Aşağıdaki yazı Uzm. Dr. Fatih BATI tarafından geçen yıl kaleme alındı, 1 yıl aradan sonra hiçbirşeyin değişmediğini belirterek bu yazıyı tekrar yayınlıyoruz:

TIP FAKÜLTELERİNDE KONTENJAN REZALETİ!

Son 1-2 yılda tıp fakültelerindeki kontenjan artışı %25 , son 5-6 yılda ise bu rakam %100seviyelerine ulaştı. Ülkemizdeki yaklaşık 30 bin hekim açığını, fiziki şartları ve tıp fakültelerinin eğitim öğretim ihtiyaçlarını düşünmeden, hızlı bir kontenjan artırma yoluna ve yeni tıp fakülteleri açmayı çözüm olarak gören Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK ), aslında tıp eğitimini nasıl baltaladığının farkında değil mi acaba?

Yarının doktorları bugün amfilerde ayakta ve taburelerde tıp eğitimi görüyor. Üniversite sınavında ilk 1000’e , 5 bin’e , 10 bin’e girerek büyük başarı elde eden tıp fakültesi öğrencilerine layık görülen eğitim bu mudur? Ülkemizin hekim açığı bu şekilde şuursuzca açılan tıp kontenjanları ve karga tutulumba tıp eğitimi verilerek yetiştirilen hekimler ile mi kapatılacak?

Amacımız nitelikli hekim yetiştirmek mi? Yoksa bir an önce hekim açığını kapatmak mı olmalı?

200-300 kişilik amfilere bugün 500-600 kişi sığdırmaya çalışmak hangi akla ve mantığa uygundur?

Kontenjanları bu denli artırırken yeni gelecek insanların belli bir hacme ve kütleye sahip olduğundan haberiniz yok mu?

Bir bardağa bir bardaklık su koyabilirsiniz, iki bardaklık suyun taşacağını hesaba katamıyor musunuz?

YÖK ve ÖSYM artık bu rezalete son vermelidir! Önce fiziki şartlar iyileştirilmeli, eğitim sunacak öğretim üyesi sayısı , öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı standart bir tıp eğitimi düzeyine getirilmeli ve ondan sonra kontenjan da artırın, tıp fakültesi de açın …

1897791_10152385551727937_4476643986406227327_n

Yukarıdaki resim İstanbul Tıp Fakültesi’nden, özellikle YÖK yetkililerinin bu resme iyice dikkatlice bakmalarını istiyoruz. Sayın Prof. Dr. Yekta Saraç , orada ayakta duran öğrencilerden birinin kendi evladı olmasını ister miydi acaba?

hacettepe_15hacettepe_15hacettepe_15

hacettepe_15

Tıp eğitimi usta-çırak ilişkisidir, stajlarda en iyi verim hasta başı eğitimlerle elde edilir, bu kadar öğrenciyi hangi hastanın başında eğitebilirsiniz? Hasta servis odalarına dahi sığmayan öğrencilere tıp fakültelerimizde ne kadar verimli bir eğitim veriyoruz acaba? Bunlar hiç düşünülüyor mu?

10325211_10152385551652937_2724118834293819137_n

Bırakın eğitim almayı nefes almanın dahi zorlaştığı amfilerde yarının hekimlerini yetiştirmek , onlara bu zulmü yapmak vicdanınızı hiç mi sızlatmıyor? Sınıfların kalabalığından dolayı bazen derslerin iptal olduğunu ya da hocaların gayreti ile ayrı gruplarda fazla zaman ve mesai harcanarak sıkıntıların giderilmeye çalışıldığını bilmiyor musunuz?

Geçtiğimiz günlerde Hacettepe ve İstanbul Tıp Fakültesi öğrencilerinin sesine Abbas Güçlü köşesinde yer vermişti, işte ordan kısa bir kesit;

