Herkes kendi dünyasını kurmuş gidiyor. Baba televizyon başında haberleri seyrediyor. Anne diğer televizyonda dizilerini takip ediyor. Oğlan atari oyunda. Kız ise feysinde, tivitinde. Aynı çatı altında birbirimizden kopuk bir yaşantımız var. Dört insanın dört ayrı dünyası oluşmuş. Metroda, otobüste insanlarımız telefonlarını çıkarıp ya oyun oynuyorlar yada kulaklıklarını takıp müzik dinliyorlar. Yanımızdaki insan bir soru sorsa, konuşmak istese bizlere zulüm geliyor. Aslında kalabalıklar içinde yalnızları oynuyoruz. Konuşamıyoruz. Aslolarak konuşmak psikolojik bir terapi değilmidir. Konuşamadığımızdan ruhsal sorunlar artmıştır. Toplum olarak doğru yerde kullanmadığımız teknoloji bizi kültürümüzden ve birbirimizden uzaklaştırmıştır. Bugün en çok TV programı izleyen, telefon kullanan, internet başında sabahlayan ülkelerden biriyiz. Teknolojiyi doğru yerde kullanmıyoruz ve esiri oluyoruz.

Toplum olarak hep “ah nerede o eski bayramlar” der durursunuz. Kiminle konuşsak herkes “eski bayramlar” der. Peki bu bayramlar neden devam etmemiş? Neden gençler yaşamamış acaba.

”Yaşlılara saygı kalmamış, gençler yaşlılara yer vermiyor” diye otobüste şikayet ediyorsunuz. Gençlik ne hale geldi, yaşlılara saygı kalmadı..

Kendinize bir sorun bakalım bu gençler kimin çocukları? Bunları kim yetiştirdi? Bu gençler başka ülkeden gelmedi, bu gençler sizin çocuklarınız. Bu gençleri sizler yetiştirdiniz.(Daha doğrusu yetiştiremediniz.)
Güzel bir atasözümüz var “Ne ekersen onu biçersin.”

Sizler büyüklerinizden gördüklerinizi uygularsanız, çocuklarınız olarak bizlerde bunları görecek ve bizlerde bayramları sizin gibi kutlayacağız. Geleneklerimize sahip çıkacağız. Sizler eğer ki bayramları tatil gibi görür sahillere kaçarsanız, evlatlarınızda bayramları tatil gibi görürler. Sizler yaşlanınca onlarda sizlerin elini öpmek yerine sahillere kaçarlar. Devir değişti diyorlar, bu ne biçim devir ki kültürümüzü de değerlerimizi de yok ediyor.
Toplum olarak biz nasıl bu hale geldik diye önce kendimize soralım sayın büyüklerim..

 

Bir Cevap Yazın