Gözleriniz görüyor, elleriniz iş tutuyor, ayaklarınız sizi taşıyor. Hatta canınız istediğinde koşabiliyorsunuz. Ağaca tırmanabiliyorsunuz. Peki bütün bu bedenen iyilik hali sağlıklı olduğunuzu söylemek için yeterli midir?

İnsan sağlığının üç sac ayağı vardır; biyolojik, psikolojik ve sosyal sağlık. Bunlardan biri eksik olduğunda yavaş yavaş diğerlerini de etkilemeye başlar. İstenmeyen kıllar da özellikle sosyal ve psikolojik iyilik halini etkileyerek insan sağlığını bozar. Görüldüğü gibi bu kıldan tüyden durum sac ayaklarından en az ikisini etkileyen ciddi bir sağlık problemidir. Bu nedenle istenmeyen kıllar asla bir kozmetik problem, bu kıllardan kurtulmak isteği de ihtiyaç ötesi bir lüks olarak görülmemelidir. Bilim adamları da konuyu oldukça ciddiye almış yıllardır ciddi araştırmalar yürütmüşlerdir. Biz de bu yazıda tıp biliminin ışığında konuyu ele alalım.

Öncelikle isim konusunda anlaşmamız gerekiyor. İstenmeyen tüy değil istenmeyen kıl. Tüy insanda değil kuşlarda olur ve biyolojik yapısı oldukça farklıdır. Daha ince ve yumuşaktır. Herşeyden öte istenmeyen değil istenen birşeydir. Kuş tüyü yastıklar gibi. Kıl ise bütün memelilerde olduğu gibi insanda da vardır. Fakat hiçbir memeli bu kıl meselesini insan kadar kendine dert edinmemiştir. Her neyse, konunun felsefik ve antropolojik kısımlarını bir kenara bırakıp esas mevzuya dönelim.

Geçmişten bu yana istenmeyen kıllarla ilgili birçok çözüm yöntemi öne sürülmüş ve denenmiştir. Fakat bunların çoğu geçici bir çözüm yöntemi olmaktan ileri gidip tedavi ünvanını hak edememiştir. Çünkü bir yöntem ya da maddeye tedavi diyebilmek için iki önemli şart vardır. Bunlardan biri etkinlik diğeri de güvenilirliktir. Modern tıbbı var eden bilimsel metodlar da yeni keşfedilen tedavilerde hep bu iki şartı arar. Ne derler; ilaçla zehiri ayıran dozdur.

Gelin şimdi de son yıllarda oldukça popüler bir çözüm yöntemi olan lazer epilasyonun gerçek bir tedavi yöntemi olup olmadığına bakalım. İsimdeki yanlışlığı düzeltip neye dikkat etmemiz gerektiğine de karar verdiğimize göre soruyu sorabiliriz; Lazer epilasyon istenmeyen kıllar için yeterince etkili ve güvenli bir tedavi midir?

En bilinen ve geniş tıp literatürü kütüphanesine (PubMed) şimdiye kadar yapılan bilimsel çalışmaları incelemek için bir göz atalım. Tıpkı Google’da yaptığımız gibi aramak istediğimiz konu ile ilgili anahtar kelimeleri girerek işe başlıyoruz. Sitenin ve makalelerin çoğunun dilinin İngilizce olduğunu hatırlatmakta fayda var. Lazer epilasyon ile ilgili mümkün olduğunca çok makaleyi kapsayacak bir anahtar kelime girdiğimde yaklaşık 750 sonuçla karşılaşıyorum. Bu bilimsel çalışmaların hepsini incelemem mümkün değil. Bilim adamları bu karışıklıktan kurtulmak ve bilgileri daha sade hale getirmek için aynı konuda yazılmış makaleleri derlerler. Ben de bu sonuçlar içinden 2013 yılına dek yapılmış bilimsel çalışmaları derleyen bir “review” buluyorum.

Derlemenin en sonda söylediğini ilk olarak söyleyelim. Ofis tipi lazer epilasyon, istenmeyen kıllar için etkili ve kalıcı bir çözümdür.

Peki, nelere dikkat etmek gerekiyor. Bir kere epilasyon için kullanılan tek bir lazer çeşidi yok. Alexandrit, diod, Nd:YAG ve IPL gibi birbirinden farklı birçok lazer, epilasyon için kullanılıyor. Yukarıdakiler dışında lazerler olsa da derleme bu dört yöntemin dışındakileri önermemiş.

