrenilir. İşte ustanızın tecrübeleri çok önemlidir. Birçok köklü tıp fakültemizde hocalarımızın sayısı, tecrübesi yoruma açık bir konu bile değildir. Unutmayın ki bakış açınız hastanıza bakacağınız penceredir aslında. Ve bu bakış açısı tıp fakültelerinde şekillenmeye başlar. doktorlarsitesi
 Hasta ayağı dediğimde her öğrenci “Nasıl yani?” diye bakıyor hemen. Evet hastası. Çünkü Tıp fakültelerinde eğitimin klinik kısmı hasta üzerinde muayene yöntemleri, hastalıkları araştırarak gelişiyor. Yine seçeceğiniz tıp fakültelerinde hastaların ne kadar ulaşılabilir olduğuna dikkat etmenizi öneririm. Toplum tarafından o fakülte ne kadar tercih ediliyor başvuru noktası olarak. Orada belki dünyada 28 tane olan bir vakadan birisini muayene edecek ve bir daha o hastalıktan meslek hayatınız boyunca görmeyeceksiniz ama o fırsat size, o hastalığı öğrenme ve ayırıcı tanıda benzer şlkayetlerle gelen hastada o vakayı düşünme imkanı sunacaktır. Ufkunuzu genişletecektir. Öğrenc ayağı ise mümkünse eğitimin daha efektif olması için girdiğiniz dilime yakın dilimlerde öğrencilerle bir arada olacağınız fakülteleri tercih edin. Eğitim hayatınızda demek istediğimi anlayacaksınız eminim 😃 Tabiki bunlar benim kişisel görüşlerim. Benden çok daha kıdemli hocalarım, asistan abi ve ablalarım daha ayrıntılı bilgiler vereceklerdir. Görüşmenizi öneririm.
Peki ingilizce tıp mı, türkçe tıp mı ?
 Bu çok göreceli bir kavram bana göre. Meslek hayatınıza nerede devam etmek istediğinizle oldukça ilgili. Tabiki yurtdışında kariyer düşünen arkadaşlar için ingilizce tıp eşsiz bir seçenek olabilir. Ama ben bu konuyu şöyle özetliyorum.”İngilizce, tıp için şart ama ingilizce tıp şart değil :)” Tıp sürekli güncellenen bir bilgi deryası. Ve bizler, hekim adayları olarak meslek hayatımız boyunca bilgilerimizi güncel tutmalıyız. Bilimin ortak dili olan ingilizce, bu konuda en büyük kılavuzunuz. İlk cümlemde dediğim gibi kariyer olarak düşünmüyorsanız; ingilizce eksikliğini dışarıdan takviye ile, kendi imkanlarınızla, kurslar, eğitim programları yardımı ile kapatarak türkçe tıp eğitimi alarak da gelişmeleri takip etmeniz mümkün. Ama ingilizce tıpta okuyor olmak sürekli dil ile haşır neşir olmanızı, pratikliğinizi, tıbbi ingilizce terimlerine aşinalığınızı arttıracaktır. Büyük bir avantajdır ama şart değildir bana göre. Önceliğiniz fakülte seçimi olmalı. İstediğiniz, aklınıza yatan, eğitimine güvendiğiniz bir fakültenin ingilizce tıp bölümü olmuyor diye herhangi bir üniversitenin ingilizce tıp bölümünü sırf ingilizce tıp eğitimi veriyor diye yazmanın mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Eğer oluyorsa seçtiğiniz fakültede, ingilizce tıp bölümüde tutuyorsa bu size destek olacaktır.
“Ailem tıp fakültesinde okumamı çok istiyor ama ben istemiyorum ?”
