Genel Cerrahi…

Vücudun iç yapısını ilgilendiren birçok organın işleyişindeki sorunun daha çok girişimsel işlemlerle halledildiği bölüm. Mesela mideniz mi delindi ya da apendix denen kör bağırsağınız mı patladı işte o zaman Genel Cerrahi hemen devreye girer, dur arkadaş burası benim mahallem ve bu mahallenin işleyişini bozan neyse ben kendim temizlerim deyip o hasarlı yapıların düzeltilmesini sağlar. Daha çok Dahiliyenin girişimsel işlemlerinin yapıldığı bir bölüm denilebilir.

Genel Cerrahi stajının kendine has bir üslubu var. Yani ameliyat, ameliyat diyorsun da bunun öncesindeki teorik aşamalar oldukça önemli deyip bu bilgileri olabildiğince sadeleştirerek (!) öğrenciye anlatırız düşüncesi hakim. Hocaların yaklaşık 30 sayfa notu 2 ders süresi içerisinde bitirmeye çalışması, önemli konular deyip de normal okuma hızının birkaç kat hızlandırılmış versiyonuyla öğrenciye bilgilerin aktarılması, sistematik bilgiden çok ezberci mantıkla derslerin işlenilmesi de öyle sanıyorum ki bu sadeleştirme (!) programının bir parçası… Tabi her hocayı aynı kefeye koymak haksızlık olur, kendi branşındaki konuları öğretmek amacıyla çabalayan hocalarımız da vardı; ama ne yazık ki genele sirayet edememişti.

Genel Cerrahi stajına başladığımızda kendine has üslubunun bir parçası da sabahın erken saatinde başlayan vizitlerin varlığı ve bu vizitlerin sonunda bölümün size verdiği kağıdın imzalanması gerektiğiydi. İlk hafta vizit hocamızla sorun yaşamıştık. Hocayla beraber vizite gittik ve biraz hastaları gezdikten sonra viziti bitirmek durumunda kalmıştık. Hocamızın bir hastayla ilgili problemi olmuş ve onunla ilgilenmesi gerekmişti. Biz de bari hocam kağıtları imzalayın da sınava girebilme hakkımızdan da olmayalım demiştik [tabi daha güzel bir ifadeyle :)] ; ama hocamız kabul etmedi. Ben yapmadığım vizitin imzasını atamam. Tamam öyleyse vizit yapalım. Olmaz hastam var ve ben onunla ilgilenmeliyim. Peki bu paradoksal durumda biz ne yapacağız ? Cevapsız kalan bir soru… Ama sonraki hafta ise aynı vizit hocamız, tamamen farklı bir kişiliğe bürünmüş gibiydi. Öyle candan, öyle sevecen ve yardımsever davranıyordu ki şaştık kaldık ilk başta. Ve sonraki günlerde de bu güzel davranışlarını sergilemeye devam edince ilk haftanın faciasını unuttuk gitti 🙂

İki haftada bir vizit hocalarımız değişiyordu ve son haftalardaki hocamız ile aramız çok iyiydi. Ki kendi de bunu dile getiriyordu çoğu zaman. Ben bu grubu çok sevdim diyordu arasıra. Hemen bir dipnot geçeyim de yanlış anlaşılmalara fırsat vermeyeyim :

Bizim staj grubu, erkeklerden zengindi ve hocamız da samimi bir insan olduğundan daha rahat konuşabiliyordu. Erkek-erkeğe muhabbeti gibi 🙂 Yani diğer stajlardaki arkadaşlarla da iyiydi; ama cinsiyetsel dağılım belki de bizde farklı olduğundan bu sözü söylerdi.

Hatta bir gün bir makalesinin dergide yayınlandığını öğrenince oldukça sevinmişti ve bu sevincine ortak olduğumuzdan bizlere yemek sözü vermişti. Ve o gün öğle arası 6 arkadaşla ciğerciye gittik ve bir güzel beslendik 🙂

