Yorgunum halsizim diyor hasta. Bunun için geldim. Tahliller istiyor, mümkün olsa tomografiler, USGler de belki. İlaç istiyor derdine. Uzatacak bir şey de pek yok. Yorgun olabilir misiniz diyorum. Dinlenseniz geçecek mi?

Onlarca misafiri gelmiş ağırlamış, onlarla uğraşmış ya da ev taşımış hastalar bu şekilde şikayetlerle geliyor.

Dün akşam çocuğum öksürdü. Sadece öksürdü. Bu şikayetle çocuklarını okula göndermeyen ve doktora getiren o kadar çok kişi var ki kabul edilebilir değil. Bunları 3. basamakta çalışan bir başka hekimle konuşuyordum.
Bir hastası, sevdiğinden ayrılmış. Ayrılmak da istemiyormuş zorla ayrılmışlar galiba dünyaları biraz farklıymış filan. Ama işte başı ağrıyormuş ve uykusuzmuş. Bunun için üçüncü basamakta bir hekime ulaşıp derdine çare arıyormuş.
Ev taşımak ve yorulmak, burnu akmak ve öksürmek, sevgilinden ayılmak ve ağlamak gibi sıradan yaşam olaylarına tahammülsüzlük bunları yok etmek için doktor doktor gezmek tedavi almak. Bunlar neden hastalık oldu? Neden hepimiz hasta olduk? Neden böyle oluyor? Bunları konuşacak kimsemiz mi yok?

Sağlığın halleri hastalık oldu.
Öksürsün geçer çocuktur diyecek yakınımız, bizi büyütmüş bir tanıdığımız da mı yok? Sevgilisinden ayrılınca konuşup dertleşeceğimiz bizi sakinleştirecek bir arkadaşımız da mı yok? Bunlara hastalık diyen hekim mi dolu ortalık?

Hastalıklar ve tedavilerden ise kaçılıyor.
Diğer yandan diyabet, tansiyon, astım, koah, sigara içme, biopsi önerilen bir tiroid nodülü gibi ciddi sorunlarda ise hastalarımızın doktorlardan bucak bucak kaçtığını görüyoruz. Yukarıdaki resim iade edilen bir ilaç torbası. Binlerce liralık kullanılmamış yarım bırakılmış ilaç olmasının yanı sıra yarım bırakılmış tedaviler, harcanmış emek, kötüye giden kronik hastalıklar. İnsanlar hastalıklardan kaçarak kurtulacaklarını düşünür oldu. Belki bu hep böyleydi de sanki giderek artıyor gibi. Kimse bu kaçışı dert etmiyor sanki.

Dünyada en çok MR “isteyen”, en çok antibiyotik “yazan” hekimleriz.
Diğer yandan biz hekimler dünayanın en çok MR’ını isteyen, bunu da az sayıda hekim ve cihazla yapabilen bir sağlık sisteminin çalışanlarıyız. Tablo burada. Antibiyotik konusunda da işler karışık. Etkisi olmadığı ve zararları gösterildiği halde dünyanın en çok antibiyotik kullanılan ülkesiyiz. Artık eskisi gibi eczaneye gidip reçetesiz antibiyotik almak da mümkün değil. Mutlaka bir hekim reçete etmeli. Bir antibiyotik meselemiz var büyük bir antibiyotik meselesi hem de. Buradaki yazıda görebilirsiniz sağlıkçıların yoğun yanıt verdiği bir ankette beş kişiden biri bu ay antibiyotik kullanmış.

İstiyorum, yaz, ver. Bir sağlık sisteminin 3 boyutlu özeti.
Hastalar bir yandan, hekimler bir yandan, sağlık sistemi diğer yandan bastırıyor. Bu 3 yüklem ile geçiyor ülkemizdeki “muayene” olarak isimlendirilen yüzmilyonlarca poliklinik karşılaşması. Diğer yandan da ülkenin sağlık sorunları artıyor. Sağlıklı bir yaşam sağlığa erişim halk için önemli bir sorun olarak ortada duruyor, ölüm oranlarımız artıyor, sigara bağımlılığı, hareketsiz yaşam, kötü beslenme, diyabet salgını ve obezite gibi çok önemli sorunlarımız var buna müdahale edecek sağlam bir temel sağlık yerine butik asmler, uzatılmış mesailer, ucuzlatılmış emek peşinde koşuyoruz. İstiyorum, yaz, ver. Hastalarımız hep bu 3 yüklemle konuşuyor, hekimlerimiz de sağlık sistemimiz de. MR istiyorum, antibiyotik yaz, bir imza ver… Ama sonra öksürükler, ev taşıma yorgunlukları, sevdiğinden ayrılmalar tedavi edilmesi gereken hastalıklar gibi karşımıza çıkıyor. Kurguda bir yerde hata var ama nerede? Sizce bu tabloda sorun nerede? Çözüm kimde?

Bir Cevap Yazın