 İlk kural, tıp fakültesi istenmeden okunacak bir bölüm değildir. Tercih döneminde hayatınızda hiç görmediğiniz akrabalarınız türeyecek “Ooo, doktor oluyormuşsun güzel kızım. Zaten biz seni hep doktor diye severdik” diyecekler. Kanmayın ! İleriye yatırım yapıyorlar sadece.:) (NOT: Sınav dönemlerinde o akrabalardan ses çıkmıyor.) Siz sadece içinizden gelen sese kulak verin. Tıp fakültesi toplum tarafından sözde gösterilen, günümüzde azalan doktora saygı, prestij için okunacak bölüm değildir. Severek, insanların en değerli varlığına, canına hizmet etmek için çıktığınız yolun ilk adımıdır tıp fakülteleri. Sorup soruşturduktan sonra size göre olup olmadığına yine siz karar verin. Ailenize de bunu bu şekilde açıklamanızı öneririm, dikkate alacaklardır.
“Tıp fakültesinde okumak gerçekten çok zor mu ? Doktorluk yapmak istiyorum ama fakülteyi bitirmek beni çok korkutuyor. Ya zorlanırsam, ya yapamazsam ?”
Cevabım çok net, okumak hala beni de çok korkutuyor 😃 Şaka bir yana ben genel olarak bende yarattığı zorluk olarak ygs lys senesinin psikolojik açıdan daha yorucu olduğunu düşünüyorum. Çünkü o maraton belli olmayan birşey uğruna bilgi deposu yapmak, işine belkide hiç yaramayacak bilgileri o sınavı geçene kadar beyninde tutmak gibi birşey. Oysaki üniversite hayatında eğer şanslı olan kısımdan isen tercih ettiğin, sevdiğin mesleği yapabilmek uğruna hayaline giden yola girmişsin sadece kendini destekliyorsun yani hedef artık apaçık gözüküyor. Bundan büyük motivasyon olur mu ? Üstelik her biri işine yarayacak bilgiler. Ki tabiki zorlanacaksın, tabiki “ Yeter, pes ediyorum. “ diyeceksin. Bu hayatın her alanında böyle. Zaten zorlanmıyorsan, engele takılmıyorsan orada bir sorun vardır. Yerinde sayıyor, ilerleyemiyorsundur. Bugünün dünden farklı olması için zorlanmamız, çaba sarfetmemiz gerek. Bu yüzden gerek çalışma gücü gerek bu eylemi zevkli hale getirebilmek benim için 10 senelik hayalim olan tıp fakültesinde okumak tahmin ettiğimden çok daha kolay oldu. Belki de ygs lys sürecinde tarih coğrafya çalışırken tıp hayalleri kurmam bu fikirleri edinmemi sağlamıştır. Bilemiyorum tabi 😃
“Peki, siz neden tıp fakültesini seçtiniz ?” Bu da oldukça karşılaştığımız bir soru. Her hekimin, hekim adayının buna verecek farklı yanıtları olacaktır. Birden çok kişiye sormanızı öneririm 😃
 Ben aslında tıp fakültelerine uzak bir ailede büyümedim. Etrafımda, ailemde doktor olan birçok akrabam vardı. İlkokulun sonlarından beri hayalimdi, ortaokulda “ Evet olabilirim.” demeye başladım. Ama kesin kararı orta sonda verdim sanırım. Annemin beyin ameliyatı ile birlikte bir hasta için doktorun, onun iki dudağından çıkan bir çift sözün ne kadar önemli olduğunu , gezdiğimiz onlarca doktorun arasında işini severek yapmanın önemini bir kez daha anlayınca. “ Bu iş severek yapılmayı öylesine hak ediyor ki bende sevdiğim işi yapmalıyım.”demiştim. Bazen ne kadar sevsen de toplumun bazı kesimine yetmediğini göz ardı ederek…
Fakülte yıllarında hiç “Keşke…” dediniz mi ?
 İnanın, hiç keşke demedim. Ve stajlara geçtiğimden, klinikte vakit geçirmeye başladığımdan beri her gün iyi ki diyorum. Şu an için doğru mesleğe doğru ilerlediğimi düşünüyorum. Sahaya atıldığımda ne olur bilemiyorum. Hastalarla iletişim halinde olmak, onlara şuan yardımcı olamasak bile öğrendiğimiz bilgilerin işe yaradığını, birilerini mutlu edebileceğini görmek bana büyük mutluluk veriyor. Ama keşke diyen de çok insan tanıyorum. Olabilir. İnsan 18 yaşında meslek seçimine maruz bırakılıyor, istediğini her yerde bulamaması çok normal. Sırf siz keşke demeyin diye bu yazı zaten:)
Ve sanırım dört senelik oryantasyon ekibi maceramda en ilginç soru buydu. “Sizin hiç arkadaşınız var mı, sinemaya, tiyatroya gidebiliyor musunuz ?”
