Hepimiz onbinlerce kişiyi geçip zorlu bir yarışı başarı ile bitirdik. Tebrikler, takdirler, akrabalardan gıpta edici bakışlar…, sonrasında oldukça zorlu bir Tıp Fakültesi maratonu…Peki ya sonra? TUS adı verilen zorlu mu zorlu kilo aldıran, kilo verdiren, depresyona sokan, saç döken çok meşakkatli bir süreç geliyor ardından… Her Tıp Fakültesi mezununun kalbinde, bazen itiraf edemese de ‘’Uzmanlık’’ vardır ve bu yolda çok çabalar, savaşır…Tıp fakültesinde ödediği yüklü harçlar yetmezmiş gibi binlerce lirayı da TUS dershanelerine verirler…

Peki acaba ‘’doktor’’ sıfatını kazanabilmek için bu kadar çekilen çileye değer mi? Bir annenin bir babanın ‘’oğlum/kızım’’ şurada doktor demesi gurur verici olabilir mi? Evet yıllardan beridir hekim eski dil ile ‘’tabip’’ olmak gerecekten saygınlık getiren bir şey miydi? Benim kızımı ne ‘’doktorlar’’ ne mühendisler istedi de vermedim dedirten bir olgu muydu? Peki ne oldu da bu değişti, ya da değişti mi? Küçüklüğümüzde hatırlıyorum da doktora gitmeden önce güzelce banyo yapar, en güzel kıyafetlerimizi giyer doktora öyle giderdik. Şimdi olay biraz daha farklı, son yıllardaki bazı sağlık politikaları yüzünden hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerinde artış gözlendi. Tababete ve hekimlik sanatına/zanaatına olan saygı nispeten azaldı…Bu konuyu başka bir yazımızda tartışabiliriz ancak şimdi ki konumuz ‘’uzman’’ olunca neler değişti???

Asistanlık süresince öğrencilik üssü öğrencilik gibi de algılanabilecek ayrı bir süreç başladı ihtisası kazanınca… Yine yeni bir ‘’sanat dalını=uzmanlık alanını’’ daha da ince ayrıntısı ile öğrenme dönemi başladı… Ustalarımız=Hocalarımız’dan kapabildiğimiz her bir bilgi altın değerindeydi… Stresli seminer sunumları, kıdemli asistan abla/ağabeylerimizden bilgi alabilmek bir şey öğrenebilmek için el pençe divan durduğumuz, hasta vizitlerinde hocalarımızın gözlerine girebilmek ve mesleğimize layık olabilmek adına okuyabildiğimiz kadar çok textbook okuduğumuz nice günler geldi geçti… Ve sonunda o heyecanlı ve büyük gün geldi…Tez sunumu ve uzmanlık sınavı…Koskoca 4/5 yılın tamamının sorgulanacak olduğu o taşikardiye neden olan büyük gün… Ve o zorlu günde çalışma ve özverinin sonucunda zorlu geçmesine rağmen başarı ile sona erer ve hocalarımızla kucaklaşma ve pasta-börekli kutlamalarla sona erer…

Ama bu kez bambaşka ve çok daha farklı bir dönem söz konusudur…’’Mecburi Hizmet’’ ve belki de sadece haritada gördüğün ve hakkında en ufak bir fikrinin olmadığı bir şehire, ilçeye gideceksindir…Bambaşka kültürler, insanlar ve hatta diller seni beklemektedir ve orada başın sıkıştığında başvuracağın bir Hoca’n veya kıdemlin yoktur…Sadece ‘’Sen’’ ve ‘’Hasta’’ vardır… Öğrendiğin bilgilerin senin tek yardımcındır… Vicdanın, bilgilerin ve kazandığın tecrübe seni başarıya ulaştıracak argümanlardır… Ama farklı bölgelerden, yörelerden, üniversitelerden ihtisas almış bir çok hekim arkadaşın olacaktır o ücra şehirlerde…Ve birbirinize destek olacaksınızdır o zorlu süreçte… Sonuç olarak hangi dönemde olursak olalım, hangi şehirde ve mekanda olursak olalım, hastalardan gelecek olan bir ‘’teşekkür’’ ve ‘’memnuniyet’’ belirtisi sizin bulunduğunuz yerde ve zamanda mutlu olabilmenize yetecektir. Sonuçta; yıllar yıllar önce hastalandığınızda Hastahaneler’de muayene olmak için gittiğiniz Uzm.Dr.’lardan birisi olmuşsunuzdur artık… Saygıyı, hürmeti haketmişsinizdir…

Uzm. Dr. Mutlu ÇOBAN
Dermatoloji Uzmanı

dr mutlu çoban

Bir Cevap Yazın