Sağlık Bakanlığı, televizyon programlarının müdavimi olan ve söyledikleri büyük ilgi gören ünlü isimlerin “sıra dışı” sağlık ve beslenme önerileri üzerine harekete geçti. Bakanlık, sağlık ve beslenme konusunda yorum yapanlar için “ekran sertifikası ve akreditasyon” zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor

“Kolesterol kalp hastası yapmaz, aksine kolesterolü yüksek olan çok yaşıyor” diyen Prof. Dr. Canan Karatay, tıp endüstrisinin ilaç satmak için hastalık ürettiğini savunan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, kendi web sitesindeki özgeçmişinde halk arasında “Türkiye’nin Lokman Hekimi” ya da “Bitkilerin Efendisi” olarak tanındığı belirtilen “kozmik bilimci” Ahmet Maranki ve diğerleri…

Uzmanlıklarının yanında, gördükleri rağbetle artık birer ‘televizyon yıldızı’, sıra dışı önerileriyle de birer ‘tartışma öznesi’ haline geldikleri söylenebilir. Ancak ‘modern tıpçılar’la ‘gelenekselciler’ arasındaki tartışmaların büyümesi ve ekranlarda dile getirilen sıra dışı sağlık-beslenme önerileri üzerine halkın kafasının karıştığını düşünen Sağlık Bakanlığı, çok tartışılacak bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Sağlığın medyada tartışılmasını ‘bilimsel temel’e oturtmak isteyen bakanlık, özellikle ‘geleneksel ve tamamlayıcı tıp’ konularında televizyonların müdavimi olan ünlü uzmanlara ‘ekran sertifikası ve akreditasyon’ zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor.

anan Karatay ve Ahmet Maranki gibi medyatik uzmanların ekranlarda dile getirdiği sağlık önerilerinin kamuoyunda tartışma ve kafa karışıklığı yaratmasının önüne geçmek isteyen Sağlık Bakanlığı ilk adımı attı. Bakanlık, RTÜK’e gönderdiği bir yazıyla, ekrana çıkacak doktorlara ve uzmanlara, sağlık meslek mensuplarının uyacağı kuralları ve etik değerleri içeren bir taahhütname imzalatılmasını istedi. Taahhütnameyi uzmanlara, yayınına katılacakları televizyon ya da radyo kuruluşları imzalatacak. Sağlık Bakanlığı’nın televizyon kanallarına ve radyolara duyurulmasını istediği taahhütnamede, yayına katılacak uzmanın adı-soyadı, imzası ve diploma numarasının yazılacağı alanlarla, yayın boyunca ‘uyacakları’ 12 madde yer alıyor. İşte o maddeler:

 ‘UZMANLIK SINIRLARIM İÇİNDE KALACAĞIM’

-Kanunlara, genel ahlaka, tıbbi deontoloji ve sağlık meslekleri etik kurallarına uyacağım.

-Dürüstlük ve tarafsızlık, saygınlık ve güven, nezaket ve saygı gibi temel etik ilkelerine uygun davranacağım.

-Bilgilendirmelerimde uzmanlık/mesleki alanım sınırları içinde kalacağım

-Belirli hasta veya hastaların teşhis ve tedavisine yönelik bilgilendirme yapmayacağım.

-Kişileri yanıltacak, yanlış yönlendirecek ve paniğe sevk edecek şekilde konuşmayacağım.

-Kişilerin bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar edecek şekilde veya abartılı iddialar ileri sürerek yanlış izlenim oluşturmayacağım.

-Doğruluğu bilimsel ve klinik olarak kanıtlanmamış veya mevzuatla tıbbi işlem olarak tanımlanıp düzenlenmemiş tedavi ve yöntemler hakkında; bu yöntemlerin hastalıkları tedavi ettiğine dair bilgilendirme yapmayacağım.

-Hastaları belirli bir hekim veya belirli sağlık kuruluşlarına yönlendirmeyeceğim.

-Sağlık hizmetlerinin sonuçlarını garanti eden bir dille ve kesinlik vaat edecek şekilde konuşmayacağım.

-Bilimsel yayınlardan alıntıları ve bilimsel terimleri yanıltıcı şekilde kullanmayacağım.

-Sağlık kuruluşları ve sağlık meslek mensuplarına yönelik, şiddete sevk edici, aşağılayıcı ve alay edici ifadeler kullanmayacağım.

-Ülkemizde uygulanması yasaklanmış olan tıbbi işlemlere yönelik bilgilendirme yapmayacağım.

