Bugün başımdan geçen bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle. Belki az da olsa insanların doktorlara karşı var olan kötü algılarını değiştirmemize yardımcı olacak bir olay! Doktorların da insan olduğunu, duyguları olan bir varlık olduğunu hatırlatmaya yardımcı olacak bir olay belki de…
Bugün yıllardır görmediğim bir doktor arkadaşımla görüşme kararı aldık.Adı Mehmet.5 yıllık cerrah kendisi.Yaklaşık 5 yıldır da görüşemiyorduk kendisiyle zaten. Buluşacağımız mekana ben daha erken gittim. Aradan 10 dk geçti tam.Kendisi de geldi. Gördüğüm tablo karşısında şoktaydım. Karşımda duran kişi , yıllarımı beraber geçirdiğim adam değildi sanki. Saçları dökülmüş , neredeyse 10 yıl yaşlanmış, göz altları çökmüş… Yüzümdeki şok ifadesini anlamıştı hemen zaten. Sarıldık birbirimize. Belli. Çok anlatacak şeyi var. Başla anlatmaya dedim.Daha ben annesini yada babasını kaybetmiş olabileceği ihtimalini düşünürken , dedi ki 15 dk daha bekleyelim. Bir misafirimiz daha varmış. Beklemeye başladık sessizce.Ben karşımda eskisi gibi şen şakrak bir adam beklerken karşımda sanki bir ihtiyar vardı .Bu yaşta hele de 5 yıl içinde bi insan nasıl değişebilirdi bu kadar. 15 dk geçti vesselam. Masamıza 14-15 yaşlarında bir genç geldi. Mehmet ayağa kalktı , sarıldı gence ”Niye geç kaldın bu kadar OĞLUM” dedi. Nasıl olur? Evli değildi ,Kaldı ki 5 yıl önce olmayan bu çocuk nereden çıkmıştı.Tanıştırdı benimle.Adı Oğuzmuş. Oğuzla tokalaştık, tanıştık. Bir şeyler sipariş verdik. Sonra merakımı gözlerimden okuyan arkadaşım ”Oğlum sana her şeyi anlatacak sabret .Soluklansın biraz.” dedi. Siparişler geldi ve başladı Oğuz.”
Bundan tam 4 yıl önce. Babası pazarda sebze satıyormuş Oğuzun. 4 erkek kardeşler. En büyüğü oğuz. Babası pazar alanında aniden kalp krizi geçiriyor.Hastahaneye yetiştiriyorlar alelacele.Yapılan müdahalelere rağmen kurtulamıyor baba. Anne hastahanede , 3 kardeş hastahanede ama oğuz yok ortalıkta. Olaydan 5-6 saat sonra geliyor hastahaneye. Mehmeti görüyor koridorda . ” Babam ölmüş doğru mu” diye soruyor.”Yeni mi haber verdiler sana” diyor Mehmet. Yukarı çıkıyorlar. Durumdan haberdar artık oğuz fakat tek damla gözyaşı damlamıyor gözünden. Mehmetin söylediğine göre çenesini, ellerini sıkıyormuş sürekli. Mehmet dayanamayıp sormuş.”Hiç mi üzülmedin?” .Kolay mı? Baba ölmüş.İnsan ağlamaz mı? Ama yok .Oğuz 3 kardeşinin yanında dimdik. Mehmet tutuyor kolundan Oğuzun , odanın dışına çıkarıyor. ”Yanımda ağla.Atma içine.” deyince , Oğuz sarılıyor Mehmete başlıyor hüngür hüngür ağlamaya. Ses kardeşlerine gitmesin diye ,Mehmetin beyaz önlüğünü dişiyle sıkıp ağlıyor üstelik. Sonra kahve içmeye götürüyor Oğuzu sakinleşsin diye.Başlıyor Oğuz anlatmaya.

”Kardeşimin istediği bi spor ayakkabı vardı.Onu almak için telefonumu sattım.Telefon yok diye haber veremediler abi.Eve gidince komşular söyledilerde koşa koşa geldim.Kardeşlerimin yanında ağlayamadım diye üzülmedim sanma , artık benim babaları.Ben de güçlü durmasam kime sığınacaklar.Annem işitme engelli zaten.Bir gözü görmüyor. kapıyı çalınca bile duymuyor. Bu çocukların sesine ben yetişebilirim ancak.Bir okul hayalim vardı , o da yalan oldu be abi. Bu saatten sonra kardeşlerime adarım kendimi.Benden başka kimseleri yok.Yardım istesem , dilenci derler , gururum kaldırmaz. Sinirli adamım.Yemez gururum.En iyisi kula el açmamak. Ne yaparsam ben yaparım…”
O gün değişmiş işte her şey.Tam umudunun kaybolduğu anda Mehmet koşmuş yardıma. Oğuz okuyor hala. Derslerinin Maşallahı var. Çok çalışkan. Boş kaldığı zamanlarda hala çalışıyor.Mehmete fazla yük olmamak için. Ama Mehmet çoktan ”OĞLUM” demiş ona. Ailesinin ihtiyaçlarını eksik etmeyecek şekilde bir yola baş koymuş , En çokta Oğuzun… İlk iş telefon almış mesela.O telefonda Mehmet ”BABAM” diye kayıtlı… Baba olmuş onlara. Oğuza bakarken öyle bakıyor ki , sanki öz evladı. Hatta öz evladım olsa bu kadar sever miyim acaba dedi gülerek. Bunları söylerken hem gözleri dolu dolu , hem de yüzünde büyük bir mutluluk. Oğuz’u üniversiteye yerleştirince rahat edecekmiş içi. Hatta Oğuz girdi o sırada söze. ” Ben mezun olunca , babamı yaşlanınca da yalnız bırakmam. O bize baktı , ben de ona bakarım yaşlanınca.Sözüm var. Evlenirsem ilk oğlumun adı Mehmet olacak. Nasıl öderim hakkını Abla ben bu adamın?”
Yani diyeceğim o ki ;

Sizin sayıp sövdüğünüz , duygusuz dediğiniz , çoğu zaman kendini beğenmiş dediğiniz doktorlar , bazen inanın sizden daha insanlar.Kişileri eleştirebilirsiniz , ona sözüm yok fakat mesleği eleştiremezsiniz.Bu insanlık suçudur. Babası doktor olan , hayatlarının zorluklarına bizzat şahit olan birisi olarak söylüyorum bunu..Çekin ellerinizi artık bu beyaz önlüklerden.Kirletiyorsunuz…

Bir Cevap Yazın