Kitle iletişim araçları geçmişten günümüze modern işleyişlerle süregelmiştir. Adeta hayatımıza hükmeden bu araçların negatif ve pozitif yönlerini tespit etmekte bir hayli zorlaştı.

Yaşadığımız çağda teknolojiye ayak uyduran bu araçlar iletişim alanında insanoğlunu oldukça rahatlatmış, kolaylık sağlamıştır fakat birçok zararı da dokunmuştur. Başta belki de iyi bir niyetle keşfedilen, geliştirilen bu araçlar zamanla büyük güçlerin şeytanlaşmış zihinlerin elinde sinsi bir silah haline gelmiştir. Bu zararları şöyle ifade edebiliriz. Sarf edilen zaman, bu araçların üretim ve dağıtımı için ayrılan kaynakların miktarı, bu araçların ilettiği politik, sosyal ya da kültürel bilgi (kişiye göre uygunluğu değişir), bilginin geçici olması, yayılan bilgilerin düşünce farklılığı olması durumunda yaratacağı sorunlar, bu araçların yapıldığı maddelerin sağlığa zararı (kağıt vb), bu araçların yaydığı zararlı maddeler (radyasyon vb), reklama yönelik iletişimin yaratabileceği olumsuzluklar, kaynağı belli olmayan adreslerden alınacak yanlış ve zararlı bilgiler (İnternet vb). Ben bu zararlardan ‘’bu araçların ilettiği politik, sosyal ya da kültürel bilgi’’ maddesinin çocukları ilgilendiren kısmını irdeleyeceğim.
Bir toplumun inşası yapılırken temelinin sağlam olması gerekiyor. Kuşkusuz toplumların temel yapı taşı çocuklardır. Çocuklara yapılan her yatırım hemen geri dönüt vermez fakat ileriye dönük sağlayacağı yararlar toplumun varlığını devam ettirebilmesi için adeta olmazsa olmazdır. Ne yazık ki günümüzde insanoğlu, neslinin devamı olacak çocuklara ehemmiyet vermemekte aksine her şekilde yaşantılarını tahrip etmektedir. Televizyon… Günümüz çocuklarının bir numaralı eğlence aracı… Her gün saatlerce evimize kabul ettiğimiz davetsiz misafir… İyi yönde kullanıldığında en iyi eğitim aracı; kötü yönde kullanıldığında ise genç beyinlerde tamiri imkânsız yaralar açan teknoloji harikası. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkisini araştıran Amerikan Yale Üniversitesi Televizyon Araştırma ve Danışma Merkezi ilginç sonuçlar ortaya çıkarmış. Araştırmaya göre Amerikalı bir çocuk, 12 yaşına gelene kadar, televizyonda 8 bini cinayet olmak üzere ortalama 100 bin şiddet içerikli görüntü izliyor. Amerika’da okul çağındaki bir çocuk, haftada ortalama 27 saat televizyon izliyor. Çocuklar için hazırlanan televizyon programlarında saatte 20 şiddet olayı yer alıyor. 6 yaşındaki çocukların televizyon izleme süresinin yüzde 40’ı, 12 yaşındakilerinse yüzde 80’i yetişkin programlarını izlemekle geçiyor.
Televizyonun zararları :
Amerika Pediatri Akademisi’ne göre, çocukların günde 1, en fazla 2 saatten fazla televizyon izlemesi son derece zararlı. Aksi halde bu durum çocuklarda telafisi mümkün olmayan yaralar açıyor. Çünkü fazla televizyon izleyen çocuk;
1- Başkalarının çektikleri acı veya sıkıntılara duyarsızlaşıyor.
2- Çevrelerine ve çeşitli olaylara karşı bir korku geliştiriyor.
3- Başkalarına karşı saldırgan veya zarar verici davranışlar geliştirme eğilimi içine giriyor.
4- Sürekli televizyonun karşısında oturduğu için aşırı kilo problemi artıyor.
İşte uzmanların, televizyonun zararlı etkilerini önleyecek ve çocuğunuzun psikolojik sağlığını kurtaracak tavsiyeleri:
Çocukların televizyon izleme saatlerini sınırlayın, onlar için izleyebilecekleri programları seçin.
Televizyon izlemeyi bir aile olayı haline getirin, onlarla birlikte konuşup tartışarak izleyin.
Haftanın bir gününü ‘televizyona hayır’ günü yapın ve çocukların dikkatini çekecek başka etkinlikler bulun.
Onları daha çok okumaya teşvik edin. Gerekirse evinizde televizyon kullanmayın.
Araştırmacılar tarafından yapılan deneyde, bin 345 çocuğa günde 3 saat televizyon izlettirildi. Sonuçta çocukların yüzde 35’inde zihinsel bulanıklık ve karmaşa tespit edildi. Araştırmalara başkanlık yapan Dr. Dimitri Christakis’e göre, 2-3 yaşındaki bir çocuğun zihni hemen her şeyi çok hızlı bir şekilde kaydediyor ve bu alımın yaşa göre fazla olması beyini erken yaşlarda yıpratıyor. Televizyonlarda izletilen çizgi filmler de adeta çocukların zihinlerini mutasyona uğratıyor. Çizgi filmlerde kullanılan subliminal mesajlar ile çocukların bilinçaltına cinsel objeler gönderiyorlar, ölüm korkusu aşılıyorlar. Çizgi filmlerde yer alan subliminal mesajları siz uzakta olduğunuz için göremiyorsunuz. Ama görüntüyü dondurup yaklaştırınca, laptopun üstünde çıplak kadınla karşılaşıyorsunuz. Masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğunuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve kişiliğinin oluştuğu o en önemli yaş diliminde bu görüntüler arasına hapsoluyor. Bunlar çocuklarımızın ahlaki yapısını bozuyor.
Bu konuda ailelere büyük bir görev düşüyor. Öncelikle aileler televizyonu ‘dadı’ olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Onların verimli vakit geçirmelerini sağlamalıdırlar. İnançlar, değerler, gelenekler ve iyi alışkanlıklar, daha çok âile içinde kazanılır. Çünkü çocuğun şahsiyetini kazandığı devre, âile içinde geçer. Onun en çok sevdiği, inandığı, güvendiği ve özendiği ideal tip, anne ve babadır.
Çocuklara Kur’an da dinletilmesi, zihinlerine İlahi kelam ve manevi çalışmaların da girmesi lazım. Çocuklar çizgi film izleyeceğine, onlarla ilgilenmek daha önemli. Çocuk, ebeveyni için bir lütuftur. Çünkü onlar, Allah’ın bu nârin, nazlı ve cennet adayı sevimli yaratığına yaptıkları hizmet için, aynı zamanda sevap kazanıyorlar. Küçük bir bebek, hele insanın kendi çocuğu olunca, eve ve âileye büyük bir huzur, mutluluk ve neşe katıyor, âilenin temellerini sağlamlaştırıyor. Bununla birlikte, çocuklarına baktıkları, yedirip içirdikleri için ebeveyne bunlar sadaka oluyor, anne- baba bu yüzden sevaba giriyor. Hayatında bir tek ihtiyaç sahibinin dahi yüzünü güldürmemiş en cimri bir insan bile, çocuklarına yaptığı masraflar dolayısıyla sadaka sevâbına nâil olur. Günümüzde toplumun yüz karası sayılan; sefiller, şerliler, anarşistler, ayyaşlar, morfinman ve esrarkeşler.. dün terbiyelerinde ihmal gösterdiğimiz çocuklardır. Bilmem ki, bugünkü ihmallerimiz yüzünden, yarın sokaklarımızı ne türlü nesillerin dolduracağını hiç düşündük mü..?
“Onlar: “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap” derler. İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.” (Furkan, 25/74-75)
Şerif CAN
Erciyes Üniversitesi-iletişim fakültesi-Gazetecilik 2. sınıf öğrencisi


Siz de haber ve yazılarınızın sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız tıklayın

Bir Cevap Yazın