İşte ebeveyn olmayı yeniden sevmeniz için ( ya da sadece
günü kurtarmak için 🙂 )
size yardım edecek 15 ipucu:

Daha çok sevin, daha
az bağırın:
Bağırmak işler yolunda gitmediğinde hepimizin başvurduğu bir
savunma mekanizmasıdır. Ama bağırmak çocukları bizim sandığımızdan daha kötü
etkiler. O an için belki sadece ani bir davranış değişimi olabilir ama uzun
dönemde daha derin psikolojik sorunlar yaratır. Sağlıklı beyin gelişimi için
bağırmak, cezalandırmak yerine pozitif geri bildirimde bulunmak çocukların
ihtiyacı olan şeydir. Yapılan çalışmalarda stresli durumlarla başa çıkarken “Pozitif
Ebeveynlik” ile “Cezalandırıcı Ebeveynlik” arasında çocukların beyin gelişimi
üzerinde belirgin farklar bulundu. Pozitif ebeveynlik ile büyütülen çocukların
belli beyin bölgelerinin çok daha iyi geliştiği kanıtlandı. Eğer çocuğunuza çok
fazla bağırıyor ya da kızıyorsanız disiplini sağlamak adına diğer seçeneklere
yönelmelisiniz. Bu nedenle okumaya devam edin 🙂

Duyguları
Etiketleyin:
Susam sokağından aklımda kalan bir sahne var. Kurabiye canavarı
kurabiyeleri çalmakla suçlanır. Kurabiye canavar kızgın ve üzgündür ve şöyle
der: “Ben açgözlüyüm, yalancı değil”. Neden olmasın? Başta bu tarz kelimeleri
kullanmak tuhaf gelebilir.  Ancak gerçekten
olduğu ya da hissettiği buysa kişinin kendine ve çevresindekilere karşı dürüst
olmasında hiçbir sakınca yok. Bu çocuğun kendi duygularını tanımasına, kendini
daha iyi ifade etmesini sağlamasına, anne baba ile daha iyi bir iletişim
kurmasına yardımcı olacaktır. Oburluk, kibarlık, sabırsızlık, çalışkanlık  vb… Başta tuhaf oluyor biliyorum. Çocuğun
anlamayacağını düşünüyorsunuz. Ancak bir süre çocuğunuzun ağzından onunla alay
eden küçük kardeşine “Bu hiç kibar değil!” dediğini duyacaksınız, Ben duydum
hem de 5 yaşındaki birinden J.

Çocuğunuzla Uyumlama
Yapın:
Duygusal açıdan sağlıklı çocuk yetiştirmenin anahtarlarından biri
onunla uyum sağlayabilmek ve herhangi bir anda neye ihtiyacını olduğunu iyi
anlayabilme yeteneğidir. Uyumlama, kısaca, kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak
onun ihtiyacınız anlayabilmek ve bunu ebeveyn bilgeliği ile çözümlemektir.
Çocuğunuzun kötü davranışının temelini anlamaya çalışın. Örneğin “Neden
ayakkabılarını giymek istemiyor ve bu nedenle bir öfke krizi geçiriyor? Esas
soruna ulaşabilirseniz uygun çözümü de bulabilirsiniz. Uyumlama yapan
ebeveynler çocuğun “kötü davranışı” nın geçmesi için sadece zaman vermezler
ayrıca “neden” diye sorgularlar. Böylece davranışa yol açan temel sorun orta
çıkar ve böylece çocuğun ihtiyacı daha iyi anlaşılır, daha çok sevgi gösterilir
ve uzun dönemde daha iyi bir davranış stili çocuğa kazandırılabilir.

