Benim hastam’’ kavramı vardı önceden, bilen bilir.. Ama artık o kavram kalmadı. Şimdiki olana fabrikasyon sistem deniyor. Duydunuz mu bilmiyorum ama şöyle anlatayım:
Diyelim ki bir doktora gittiniz. Doktor ne yapıyor, hemen tetkik istiyor.  Tetkikleri yaptırıp ertesi gün tekrar geliyorsunuz.. Ama bir  bakmışsınız, karşınızda başka bir doktor!
Bu durum karşısında içine düşülen şaşkınlığı geçtim, doktorla- hastalar arasında sevgi, saygı, güven yerle bir olmuyor mu sizce?

Eskilerden bir örnek: 1970 yıllarda yüksek tansiyon hastalarından oluşan iki grupla deney yapılmış. Bir gruba ilaç verilmiş, diğer gruba hem ilaç verilip hem de doktor hastayla küçük sohbetler etmiş. Bunun üzerine 2. grubun tansiyonu çok daha iyi kontrol edilmiş..
Anlatmak istediğim doktor-hasta ilişkisi böyle bir şey. İyileşmenin önemli bir kısmı doktoruna güvenmekten geçer. Bizde hastaların yüzde 76’sına reçete yazılıyor. Batı’da bu oran yüzde 35. Çoğu kez hastalarla konuşmak tedavi için yeterli oluyor. Sağlıkta reform adı altında bizlere sunulan bu sistemde doktorlar hastayla konuşmayı, muayene etmeyi unuttular. Oysa  dokunma hissi bile iyileştiricidir!
Hatta olması gereken 20-25 dk.lık muayene süresi 5 dk.ya düşürüldü. Daha çok hasta daha çok para..( Parantez açtım çünkü para demişken bu paralar doktorların cebine girmiyor.)
Şimdi sorum şu: Doktorlara karşı düşmanlığın ve şiddetin sebeplerinden biri şu bizim ’‘fabrikasyon sisteminden” kaynaklanıyor olabilir mi acaba?

Bir Cevap Yazın