Deri hepinizin bildiği gibi vücudumuzun en büyük organıdır. Neredeyse tüm vücudumuzu bir zırh gibi kaplayan, dış etkenlerden koruyan ve duyu organı vazifesi,  vücut ısısını dengeleme görevi gibi bir çok yaşamsal fonksiyonu bulunan yapıdır. Bu yüzden derinin yapısı, korunması ve bakımı çok önemlidir çünkü bunlardan herhangi birinde sorun olduğunda büyük sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Embriyonal yaşamda ektoderm ve mezodermden köken alan deri; epidermis, dermis ve subkutis tabakalarından oluşur. En üstte epidermis, onun altında dermis ve dermisin altındaysa subkutan doku bulunur.

Epidermal bariyerin korunması çok önemlidir zira epidermal bariyeri oluşturan yapı hasarlandığında deride su kaybı, irritasyon ve erozyona bağlı dermatitler sık görülür. Özellikle aşırı kimyasal madde temasıyla (sıvı sabun, deterjan gibi irritanlar) meydana gelen irritan kontakt dermatit bunların en sık görülenlerinden birisidir. Bu nedenle epidermal bariyerin korunması amacıyla elin her su ile temasından sonra mutlaka emolyenler, nemlendiriciler kullanılmalıdırlar. Bunlarda paraben içermemelidirler ve mümkünse parfümsüz olanları tercih edilmelidir. Sıvı sabun yerine syndet yapıdaki temizleyiciler veya köpük özellikteki temizleyiciler tercih edilebilir.

Derinin fonksiyonu ve bunun hasarına bağlı hastalıkların haricinde en sık karşılaşılan sorun ise güneş ışığına bağlı yaşanan tablolardır. Dermatolojide derinin nemlendirilmesi ne kadar önemliyse güneşten korunma da en az o kadar önemlidir. Çünkü zararlı güneş ışınları deri yaşlanmasına yol açtığı gibi bir çok deri hastalığını beraberinde getirmektedir. Bunlardan bazıları solar dermatozlar, solar keratoz, polimorf ışık erüpsiyonu, Berloque dermatiti, hidroa vaksiniforme, aktinik liken planustur. Herpes simpleks rekürren enfeksiyonunu da tetikleyebilir. Ayrıca kümülatif güneş ışığı maruziyeti de bazal ve skuamöz hücreli kanserler gibi bazı deri kanserlerine yol açabilmektedir.  Yine vücudumuzda bulunan ben adı verilen melanositik-displastik nevüsların da yoğun güneş ışığı maruziyetlerinde malign melanom adı verilen ve mortal seyreden tabloya dönüşmesi söz konusu olabilir. Bu hastalıkların yanında günümüzde özellikler bayanlarda genç yaşta ortaya çıkan yüz lekeleri ve deri kırışıklıklarının da en büyük nedeni güneş ışınlarıdır. Güneş ışınları UVA ve UVB ışınlarından oluşmaktadır. Güneşten koruyucu seçerken bu iki ışına karşı da filtre özelliği bulunmasına dikkat etmek gerekir. Alacağınız güneşten koruyucunun üzerinde yazan SPF=Sun Protection Factor ibare güneş ışınlarına karşı sizi ne derecede koruduğunu belirtir. Alacağınız güneşten koruyucu en az SPF 30 olmalıdır, bunun üzerinde faktör belirtenlerin ekstra bir etkinliği bulunmamaktadır.

Ayrıca doğru güneşten koruyucu kullanımı çok önemlidir. Kimyasal güneş koruma ürünlerinin güneşe karşı tam koruma sağlaması, cilde uygulanıp emilmesinden 15 ile 30 dakika sonra başlıyor bu yüzden güneşe çıkmadan 15-30 dk önce güneş gören alanlara sürülmelidir ve 2 saate bir yenilenmelidirler. Su ile temas edilirse koruyuculukları 40 dk’ya düşer ve yenilenmeleri gerekir. Eğer kreminizin kimyasal güneş koruyucu içeriği bulunuyorsa, önce güneş kreminizi arkasından nemlendiriciyi veya makyajı uygululamalısınız. Güneş kreminizde mineral (yani fiziksel) güneş koruyucu aktifleri bulunuyorsa, nemlendiriciyi uyguladıktan veya makyajdan sonra güneş kremini uyguluyoruz. Mineral güneş koruyucularının kimyasal güneş ürünlerine göre bekleme süresi yoktur ve hemen koruma başlar. Derinize iyi bakmanız sizi genç ve sağlıklı gösterecek ve hayata bağlılığınızı arttıracaktır. Bir daha ki yazımızda görüşmek dileğiyle…

Dermatoloji Uzmanı Dr. Mutlu ÇOBAN
Siirt Devlet Hastanesi Cildiye Kliniği

1 YORUM

Bir Cevap Yazın