Dilbilimci Beyin. Şu sıralar, beynimizin var olan ama dikkatimizi çok da celp etmemiş birçok özelliğini okuyoruz, duyuyoruz. Ciddi manada, üzerine yazılmış birçok kitap bulunuyor artık. Ve her biri de, bu sıra dışı organın farklı fonksiyonlarını anlatmaktadır. Asırlardır, birçok bilim insanı, filozof beyinle hep yakından alakadar olmuştur. Kapalı bir kutu içerisinde, ahenkle çarklarını döndürmesi, onun her zaman ilgiyi fazlasıyla hak etmesini sağlamıştır. Beynin çok yönlü bir organ olmasının vermiş olduğu yöneticilik pozisyonuyla, vücudumuzdaki işleyişin genelinden haberdardır. Yazımda, beynimizin dil öğrenme üzerindeki etkisinden söz edeceğim.

Beyin, iki parçalı ve birbirine bağlı bir organdır. Tez, antitez ve sentez eylemlerini bir arada götürebilmesini sağlayan birçok odadan oluşmuştur. Şu anda aklınıza ne geliyorsa, bilin ki hepsi beyninizden vize almışlardır. Ve rahatça dimağınızda dolaşıyorlardır. Kozmos deyince, akla gelen evrendir; insansa mikro kozmostur. Beyin ise, insan vücudu içerisinde makro ölçüde işler yapabilen bir evrendir. Evren olarak tabir etmekte sıkıntı görmüyorum çünkü henüz çözülmeyi bekleyen birçok bilmeceye haiz.

Dilbilimci beyin, çünkü inanılmaz bir eylemdir konuşmak ve -düşünsenize- konuşmayı öğrenmek. Beyin, bu yetisini yerine getirirken, ağırlıkta olarak sol lobunu kullanır. Dille ilgili fonksiyonel çarklar buradadır. Dili öğrenip, yorumlamamızı sağlayan ve onu kullanmayı öğreten bölümler bu alandadır. Broca bölgesi, Wernicke bölgesi, Motor korteks ve İşitsel korteks. Şu anki verilerimize göre, bu bölgelerin birbiriyle uyumlu çalışmasıyla biz konuşabiliyoruz. Broca, dili anlayıp, üretmemizi sağlayan alandır. Wernicke, dışarıdan ve içeriden gelen duyuların anlamlandırıldığı alandır. Motor korteks, konuşmanın fiziksel üretiminden sorumlu alandır; konuşurken ağzı, dudağı yönetir. İşitsel korteks, isminden de anlaşılacağı üzere seslerin alınmasından sorumlu alandır.

Peki biz bir dili nasıl öğreniriz? Bunun üzerine geliştirilmiş birçok hipotez bulunmaktadır. Hakim olan görüş şu, beynimizde bu 4 alanın açılmasını sağlayan bir “dil satın alma aracı” bölgesi mevcut. Ve bu araç, biz doğduğumuzda açılıyor. Ve 5 yaşına kadar bu satın almalar, daha efektif hizmet veriyor. Hepimizin malumu olduğu üzere; öğrenmenin yaşı yoktur ama bir dil öğrenmeye niyetliysek, çok da geciktirmemek gerek. Mandela’nın şu sözüyle bitirelim.

“Biriyle anladığı dilde konuşursanız zihnine, eğer onun kendi dilinde konuşursanız kalbine hitap etmiş olursunuz.”

 

Bir Cevap Yazın