Sınav zamanı gelip çatmıştı. Cuma günü (20 Şubat) sabah hasta hazırlayıp hocalara sunacaktık ve sonra da hocaların odasına gidip sözlü sınava girecektik. Evde not görmekten bıkmış ve bu sebeple de sabahın erken saatlerinde okula gelmiştim. Yaklaşık yarım saat boyunca hastanede takıldıktan sonra hangi hocaya düşeceğimiz ve hangi hastayı hazırlayacağımız belli olmuştu. Odamı öğrendiğimde Allaaaahh deyip sevincimden oynayacaktım neredeyse. Bana kalsa hiçbir öğrenciyi sınava dahi tabi tutmadan geçiririm diyen bir hocanın önderliğindeki odaydı çünkü sınava gireceğim oda. Eee sevinmemek mümkün mü 🙂 Yanında da 2 zorlayan hoca vardı; ama oda başkanı o olduğundan gerisi teferruattı bizler için 🙂 Hastaları hazırlamaya başladık ve benim hastam 74 yaşında ağzı dualı bir teyzeydi. Safra kesesi iltihaplanmıştı ve ameliyatla alınacaktı. Hoca geldi ve bana hastanı sun dedi. Ben de başladım sunmaya; ama hoca o kadar hızlı hareket ediyor ki kelimeleri karıştırmaya başladım. Nerde bunun beyaz küresi, nerde bilirübinleri diye sordu. Sonra boşver gel bana Murphy bulgusunu göster ve bu bulgunun ne olduğunu anlat dedi. [Safra kesesinin iltihaplanmasına bağlı olarak hastanın nefes alması sırasında sağ alt kaburganın hemen altında Murphy noktası denen yere bastırılması sonucu hastanın aniden nefes almasının kesilmesi bulgusudur] Hastayı hazırlarken daha önce yaptığım için tecrübeliydim, daha doğrusu öyle sanıyordum; ama hoca yap dediği zaman yaptığımda hasta rahat rahat nefes alıyordu. Teyze ne yapıyorsun, hoca yokken yaptığımda nefesin birden kesilmişti; ama şimdi nasıl nefes alıyorsun. Tekrardan yaptım, hasta yine rahat rahat nefes alıyor. Hocam valla ben önceden yaptığımda nefes alırken birden kesildi; ama şimdi neden böyle olmuyor anlamadım gitti. Hoca da tamam çıkabilirsin dedi.

Yaklaşık yarım saat sonra sözlü sınavı başladı ve biz grup olarak hocanın odasının önünde bekliyoruz. İçeri giren çıkmak bilmiyor. 15-20 dk kalıyor içeridekiler. Çıktıklarında ise kıpkırmızı bir yüz, sırılsıklam bir gömlek ve hece hece konuşan bir tip ile çıkıyorlar. Ne sordu, ne sordu diye söylüyoruz, bir kısmı öyle şeylerden bahsediyor ki ilk defa duyuyorum. Yandım anamm, ya bana da sorarlarsa ne yapacağım diye düşünürken hoca beni çağırdı ve içeriden biri çıktı o an. O sevinçten göbek atmama sebep olacak hoca, o öğrenci babası hoca uçup gitti bir an gözlerimin önünden. Aman tanrım didim, ben ne yapacağım şimdi didim… Dakika bir gol bir kısacası. İçeride ise en zorlu hocalardan ikisi. Koltuğa oturdum ve oturmamla ikinci golü yemem bir oldu. Oğlum, ya kravatını doğru düzgün tak ya da çıkart dedi hoca. Neyse biraz sonra başladı sorular :

Ağrı desenlerini say. Çok şükür anında cevap verdim ve o an hiç duyacağımı düşünmediğim bir söz işittim. Hocam, bu arkadaş pratikte çok iyiydi dedi beni hasta başında sınava tabi tutan… O an biraz rahatladım ve hoca birkaç soru daha sordu cevap veriyorum; ama arada yanlış cevap verince hoca sinirlendi. Burdan bir uçan tekme atarım sana, o zaman görürsün deyince toparlandım ve başladım düzeltmeye. Düzeltme diyorum da kelimeler ağzımdan çıkmıyor stresten. Sağolsun biraz tiyatral yeteneğimin olmasının avantajıyla el, kol, parmak her şey devreye girip sorulara cevap verdiler. Öyle ki hocalar da o halime gülüp biraz rahatladılar. 5 dakika sonra oda başkanı içeriye tekrar girdi ve nasıl gidiyor diye diğerlerine sorunca hocam bu arkadaş takır takır sorulara cevap verdi deyince öyle bir rahatladım ki. Hoca da bir an şaşırdı ve cevap verebiliyor yani bu deyince gülümseyip odadan çıkarttılar. Odada sadece 5 dk bekledim ve çok şükür de sınavı geçtim 🙂 [70-75 gibi bir not aldım sözlüden :)]

Bir dipnot daha aktarayım diğer stajyer arkadaşlar için. Bilginiz ister doğru olsun, ister yanlış olsun kendinizden emin bir şekilde söylediğinizde bu hocaların gözünde + puan olarak değerlendiriliyor. Ki genel cerrahiyi geçmeme sebep bilgim değil, bu duruştu sanıyorum. Diğer stajların değerlendirmesini yazıncaya dek hoşçakalın 🙂 Sağlıcakla kalın 🙂

Rakhaef KEFREN

1 Yorum

  1. Bende ktü tıpta 1. Sınıf öğrencisiyim böyle güzel tıp anılarını okudukça dahada hevesleniyorum.eğer böyle başka anolarınız varsa lütfen yazın

Bir Cevap Yazın