Birini tanıdım çocukluğum da..
Sürüden olmayan birisiydi.
Kendi yolundan giderdi.
Biz ona abi derdik.
Doktorluk yapardı.
Anadolu da gezmiş, güler yüzlü, tabiri caizse çok fiyakalı biriydi .
Bıyıkları vardı, sakin konuşurdu.
Sosyal ortamlarda ben doktorum dediğini hiç duymadım.
Saçları da vardı, gözlüğü de yoktu.
Mahallede, delikanlı konsept bir abi idi..
Duru güzel bir kızla çıkardı. Genelde kot pantolon giyerdi.
Bildiğimiz sakindi..
Enduro motorsikleti vardı.
Tarkovsky kundera boris vian okurdu.
Dali nin resmi vardı.
Chick Corea dinlerdi.
Bir seksen bir adamdı.
Sakin gülerdi,okurdu, bilardo oynardı, rakı içerdi.
Kalın ciltli kitapları çay bahçesinde okurdu.
Okumak yetmez bak etrafa kendin ol filan derdi bize.
Anlamadık o zamanlar..
Bir gün bir kurt köpeğine araba çarptı.
Bacağından kan fışkırıyor.
Sakince gitti, bir bez parçası ile kanamayı durdurdu.
Arabasına koyup veterinere götürdü.
Ayrıca, denizi bize sevdiren de oydu.
Altı metre kayığına yelken taktı bir gün.
Kendi yaptı hem de..
Eski tip osmanlı takaları gibi.
Hayatımda bu kadar sakin bir adam görmedim.
Doktor gibi hiç olmadı.
Bir kız vardı.
Sosyetik, zengin, havalı,cemiyet hayatından. Kırmızı bi arabası vardı kızın..
Ona yazılırdı.
Bir gün ayak üstü konuşurlarken duydum.
Ben o hayata uymam dedi.
Şimdi sapanca da yüksek bir tepede beş dönüm arazi içinde köpekleri ve karısıyla yaşıyor.
Kitap yazıyor.
Paris ve Londra dan kesin dönüş yapmış..
Küçük bir marangoz atölyesi varmış bodrum katında.

Çok değişik insanların olduğu bir camiada tek tip adam azdır aslında.

Bir Cevap Yazın