Sesimizi duyun!
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem 2 öğrencileri olarak okulumuzdaki yoğun kalabalığa dikkat çekmek istiyoruz.
Bu sıkıntımıza, Milliyet’te yer verebilirseniz oldukça mutlu oluruz.
Bizim okul içinde yönetimle görüşmelerimizden bir sonuç çıkmıyor.
Bu kalabalığın sorumlusu YÖK’e ulaşma gibi bir şansımız ise yok. Medyanın gücünü kullanarak yetkililerin bir adım atmasını sağlamayı umuyoruz
Hacettepe Tıp, her ne kadar köklü tarihi ve yetiştirdiği başarılı doktorlarıyla tanınsa da, bugünlerde bambaşka bir şekilde anılıyor.
Ülkenin en yüksek puanlı fakültelerinden biri olan Hacettepe Tıp, öğrenciler amfide oturacak yer bulamıyor, kimi zaman derslere banyo tabureleriyle geliyorlar.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na göre fakültenin altyapısı gereği alınabilecek öğrenci sayısı 200.
Bu sene kayıt yaptıran öğrenci sayısı ise 600’ü geçmiş durumda.
Bu öğrenciler, laboratuvar derslerinde kadavraları görememekten, mikroskopları etkili kullanamamaktan şikayetçi.
Teorik dersleri işledikleri amfilerde yer bulamadıklarını söyleyen öğrenciler, en büyük amfilerinin 220 kişi olduğunu kaydederek; çoğu zaman amfide ayakta kaldıklarını, kimi zamansa bu yüzden derslere hiç gelmediklerini belirtiyorlar.
YÖK’ün fakültelerin altyapısını hiç düşünmeden yaptığı bu orantısız kontenjan artışları yüzünden 4.- 5. sınıflarda yaptıkları hastane stajlarında da sıkıntılar yaşanıyor.
Kliniklerdeki fazla öğrenciler kadar öğretim üyelerinin ve hastaların da mağdur olduğu ifade ediliyor.
Türkiye’nin en iyi doktorlarını yetiştirmekle övünen bu fakültede öğrenim gören öğrenciler nasıl birer doktor olacakları konusunda endişeli.
Atılacak adımlarla, alınacak önlemlerle tıp fakülteleri için hayallerin gerçeğe dönüşmesi asla imkansız değil. Fakat bu kafa yapısı devam eder, hiçbir adım atılmazsa tıp fakültelerinin sonu da kaçak göçmen teknelerinden asla farklı olmayacaktır.
Uçup giden hayaller, kaliteli eğitim alamadan mezun oldukları için kimi canların uçup gitmesine sebep alacak doktorlar…
O uçup giden canların suçu ise asla o doktorlarda olmayacaktır, bugün şartları iyileştirici yönde adım atmayıp hayalleri yıkanların olacaktır…”

Korkunç tablo!
“İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisiyim.
Türkiye’de birçok üniversitede de olduğu gibi, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde de son yıllarda hızlı bir kontenjan artışı olduğu bilinmektedir.
ÖSYM Kılavuzu verilerine göre, 2007 yılında 318, 2008 yılında 359, 2009 yılında 410, 2011 yılında 416, 2013 yılında ise 498 öğrenci, İstanbul Tıp Fakültesi’ne alındı.
Yedi yıllık bu süreçte, yapılan ani kontenjan artışları, altyapı olanakları ve eğitim kadrosu dikkate alınmaksızın yapıldığından dolayı, tıp eğitiminde ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Laboratuarlarımızın kapasiteleri, mevcut öğrenci sayısına eğitim veremeyecek durumdayken, devamlı olarak kontenjanın artırılması temelsiz bir tıp eğitimine neden olmaktadır.
Kaldı ki tıp eğitimi ağırlıklı olarak uygulamalı bir eğitimdir ve iyi hekim olarak yetişmenin ön koşulu olabildiğince çok hasta görmek ve muayene etmektir. Fakat kontenjan artışı ve öğretim üyelerinin son dönemlerdeki yasal düzenlemelerle görevlerinden ayrılmaları dolayısıyla bir öğretim üyesi ve bir hasta başına düşen tıp öğrencisi sayısı 20-30 arasındadır.
Böyle kalabalık pratik derslerde, öğrencilerin tamamının hastayı muayene etme şansı olmamaktadır. Niteliksiz doktorların yetişmesine sebebiyet vermek halkın sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Durum böyle iken YÖK’ün her fakültenin her sınıfına mevcut kontenjanının yüzde 10 kadar sayıda Suriye ve Mısır Üniversiteleri’nden yatay geçiş hakkı kararı kabul edilebilir değildir.
İstanbul Tıp Fakültesi Fakülte Yönetimi YÖK’e birçok kez kontenjan artışının durdurulması ve hatta yüzde 30 oranında azaltılması için dilekçe yazdığı halde bu durum tersten anlaşılmış olacak ki bu yıl yüzde 30 oranda kontenjan artışına gidilmiştir.
Fakültenin öğretim üyeleri ve öğrencileri olarak eğitimdeki aksaklıklardan duyduğumuz rahatsızlığa karşı sesimizi duyurmak istiyoruz.
Geleceğin hekim adayı olarak kendi adıma ve arkadaşlarım adına duyduğum endişeyi, eğitim konusunda hassasiyetinizi düşünerek sizinle paylaşmak istedim.
Bu konunun kamuoyuna duyurulması için yardımcı olabilirseniz çok seviniriz.
Mektubumu açık mektup olarak da yayınlayabilirsiniz. Bu sorunu, birçok fakültenin yaşadığını ve benzer tepkiler duyduğunu da düşünürsek, belki tüm Türkiye’de eğitimi iyileştirecek bir hareket başlatabiliriz…”

Son söz olarak şunu söyleyebiliriz ki; bize diplomalı hekimden daha önce iyi yetişmiş hekimler gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bugün kazanması en zor olan fakültelerin başında gelen tıp fakültelerine ve bu ülkenin başarılı tıp öğrencilerine, emeklerinin hakkını verin! Daha iyi koşullarda tıp eğitimi almayı fazlasıyla hak ediyorlar…

Uzm. Dr. Fatih BATI

https://www.facebook.com/Dr.Fatih.BATI

https://twitter.com/drfatihbati

Genç meslektaşlarım her daim sorunlarını bana iletebilirler…

Bir Cevap Yazın