TAAHHÜT VAR YAPTIRIM YOK

Konuyla ilgili görüştüğümüz RTÜK yetkilileri, taahhütnameye uyulmamasının bir yaptırımı olmadığını belirterek, “Tamamen kanalların, yayıncıların inisiyatifinde” dedi. Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise “Uzmanların, imzaladıkları taahhütnameye uymamaları halinde bir cezai müeyyide yok. Tıp ve etik kurallarla ilgili genel hükümler uygulanabilir. Ayrıca taahhütnameyi uygulayıp uygulamamak noktasında karar televizyon kanallarının” diye konuştu.

‘KALBİ DURDURAN BİTKİLER VAR’

Uygulanacak sistemin ayrıntılarını HABERTÜRK’e anlatan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, sağlıkta bilimsel temele dayanmayan söylemlerden kaçınılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Ekranlarda birçok isim beslenme konusunda açıklamalar yapıyor. Bunların arasında hiçbir bilimsel kanıta dayanmayanlar var. Deniyor ki, ‘Kiraz yerseniz prostat kanseri geçer.’ Tamam da, öyle demekle kanser geçmiyor. Önerdikleri bazı bitkilerin fazla alınması sonrasında ölümler bile yaşanabilir. Ya da ‘Çay yap iç’ diyor. İyi de, çok içildiğinde kalbi durduran bitkiler var.”

Türkiye Halk Sağlığı Kurum Başkanlığı’nın ekranlara çıkan isimlerle ilgili çalışma yapacağını ifade eden Gümüş şöyle devam etti: “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü ile Kronik Hastalıklar ve Halk Sağlığı Enstitüsü açılacak. Ayrıca bir Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kuruyoruz. Özellikle televizyon programlarına çıkan isimlere bakılacak. O isimler geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında tavsiyelerde bulunuyorlarsa, önce çalışmalarını Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’ne göstererek onay alacaklar. Her önüne gelen kalkıp topluma bir şeyler öneremeyecek.”

Kim olursa olsun, bilimselliği kanıtlanmamış, sağlıkla ilgili hiçbir bilginin televizyonlarda açıklanmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Prof. Dr. Gümüş, “Öneride bulunacak uzmanlar, kendi alanlarıyla ilgili bile olsa, önce bize gelip anlatacaklar. Bilimsel verilerini ve kanıtlarını önümüze koyacaklar” dedi.

Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nün bu ay sonu açılacağını ve başkanının atanacağını dile getiren Gümüş, sistemin nasıl işleyeceğini ise şu şekilde anlattı: “Oluşturulacak 20 kişilik bilim kurulu, ekrana çıkacak isimler için standartları belirleyecek. Geleneksel ve tamamlayıcı tıpla ilgili topluma önerilerde bulunacak isimler, varsa bilimsel çalışmasını önce o bilim kuruluna anlatacak. Bilim kurulu çalışmaları inceleyecek, uygun bulursa bu kişilere sertifika verecek. RTÜK ve medya kuruluşlarıyla da protokol imzalanacak, ekranlara çıkması uygun görülen isimlerin listesi sunulacak. Sertifikası olmayan isimler TV’lerde açıklama yapamayacak. Böylece bilimsel temeli olmayan konularda kamuoyu önünde bilgi vermelerini önleyeceğiz.”

1 YORUM

  1. Böyle komisyoların kuruluş amacı çok güzel başlıyor ama sonra amacını sapan kurumlar haline geliyor. örneğin Gıda Tarım ve hayvancılık Bakanlığı Bitki listesi komisyonu ve yayınlanan bitkiler.Bu bitkilerin kullanılan kısımları vb belirtiliyor. Liste de nar olmadığı için içinde nar çekirdeği suyu olan ithal bir ürüne onay vermiyorlar ama marketler nar suyu, nar ekşisi dolu…:))) Umarım kuruluş amacına uygun çalışan bir komisyon olur.

  2. lütfen bu duyarlılığı imamından ilahiyat profesörüne kadar din hakkındaki konuşmacılara,ilkokul mezunu kaleciden işadamı futbol yorumcusuna da gösteriniz.

  3. Eczanelede ilaç ve Gıda takviye ve kozmetik reyonları görüyoruz…reyonlara bakıldığında iki tane ilaç reyonu varken dürt veya beş Gıda ve kozmetik reyonu var…Sanki ilaç yerine başka şeyler satılıyor…İlaç haricinde ürün satan şirketler eczanede çalışan elemanlarla anlaşarak prim karşılığında ürün tasviye ediliyor ve satılıyor…Bu uygulamalar ne kadar doğru bilgilendirirseniz memnun olurum…

Bir Cevap Yazın