Çocuğunuza kısa
aralarla ve düşük dozda “Tam İlgi” gösterin:
Eğer sizin 3 yaşındaki ufaklık
cep telefonunuzu elinizden çekiyorsa, Siz yazarken klavyeye vuruyorsa ya da katladığınız
çamaşır kulelerini deviriyorsa kulak verin, çanlar sizin için çalıyor. 3
yaşındaki çocuğunuzun her zaman tüm ilgiyi istediğinizi biliyoruz ama siz
çamaşırlarla uğraşırken, e-mail okumaya çalışırken veya herhangi bir şeyi
yetiştirmeye çalışırken bunun mümkün olmayacağını da biliyoruz. Ufaklığın sizin
ilginizi çekme çabalarını fark ettiğiniz an ona tüm ilgiyi aldığı birkaç dakika
verin. Gözlerinin içine bakın, ona bazı sorular sorun, cevaplarını dinleyin.
Vücut dilinizi kullanmayı unutmayın. Elinizdeki telefonu, bilgisayarı,
çamaşırı, bulaşığı kenara koyun. Cevapları dinlerken onu o an başka bir şeye
nasıl yönlendireceğinizi düşünün.

Yaratıcılıkla
Yönlendirmek:
Mümkün olduğunca erken ve sevgi dolu bir sesle yönlendirin. Kendinize
“Çocuğum neden bu yaramazlığı yapıyor, Gerçek ihtiyacı ne?” diye sorun. Agresif
davranışlar genellikle fiziksel bir yönlendirme gerektirir. Örneğin çocuk
oyuncaklarını kırıp döküyor ya da bağırıyorsa, dışarda bir süre yürümek
bisiklete binmek işe yarayabilir. Eğer çocuk yere yatmış ağlıyorsa biraz ilgi
ve kitap okumak gibi sakin bir aktivite daha yararlı olacaktır.

Sık Sık Ona Dokunun: 3
yaşındaki çoğu çocuk bolca sarılmaya ihtiyaç duyar. O an müsait olmasanız bile
işinizi bırakın ve size sokulan çocuğunuzu bir kere kucaklayın. Bunu günde birkaç
kez tekrar edin. Yaramazlık yaptığı zamanlar da dahil olmak üzere sık sık “seni
seviyorum” demeyi ihmal etmeyin.  

“Başınıza Gelecekleri”
Bilin
: Çocuklar aynı yanlış şeyleri üst üste bıkmadan usanmadan yapmaya
bayılırlar. Her sabah kıyafet giyme konusunda kavga mı var, ya da araba
koltuğuna oturmak bir savaşa mı dönüştü? Tekrar suçlarını bilin, siz erken
davranın, ona seçenek sunun ve doğru seçimi yapması konusunda cesaretlendirin.
Şimdi şu hikayeyi dinleyin. 3 yaşındaki yeğenim her defasında araba koltuğuna
oturmamak ve kemerleri bağlatmamak için elinden geleni ardına koymazdı. Çünkü
bu şekilde tüm aileyi yönettiğinin farkındaydı. O oturmadan yola
çıkamadığımızdan diğer çocuklar sinirlenir bu da ona daha güçlü hissettirdi. Yine
kalabalık bir günde başımıza geleceği bildiğimizden henüz arabaya varmadan ona “Eğer
herkes sana aynı anda 3 kere seni seviyorum derse araba koltuğuna oturup
kemerlerini bağlayacağına söz verir misin?” diye sorduk. O da “Evet am a5 kere
söylemeniz gerek” diye karşılık verdi. Biz üstümüze düşeni yaptığımızda herkes
kahkahalarla gülüyordu. Ona küçük bir konuda kontrolü vererek esas surumun
kontrolünü biz ele geçirmiş olduk.

Beklentilerinizi Netleştirin:
B
ir aile kuralları listesi yazın. 3 yaşındaki bir çocuk için bunu tabi ki
kısa e basit tutun. Örneğin, 1) yumuşak ses kullan 2) anne ve babanın sözünü
dinle 3) diğer insanları incitme gibi. Bunları her gün gözden geçirin ve akşam
yemeği ya da yatma zamanında bunları yapan çocuğunuzu takdir edin, onu yüreklendirin.