Lazer epilasyonda dikkat edilmesi gereken diğer bir husus olarak da cilt rengi önem kazanıyor. Derlemeye göre koyu ciltler için en uygun lazer Nd:YAG bulunmuş.

2011 yılında İbrahimi ve arkadaşlarının yayımladığı bir başka derleme ise bir konuya herşeyden önce dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamış. Makaleye göre istenmeyen kıllar da tıpkı diğer sağlık sorunları gibi hastanın diğer hastalıklarının sorgulanması ve muayenesini de içeren bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Aşırı kıllanmaya neden olabilecek olası hastalıklar göz önüne alınmalı ve gerekli tetkikler tamamlanmadan lazer epilasyon uygulanmamalıdır. Yani bu lazer epilasyon işlem öncesi değerlendirmeler, işlem ve sonrası ile uzman bir doktorun idaresinde yapılmalıdır.

Herşeyden önce Fitzpatrick sınıflamasına göre cildinizin tipi belirlenmelidir. Buna göre sarı, gri, beyaz, kızıl renkte kıllarda koyu renkli kıllara göre daha zayıf ve geç sonuç alınacağı size bildirilmelidir.

Her girişimsel tedavide olduğu gibi lazer epilasyonun olası yan etkileri size anlatılarak onayınız alınmalıdır. Derleme, Fitzpatrick 4 cilt tipi olanlar ve özellikle Akdeniz, Asya, Ordadoğu ırklarında düşük de olsa lazer yapılan özellikle çene ve yanak gibi bölgelerde tekrar aşırı kıllanmanın olabileceğinin hatırlatılması gerektiğini savunuyor. Bunun dışında daha sık olarak kalıcı ya da geçici renk koyulaşması, açılması, sivilce, kızarıklık, yara izi, balonlaşma gibi yan etkiler de görülebilir. Geçici yan etkiler 2 günden 1 haftaya kadar sürebilir. Yan etkilerin azaltılması için işlem sırasında cilt aydınlatılmalı ve soğutulmalıdır. Hastaya epilasyondan 6 hafta önce ve epilasyon sonrası 6 hafta güneş ışığından korunma önerilmelidir.

Her seansta lazer uygulanan bölgedeki kılların ortalama %15’i dökülür. Bunun yanında ilk seanstan sonra bazı hastalar kılların arttığını düşünür. Bu yeniden çoğalmanın aslında geçici bir durum olduğu size anlatılmalıdır. Lazer epilasyon ile 2 haftadan önce kıl dökülmesini beklememek gerekir. Nihayi sonuç için tedavinin 6 ay ile 1 yıla dek uzatılması gerekebilir.

Şimdi başta sorduğumuz sorunun cevaplarını bulup bulmadığımıza bakalım. Evet, lazer epilasyon deneyimli ekiplerce, bir uzman doktorun yönetimi altında, cilt tipinize uygun bir lazer tipi ve tedavi planıyla ve sizin de özen göstermeniz gereken birkaç küçük önlemle etkili ve güvenli bir tedavi yöntemidir.

Son olarak bu yazıyı yazan kişi olarak konunun uzmanı olmadığımı sadece konuyla ilgili bilimsel verilere nasıl ulaşılabileceğini ve bu verilerin neler olduğunu anlatmaya çalıştığımı belirtmek isterim.

Kaynaklar:

1- İbrahimi ve ark. Laser Hair Removal. Dermatol Ther, 2011

2- Gan ve ark. Laser Hair Removal: A Review. Dermatol Surg, 2013

3- Liew ve ark. Laser Hair Removal: Guidelines For Management. Am J Clin Dermatol, 2002

1 YORUM

  1. Şimdiye kadar belirli istisnalar dışında tüysüz bir insan evladı doğmuş mudur? Demekki dünyanın tamamına ciddi bir sağlık problemi var denemez. Bunu hastalık haline getirmeye çalışmak ticari bir kaygıdır. Kesinlikle insanın fikriyatıyla ilişkilidir, onları yok etmek de opsiyoneldir. Herkes hasta mı istenmeyen tüyü var diye. Gereksizce niyet belli eden bir yazı. (Not lazer yaptırıyorum. Ama bunu bir hastalık yada psikolojik rahatsızlık olarak görmüyorum. Beceriksizim o kadar. )

Bir Cevap Yazın