 Gülmeyin… Bu sorularla sadece ben değil ekibimizdeki herkes karşılaşmaya başladı. Tıp fakülteleri öğrencilerinin sosyal yönlerinin olmadığı, hiç tatil yapmadıkları, kültürel etkinliklere katılmadıkları düşünülüyor. Bu aslında yanlış bir düşünce. Tanıdığım birçok tıp fakültesi öğrencisinde, hekimde, hocalarımda gördüm ki tıbbın yanında mutlaka bir sosyal uğraşımız, ilgi alanımız var. Tıbbın içinde olan insan her şeyden önce zamanını planlamayı, planına göre yaşamayı az çok öğreniyor. Ve sizde zamanınızı en verimli şekilde kullanmaya alışırsanız istediğiniz her etkinliğe vakit bulabiliyor telafisini ya daha önceden ya da sonradan yapacak şekilde sosyal hayatınızdan da geri kalmıyorsunuz. Sorunun cevabına gelince tabiki arkadaşlarımız var, konser, tiyatro, gezi birçok etkinliğe vakit ayırabiliyoruz önemli olan istemek. İstediğiniz bölümde olduktan sonra çalışmak da sosyal etkinlikler için telafi yapmak durumunda kalmak da size ağır gelmiyor, inanın. doktorlarsitesi
“Kadavra nasıl birşey ? Korkuyorum ben, görmesek olur mu ?” bu soruyu sadece aday öğrencilerden değil, sene içinde okul gezisine gelen lise 1 öğrencilerinden bile o kadar çok duyuyorum ki.
 Kadavra, tıp fakültesinde eğitim amacıyla kullanılmak üzere bedenlerini bağışlamış bağışçılarımızın bizlere, bilime en büyük hediyeleridir. Kadavra filmlerde, dizilerde, kitaplardan aklımızda oluşan ölü insan bedeniyle birebir aynı değil aslında. Çünkü kadavra materyalinin sizin önünüze gelmeden önce anatomi anabilimdallarında bir seri ilaçlama işlemlerinden geçirilmesi gerekiyor. Formol içeren çeşitli sıvılara uzun süreler maruz bırakılan bedenler biraz daha insan bedeni esnekliğini kaybetmiş oluyor. Ve sizin akıllarınızdaki “ölü insan “ kavramından çok, gerek hocalarınızın size önemini anlatması, bilime faydalarından bahsetmesi gerek o laboratuvar ortamının etkisiyle size eğitim için saygı duymamız gereken önemli bir materyal olduğu izlenimini yaratıyor. Evet bence görmesek olmazdı. Üç senelik anatomi eğitimim boyunca her anatomi pratiğinde ben hep kadavra üzerinde pratik yapmaya çalıştım, uzak durmamaya damarı, siniri, kası, organları elimle ayırt etmeyi öğrenmeye çalıştım. Anatominin cerrahi düşünen hekimler için katkısı kaçınılmaz. Anatomide kadavra üzerinde öğrenildiğinde kalıcı ve daha somut oluyor. Ne yazık ki ülkemizde bırakın kadavrayı organ bağışında bile oldukça yetersiziz. Birgün her fakültede yeterli sayıda kadavra bedenlerin olmasını diliyorum. Toplumumuzun bu konuda hekim adaylarından başlayarak bilinçlendirilmeye ihtiyacı var.
