ABD’nin en ünlü gazetelerinden Wall Street Journal’ın internet sitesinde bu hafta en çok okunan haberlerden biri “Doktorlar Neden Farklı Ölür” oldu.“Akıl hocam ve dostum Charlie’nin midesinde bir yumru olduğu anlaşıldı. Ülkenin en iyi cerrahlarından biri tarafından pankreas kanseri teşhisi konuldu. Cerrah, Charlie’nin 5 yıl olarak verilen tahmini yaşam süresini 3 katına çıkarabilecek bir tedavi önerdi. Başarılı olma şansı yüzde 5 ila 15 arasında değişen tedavi Charlie’nin hayat kalitesini ciddi anlamda düşürürecekti. 68 yaşındaki Charlie bu teklifle ilgilenmedi. Ertesi gün evine gitti, muayenehanesini kapattı ve bir daha hiç hastaneye gitmedi. Ailesiyle vakit geçirmeye odaklandı. Aylar sonra evinde öldü. Kemoterapi ve radyoterapi görmedi, herhangi bir cerrahi operasyon da geçirmedi.”

 

Farklı muamele mi?

ABD’nin prestijli üniversitelerinden Southern California Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden KenMurray, WSJ gazetesi için kaleme aldığı ‘Amerikalı doktorların neden daha farklı ölmeyi tercih ettikleri’ yazısında bu anekdotu anlattıktan sonra “Amerikalı doktorlar hastalıklarını öğrendikleri andan itibaren neler olacağını, tercihlerini biliyorlar. Genelde her türlü tedaviye de erişimleri oluyor. Fakat sakin ve usulca ölmeyi tercih ediyorlar” ifadesini kullandı. Peki kariyerleri boyunca binlerce hastayı kendi durumlarına özel tedavilerle yaşama döndüren doktorlar kendileri hasta yatağında olduğunda neden farklı bir yol izliyorlar? 

 

Önceden karar veriyorlar

ABD’de Penn State Üniversitesi’nde 2003’te yapılan bir araştırma doktorların ölümcül hastalık durumlarında nasıl bir prosedür izlenmesi konusunda yakınlarına ayrıntılı ‘direktifler’ verdiğini ortaya çıkardı.

Araştırmaya katılan 765 doktorun yüzde 64’ü ölümcül hastalık durumlarında hayatlarını kurtarmak için hangi adımların izlenip izlenmemesi konusunda detaylı kararlarını ailelerine bildiriyorlar. Yaşça büyük doktorlar ‘düzenlemeler’ konusunda genç meslektaşlarından daha hassas oluyorlar. Doktor olmayan hastalarda ise ağır tedavi gerektiren durumlarda tedaviye ilgili kararları önceden belirleyenlerin oranı yüzde 20 olarak tespit edildi.

 

Kalp masajı başarısız

Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırma ise doktorlar ve sıradan hastalar arasındaki tercih farkını kalp masajı olarak bilinen CPR (kardiyopulmoner resüsitasyon) örneği üzerinden ortaya koydu.

Susan Diem’in yaptığı araştırmaya göre televizyon dizilerinde acil durumdaki hastalara kalp masajı uygulandığı vakaların yüzde 75’i başarılı sonuçlanıyor. Halbuki 2010 tarihli bir araştırmaya göre 95 binden fazla kalp masajı vakasının sadece yüzde 8’inde hasta bir aydan fazla yaşayabiliyor. Bu grubun da sadece yüzde 3’ü geri kalan hayatlarını normal geçirebiliyor. WSJ’deki makalenin yazarı Murray “Kalp masajı doğru yapıldığında kaburga kemiklerini kırar.

Doktorlar bunu bildikleri için hayata geri dönmek için kaburgalarının kırılmasını tercih etmiyorlar” diyerek doktorların yaklaşımını savundu.

 

TARTIŞMA YARATTI

Murray tartışma yaratan makalesinde beyin kanseri olan kuzeninin tedaviyi reddettiğini, 8 ayın sonunda öldüğünde ise sağlık masrafının yalnızca 20 dolarlık baş ağrısı ilacından ibaret olduğunu söyledi. Doktor Murray, kendi bakış açısını savunduğu makalesinde kendisinin de örnek verdiği vakalardaki gibi sakin sessiz ölmeyi tercih edeceğini söyledi. Ancak Murray’in şahsi fikirleri tıp camiasında herkes tarafından paylaşılmıyor.

Kaynak: Vefat eden meslektaşımız Mithat TOSUN

Bir Cevap Yazın