Türkiye tembelliğin ve miskinliğin damga vurduğu; heyecan ve coşkunun yok düzeyinde olduğu genel seçime gün sayarken bir hekim sarsıldı! Son yıllarda giderek tırmanan hekime yönelik şiddetin silahlı ve öldürücü eli bir kez daha bir Göğüs Cerrahisi Uzmanı’nı aldı aramızdan!

Yöneticisi olduğum dönemde İzmir Tabip Odası’nın sanal ortamda yaptığı bir anket sonucunda her 2 hekimden birisinin şiddet deneyimi yaşadığını öğrenmiştik. İlerleyen sorularda şiddete uğrayan her iki hekimden birisinin fiziksel şiddet gördüğünü fark edince şaşkınlığımız katlanmıştı!

KATİLE TAKILIP KALMAMAK GEREK

Cinayetten sonra yakalanınca kameralara sırıtarak poz verebilen katile takılıp kalmamak gerek! Bu manzara bilindik meczup masallarından bir yenisinin dillendirilmesine son derece uygundur çünkü! Böyle durumlar öze yönelmenin önündeki tuzaklardan birisi olması bakımından da önemlidir!

Yine ankete dönersek, bir başka ilginç nokta katılımcıların ezici çoğunluğunun şiddetin yönetenlerden kaynaklandığı saptamasını yapmış olmalarıydı.

“Ben bu doktorlara iğne yaptırmam!” sözünün sahibi böyle iddialı olsa da o doktorlara ameliyat oldu ve şu anda devletin doruğunda! Kendisi çağdaş tıptan yararlanırken hekimleri hedefe koymuştu bile!

Şimdilerde adı, sanı duyulmayan önceki sağlık bakanı ise “Bu doktorlar paragözdür, ne verirsen ver gözleri doymaz!” incisiyle oturmuştu gündeme!

Bu gibi sözlerin havada uçuştuğu, her iki kişiden birinin oyunu aldığı kimselerin oluşturduğu iklim fazlasıyla sorumlu değil midir sağlık ortamında öldürmeye varan şiddetten? Çok daha kötüsü, bu olayların olağanlaşması ve sıradanlaşmış olması değil midir?

Çoğu zaman olduğu gibi saptama ve durumu ortaya koymada kusursuz olduğumuz söylenebilir.

PEKİ ÇÖZÜM NE

Bundan üç yıl önce, Gaziantep’te Dr. Ersin Arslan’ı aramızdan alan bıçaklı saldırıdan bu yana ortamda ve şiddet sıklığında bir şey değişti mi sorunua vereceğimiz yanıt ne yazık ki başımızı önümüze eğdirecek türdendir!

Bugünlerde sağlık çalışanları yine öfkeli, yine kabına sığmayan bir çağlayan gibi olacak! Yakalarımızdaki Ersin Arslan fotoğrafının yerini Kamil Furtun’unki  alacak!

HEDEFE KONAN AKIL VE BİLİMDİR

Oyavcısı seçilmişlerin söylemleri aracılığıyla hekimlerin hedef gösterilmesi ne yazık ki yalnızca tıp insanlarına özgü bir durum değil! Başka pek çok uğraş sahibi de benzer şekilde hedefe konuyor Yeni Türkiye’de! Fotoğrafın bütününe baktığımızda hedefe konanın gerçekte akıl ve bilim olduğunu görmemiz güç olmaz!

Örneğin, tıp alanında her geçen gün güç kazandırılan ve başbakan eşleri gözetimi ve desteğinde topluma sunulan “nebevi” sıfatlı tıp uygulamaları dikkatten kaçırılmamalı!

Böyle bir ortamda, çağdaş tıp anlayışının temsilcileri olan hekimlerin övülen değil sövülen, sevilen değil dövülen ve sayılan değil öldürülenler olmasına şaşırılmamalı!

Bu gibi durumlarda öfkelenmek, göz yaşartıcı söylemlerde bulunmak işin kolayıdır!

Hastalıkların doğaüstü yöntemlerle tedavi edilebildiği, otacılığın alıp başını gittiği, kupa çekmenin genel geçer yöntem olarak pazarlanabildiği bir ortamda hekime gerek var mı? Ya da içlerinden birinin eskilmesinde sakınca?

Hekimleri öldürmeye varan şiddetin sıradanlaştığı ortamda bir başka noktaya daha değinmeden geçilemez! O da, hekimlere saldırının özendirilmesiyle eşzamanlı olarak, akla ve bilime yönelik aşağılamanın Türkiye üzerinde oluşturduğu koyu gölgedir.

Tüm bu gerekçelerle, her bir yurttaşa olduğu gibi hekimlere de düşen görevler var! Doğru ve amaçlı eylemlerle saygınlıklarını geri kazanmak bunlardan birisi!

Bir başkası ise ülkenin genel iklimini değiştirmeye yönelik görevlerdir! Temsilcisi ve uygulamacısı oldukları tıp biliminin yanı sıra başka pek çok bilim alanını ve insan aklını özgürlüğe kavuşturmaksızın bu gibi saldırıların sonunun gelmesini beklemek düş görmeye eşdeğer bir durumdur!

Bu başarılmadıkça Yeni Türkiye’de ne hekimlere, ne hukukçulara, ne mühendislere, ne öğretmenlere, ne düşünürlere ve ne de başka değerli insanlara rahat verilmeyeceği kesindir!

TIBBIYELI OLMANIN TAM ZAMANI

Bir hekim olarak, hekimlere düşen görevi anımsatmam gerekirse Tıbbiyeli olmanın tam zamanıdır! Unutulmasın ki; Tıbbiyeli olmak hekim olmanın yanı sıra duyarlı olmanın da adıdır! O nedenledir ki; Tıbbiyeli Çanakkale’de toprağa düşmede, Bandırma Vapuru’a yolcu olmada, Sivas Kongresi’nde “ya İstiklal ya Ölüm” demede, ilk TBMM’de görev almada, Cumhuriyet’in kuruluşunda öne atılmada ve devrimlerin yaşama geçirilmesinde en önde olmuştur.

Bir kez daha ön alma göreviyle karşı karşıyadır Tıbbiyeli!

Hem kendisi, hem vatanı için!

Bunun için gereken tek şey sıradan değil sıradışı olmak! Kararlı, gözüpek ve atılgan bir tutum takınmak!

Samsun’da alçakça saldırı sonucu sonsuzluğa göçen sevgili Dr. Kamil FURTUN’un anısına saygıyla!

Tıbbiyeli ruhunu harekete geçirmesi dileğiyle….

Ceyhun Balcı

İzmir Tabip Odası 2014-2016 Dönemi TTB Kongre Delegesi

kaynak: ODA TV

Bir Cevap Yazın