Başnot:Bizler siyasetten bir siyasetçi kadar anlamayan sıradan Tıp Fakültesi öğrencileriyiz. Kendi alanımıza her önüne gelenin yorum yapmasından hoşlanmadığımız gibi uzman olmadığımız alanda konuşmayı da büyük çoğunluğumuz doğru bulmaz.

Yıl 2016 … Türkiyenin yine en gözde bölümü tıp fakülteleri ve en gözde öğrencileri sayılacak öğrenci gruplarından biri de yine tıbbiyeliler (bkz:Aziz SANCAR) Her geçen yıl Ülkemizde tıp fakültelerinin sayısı , aldığı öğrenci sayısı ve mezun olan hekim sayısı artmakta. Bu durumla beraber olması gereken Tıp fakültelerinde Eğitim kalitesinin de artırılmasıdır. Bu da Tıp fakültesi öğrencisinden Devletine kadar aradaki kişi ve kurumlar da dahil olmak üzere  vereceği katkı ve emek ile olur. Nitekim bazı üniversiteler bu durumu başarabilirken, bazılarında da bu durumun başarılmaması kişilerin kendi büyük çıkar çatışmalarından  dolayı küçük planlar olarak Başartılamamakta ! Oysa en büyük plan olması gerekirken …
Bu noktada değinmek istediğim 2016 yılının pazartesi günü tıp eğitimi aldığımız fakülte hastahanesinde oluşan ‘yas’ havası …
Bu ‘Yas’ durumunu açmak gerekirse SGK ile olan anlaşmaları iptal edilen bir hastahane.’bunda ne olabilir ki ‘ diye biz de kendimizce küçümseyici bir yaklaşım izlemiştik ancak bu durumda;
-O tıp fakültesi EĞİTİM ve ARAŞTIRMA hastahanesine gelen hasta sayısı neredeyse 2/3 oranında azaldı. Çünkü eskiden sadece normal muayene ücreti ödeyecek olan hasta şimdi yapılan tüm tetkiklerin ücretini ödemek zorunda bırakıldı.hastada haklı …
-O tıp fakültesinde Pratik eğitim gören yarın belki bu ortamı oluşturanların yakınlarına bakacak olan öğrenciler çoğunlukla karşıdaki kafede çay içip oturmak zorunda bırakıldı.
-Üniversitede hem ders verip öğrencisine tecrübelerini umutla anlatmak isteyen bir çok hoca güne umutsuz başladı
-ve belkide en önemlisi hemşiresinden, tıbbi sekreterine sayısız insan işsiz kaldı .
ve nice bizim göremediklerimiz oldu.Bunlar kimileri tarafından ajitasyon olarak algılanabilir ama bunlar; reel , birebir , canlı şahit olduğum ve ajite olduğu düşünülmesin diye dahasını yazmadığım bir kaç analiz belki de.
başta da söylediğim gibi bizler siyasetten anlamayız ancak ortada bi haksızlık bir mağduriyet yaşanıyor.Bilinmesi gereken o fakültede okuyan her öğrenci o üniversitenin ideolojik görüşüne sahip değildir.bir ‘puanı yetip’ gelenlerden oluşmakta, bir kısmı ‘kendi tercihi’ ile gelmekte belki de bir kısmının da çok farklı,sınıflandırılamayacağı hikayesi vardır.nitekim çok zıt görüşten olup da o üniversitelerde okuyan bir çok insan var.Ancak ortada da Hocalarımıza,Hastahanede istihdam gören çalışanlarımıza ve bizlere yapılan bir yanlış var.Bildiğim birşey de varsa Bunun sorumlusu bizler değiliz,hocalarımız değil hele ki işten ayrılmak zorunda kalan insanlar hiç değil.İdeolojilerin çatıştığı ortamda arada kaybolan insanları görülmemesi ‘Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.’ cümlelerini aklıma getirdi.
kimsenin görüşü kimseyi alakadar etmeyecek kadar kıymetlidir.ancak istenilen tek bir şey var o da biraz ’empati’dir !
Son olarak umudum ve çoğumuzun umudu bu sisli durumun bir an önce kaybolması…

Saygılarımla …


Bir Cevap Yazın