Son olarak en çok gelen bir başka soru ise “Ya fakülteyi bitirdiğimde tam olarak istediğim hastahane ortamı olmadığına, bu kadar yorucu bir tempoda çalışamayacağımı fark edersem ? Hayalimdeki mesleğin bu olmadığını düşünürsem ”
 Aslında bu her bölüm için geçerli ama tıp fakültesinde biraz daha şanslısınız diyebilirim. Çünkü fakülteyi bitirdikten sonra yelpazeniz oldukça geniş. “Ameliyathaneden, cerrahiden zevk alıyorum.” derseniz cerrahi branşlara yönelebilirsiniz. ” Hayır, ben hekimlik yapmak istiyorum evet ama cerrahi nöbeti, çalışma şartları bana göre değil.” derseniz o zaman dahili branşlara yönelebilirsiniz. “Yok, ben çok fazla hasta ile hasta yakını ile içli dışlı olmak istemiyorum. Sonuçta sağlıkta şiddet diye olmaması gereken bir kavram girdi literatürümüze.” derseniz. Sizi destekleyecek birçok hekim olacaktır. O zaman biyokimya, mikrobiyoloji, fizyoloji gibi gibi temel tıp bilimlerini yazabilirsiniz. ” Yok efendim ben dermatoloji yapayım sonra bir klinik açarım.”  diyorsanız onu da yapan hekim adaylarımız mevcut. ” Yok ben araştırma kısmına yönelmek istiyorum, deney tüplerini, laboratuvarları çok seviyorum. Bilime katkıda bulunacağım. ” derseniz yine temel bilimler başta olmak üzere birçok alandan hayalinize ulaşabilirsiniz. Ya da ” Ben çok heyecanlı, aksiyonlu, inişli çıkışlı bir yaşamı seviyorum.” derseniz.Buyurun acil tıp uzmanlığı tam size göre belkide. Ya da ” Fakülte altı yılda zaten yeterince saçlarımı beyazlattı, bana şöyle sabah 8 akşam 5 bir iş verseler.” derseniz toplum sağlığı merkezlerine yönelebilirsiniz. “Ya da bizzat hekimlik yapmak değilde danışmanlık yapmak istiyorum.” diyorsanız. İş yeri hekimliğini düşünebilirsiniz gibi gibi. Aslında yelpazeniz oldukça geniş kendinize göre bir alan bulma ihtimalinizin en çok olduğu bölümlerden birinde, deniz derya olan tıbbın içindesiniz 😃
 Evet, üniversite adayı, belki de hekim adayı arkadaşlarım. Her birinizi tebrik ediyorum, istediğiniz olsa da olmasa da. Çünkü bu süreç malesef aynı zamanda psikolojik de bir süreç. İnanın birkaç sene sonra dönüp baktığınızda yüzünüzde güzel bir tebessümle hatırlayacağınız anılardan bir tanesi haline geliyor, içindeyken çekilmez olan bu süreç.
 Dilerim yapacağınız tercih, bundan sonraki yaşamınızda her sabah uyanıp o alarmı kapattığınızda sevinçle gideceğiniz bir meslek için hayatınızın ilk adımı olur. Bu devirde ülkemizde sevdiği işi yapanlardan olmak büyük lütuf !
 Unutmayın, siz önemlisiniz sadece. Siz !
 Ve birkaç ay sonra o bölümde okuyacak olan da yine siz !
 On sene sonra sabah o alarmı kapatıp uyanacak olan da !
Not: Tüm yazanlar naçizane kendi görüşlerimdir kıdemlilerim varsa eksiklerimi düzeltirlerse şimdiden teşekkür ediyorum. Yanlışım varsa affola !
       Aday öğrencilerimizin sorularını bekliyorum 🙂

       Tüm bu görüşlere sahip olmamı sağlayan, tıp fakültesini zorlu ve yıpratıcı süreçten çok güzel yanlarını yaşamamıza ön ayak olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne ve değerli hocalarıma borçluyum. İyi ki Cerrahpaşa ailesinin bir parçasıyım 🙂


Stj. Dr. Pelin ÖZTÜRK – DoktorlarSitesi.NET Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (Türkçe) Temsilcisi

https://twitter.com/drpelinozturk

https://www.instagram.com/drpelinozturk

KaydetKaydetKaydetKaydet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here