Kurallara Uymayı
Öğretin:
İtaatkarlık doğuştan sahip olduğumuz bir şey değildir. İnsan belki
sadece doğaya karşı doğuştan itaatkardır. Bu nedenle kurallara uyması gerektiğini
çocuğumuza öğretmemiz gerekir. 3 yaşındaki çocuklar otoriteyle savaşır ve kendi
kurallarını yaratmaya çalışır. Buradaki püf noktası çocuğa itaatkarlığı
sevdirmektir. Elbette buradaki kasıt düşünmeyen sadece söyleneni yapan çocuklar
yetiştirmek değil. Ancak ona duracağı noktaları göstermek, sınırlarını
belirlemek, neye karar verip neye veremeyeceğini ve tüm bunları nedenleri ile
öğretmektir. Kesin uyması gereken kurala uyduğunda onu pozitif yönde besleyin. Takdir
edin. Başını okşamak, alkış yapmak gibi basit şeylerle başlayıp oyun zamanını
arttırmak gibi yöntemlere geçiş yapabilirsiniz.

Sonucu Değil Çabasını
Övün:
Çok fazla övgü ters tepebilir ve çıtayı fazla yükselterek çocukta
başarısızlık korkusu yaratır. Bu nedenle sonuç ne olursa olsun mühim olanın
sonuç değil çocuğun çabasının olduğunu ona göstermemiz gerekir. Bu konu oldukça
önemli ve geniş olduğundan daha sonra detaylı bir yazı yayınlayacağım.

Davranış Çizelgesi
Oluşturun:
Stickerlar çocuğunuzun üzerinde bir daha asla 3 yaşında olduğu
kadar etkili olmayacaklar. O zaman neden kullanmayalım ki? Yatağınız başına bir
çizelge asın ve örneğin yatağına zamanında gittiği her gece için, ya da tüm gün
altını ıslatmadığı her gün, yemeğini yediği her öğün için çizelgesine
yapıştırması için bir sticker verin.

İstikrarlı Olun: İstikrar
çocuk aynı yaramazlığı her yaptığında kızmak ya da bağırmak değildir. İstikrar
yaşadığınız probleme karşı duruşunuzu değiştirmemektir. Eğer çocuğun
ayakkabılarını dışarda bırakması bugün bir sorunsa, yarın çocuk ayakkabılarını
yine dışarda bıraktığında onun yerine içeriye almamaktır. Bir karar aldıysanız
mutlaka onu uygulayın. Çocuğunuza sadece konuşarak mesaj vermezsiniz. Hatta bazen
davranışlar sözlerden çok daha etkilidir. Dün ayakkabılarını dışarıda
bırakmamasını istediğiniz çocuk bugün ayakkabılarını dışarda bıraktığında sizin
içeri aldığınızı görürse sizce de çocuk üzerindeki etkiniz azalmaz mı?

Çocuğa Diğer
Bakanlarla Aynı Dili Konuşun:
Kreşe gidiyorsa orada nasıl bir pozitif
ödüllendirme sistemi var? Peki ya büyük annelerin dedelerin evinde durum nedir?
Kuralların okulda, evde ve çocuğun vakit geçirdiği diğer yerlerde de aynı
olması gerekir. En fazla zorlanacağınız yer anneanne, babaanne, dedelerin yanı
olacağından eminim J

Hiç Biri İşe
Yaramadığında Zaman Verme Yöntemine Başvurun:
Kızmamaya çalışın ve küçük
meydan okuyucunuza daha önceden belirlediğiniz bekleme kösesine gitmesini
söyleyin. Bu köşenin daha önceden belirlenmiş olması ve her seferinde mutlaka
aynı yer olması çok önemlidir. Bunun için bir paspas, bir koltuk köşesi vb.
herhangi bir yer olabilir. Eğer gitmek istemezse onu oraya götürün. Tekme atabilir
size vurmaya çalışabilir. Siz sadece onu nazikçe tutun ve yumuşak bir sesle onu
sevdiğinizi söyleyin. Yaşı ne olursa olsun ona bir dakika verin ve ağlamaya ya
da tepinmeye devam ettiği sürece burada kalacağını söyleyin. Bunu neden
yaptığını hemen o anda konuşmaya çalışmayın.  Unutmayın o sadece 3!

Kendinize İyi Bakın: Yardım
isteyin. Eşinizden, arkadaş ya da akrabalarınızdan… Kendinize biraz zaman
ayırın. Unutmayın 4. Yaş geliyor 🙂 

Uzm. Dr. Hande NAMAL TÜRKYILMAZ

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

http://www.doktorumlabuyuyorum.com/

Bir Cevap Yazın