Acil ile satranç büyük benzerlik gösterir.
Bildiğiniz üzere acil tıp literatüründe ve acil çalışanlarının belleklerinde
farklı semptomlarla gelip absürt tanılar alan olgu sunumları, hiç de
azımsanmayacak kadar çoktur.

Hepimiz ‘Dün baktığın hasta var ya!’ ile
başlayan cümlede adrenalin deşarjı yaşarız. Taburcu ettiğimiz her hasta beynimizin
bir köşesinde ‘Acaba!’ ile kalır.

Bazen (ki aşırı kalabalık olduğu anlarda daha
sık olmak üzere) gözümüzü karartıp, bir an önce evine gönderirken, bazen de
öküz altında buzağı arar ve her türlü tetkiki yaparız.

Günlük 1000’leri bulan hasta sayısında, hasta
ve yakınları bir yandan fazla beklemeden bir an önce gitmek isterken, diğer
yandan da hastası ve/veya hastalığı ile ilgili tüm sorumluluğu bizim sırtımıza
yüklemek isterler. Yani hem hızlı bak hem de iyi bak! (30 saniyede hem hastayı
muayene et hem de net tanı koy! Bu iş nasıl olacaksa?)Hem tetkik yapmak bir
dert, hem de yaptırmamak. Hem hastayı gözlemek bir dert hem de gözleMEmek!

Hastayı gözlesen ve sonra bulgular ortaya çıksa
ve tanıyı koysan, iletişimsiz hasta yakınları ‘hastama geç tanı koydun’ diye
ortalığı karıştırırlar. Sonra ya BEYAZ KOD ya daşikâyet. Ülkemdeki en kolay iş
184’ü aramak! Niye aramasın ki? Sağlık çalışanı mesnetsiz birçok şikâyet ile
uğraşsın dursun. Nasıl olsa (gerçek olmayan bir şikâyette bile)şikâyet edene
herhangi bir yaptırım yok. Sadece bir sürü zaman kaybı, kâğıt israfı ile olan
sağlık personeline oluyor.

GERÇEK OLMAYAN ŞİKÂYETTE, ŞİKÂYETÇİYE YAPTIRIM
UYGULANMALI! Çünkü benim değerli zamanımı
çalıyorlar.  En önemlisi işime olan sevgimi, şevkimi ve hasta
yakınına olan saygımı kaybettiriyorlar.

Bir başka sıkıntı da; hastayı muayene edersin,
tetkiklerini yaparsın, sonuçta uzmana / hocaya / konsültan uzmana göstermek
istersin. Beraber hastanın yanına gelirsiniz. Hastayı sunarsın, tam bu sırada
‘-76 yaşında erkek hasta. Hasta atılır hemen; -Yok! Yok! 76 değil ben 77 yaşımdayım’
(Ya sabır!) ‘-Şu şikâyet ile geldi, şu kadar süredir varmış. Yine araya girer;
-Hocam ben öyle demedim, ben şöyle demiştim!’ Uzman / hoca / Konsültan uzman
sana doğru küçümseyici bir bakış atar ki yerin dibine geçersin.

Bu nedenle her baktığın hastada SATRANÇ OYNAMAK
gerek. Gerçi Garri Kasparov veya Anatoli Karpov kadar usta olmamız gerekmese de
iyi bir oyuncu ve stratejist olmamız gerek.

Nasıl mı?

-Bu gün yine aşırı kalabalık olacak. Nöbet
başlarken iyi bir hazırlık yapayım. Hamle: d4

-Hastanın şikâyetlerini dinlerken ‘Acaba gerçek
şikâyeti anlattığı mı? Yoksa asıl şikâyeti hakkında bir şeyler gizliyor mu?’ Hamle: Af6

-Öyküde dün yediği yemeği ve kayın biraderi ile
ilgili yaşadığı sorunu anlatıyor. Bunları kısaca geçip asıl şikâyet ile ilgili hikâyeyi
nasıl alayım? Hamle: Af3

-Muayene normal. Tetkik yapsam mı (tetkik hasta
bekleme süresini arttıracak, bu da kalabalıklığına neden olacak), yapmasam mı?
(ya ciddi bir şey varsa!)Hamle: Fb4

-Sonuçlar çıktı, uzmana / hocaya / konsültan
uzmana göstersem mi, göstermesem mi? (Gereksiz konsültasyon istersem MAT
olurum, gerekli ise ben ŞAH derim. Hamle:
Kf8

-Hastayı gözlesem mi, yoksa hemen taburcu mu
etsem? (Hemen taburcu etsem bir şey bulamadı. Bir şeyin yok desem, bu doktor
bilemedi diyecek. Belki de ŞİDDET uygulayacak. Gözleme alsam, bizi gereksiz
yere beklettiler diye ortalığı velveleye verecekler, üstelik de hakaretin biri bin
para olacak) Hamle: Ve9

-Hasta yakını küçümser bakış atıyor.
Açıklamamdan tatmin olmadı. Bunun sonucu, SABİM, BİMER veya hasta hakları şikâyeti
olur mu? Yine gereksiz bir sürü zaman kaybım mı olacak? Yoksa siyasilere şikâyet
edip başhekim fırçası mı yiyeceğim? Hamle:
Ad2

-Hastayı gözleme almakla iyi ettim. Bak
kontrolümde bulgular ortaya çıktı. Ama daha önce de düşündüğüm gibi, hasta
yakını hastama geç tanı koydular diye ortalığı karıştırıyor. Ne yapmalı? İzah
etmeye mi çalışsam? Yoksa BEYAZ KOD mu versem? Ya da Allah’ından bulsun deyip
enerjimi ve vaktimi hastalara mı versem? Hamle:
Vg2

Ancak 28
yıllık acil tecrübemde gördüm ki: Hangi hamleyi yaparsam yapayım, hep bana önce
ŞAH sonra da MATTTT! dediler.

Belki bir
ütopya, ama benim dileğim şu; Ne sağlık çalışanların, ne de hastaların mat
olmadığı, herkesin berabere kaldığı, bir düzen içinde işleyişin ilerlediği
çalışma ortamı dileğiyle!

1 YORUM

Bir Cevap Yazın