Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, büyük ve küçük damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülür.

Kardiyovasküler hastalık: Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha fazladır.

Retinopati (Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin yüzde 2’si kör olurken, yüzde10’unda ağır görme bozukluğu gelişir.

Nefropati (Böbreklerin hasar görmesi): Diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1 diyabetli kişilerin yüzde 40’ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve böbrek nakli gerektirebilecek, ağır böbrek hastalığı gelişebilir.

Nöropati (Sinirlerin hasar görmesi): Diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı, bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile (amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef diyabet gelmektedir. Diyabetik sinir hastalığı ayrıca iktidarsızlığa da yol açabilir.

Diyabetin hücrelerinizi nasıl etkilediğine gelecek olursak; dehidroaskorbat tek başına metabolik bir fonksiyona sahip değildir ve biyolojik olarak aktif formu olan askorbik aside dönüşerek fonksiyon görür. Kontrol altında olmayan diyabet hastalarında plazma glukozunun yüksek olmasından dolayı bu glukozlar, aynı taşıyıcıyı kullandıkları dehidroaskorbik asit ile yarışarak onun hücreye girişini engellerler ve sonuçta askorbik asidin yenilenme döngüsü bozulmuş olur. Dehidroaskorbik asidin hücreye girişinin azalması, hücre içi askorbik asit seviyesinin düşmesine yol açar. Diyabetteki bozulmuş antioksidan savunmanın mekanizması budur.
(askorbik asit: bildiğiniz c vitamini. hücrelerimizi oksidan maddelerden korur.)

Bir Cevap Yazın