Bilindiği üzere, antibiyotikler bakteri ve bazı parazitlerin sebep olduğu enfeksiyonların dışında işe yaramazlar. Virüsler veya mantarların neden olduğu enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımının, enfeksiyonu iyileştirmek açısından bir faydası yoktur. Ülkemizde grip olan hemen hemen herkesin kullandığı antibiyotikler çoğunlukla boşuna kullanılmakta ve ilaç israfına sebep olmaktadır. Çünkü grip virüslerin sebep olduğu bir enfeksiyondur ve iyileşmesi için antibiyotiğe gerek yoktur.

Antibiyotiklerin enfeksiyona sebep olan mikroorganizmanın hangisi olduğu tespit edilmeden gelişigüzel kullanılması, bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmalarına sebep olmaktadır. Direnç nedeni ile tedavi başarısızlığa uğramakta, verilen ilaçlar işe yaramamaya başlamaktadır. Bu sebeple, yeni ve etkili ilaç bulma çalışmaları yapılmakta, bu işe çok para harcanmaktadır. Halbuki her enfeksiyonda, etken mikroorganizmanın belirlenmesi ve antibiyogram sonucu o bakteriyi ortadan kaldıracak antibiyotiğin seçilerek kullanımı, etkisiz ilaç kullanımından doğan ekonomik kaybın önlenmesi yanında, hastanın iyileşme hızını artırması açısından da son derece önemlidir.

Bir mikrobun alt gruplarının veya sonraki değişik döllerinin antibiyotiklere karşı aynı cevabı vermediği bilinmektedir. Halbuki muayyen bir mikroba veya bir mikrobun muayyen dölüne karşı hangi antibiyotiğin (veya antibiyotiklerin ) tesirli olduğunu bilmek hem tedavi olan hasta açısından, hem ekonomik açıdan, hem de sağlıklı toplum açısından önemlidir. Hasta daha çabuk tedavi olur. Daha az antibiyotik kullanarak  ilerisi için direnç kazanmış mikrop dölleri bırakılmamış olur.

Antibiyogram yapılırken, çeşitli antibiyotiklerin içine şüpheli mikroplar konulur. Mikrobun hangi sıvıda ne derece ürediği, hangisinde üremediği anlaşılır. Neticeler standardize edilir. Genellikle mikroplar ( antibiyogramda kullanılan antibiyotiklere karşı) etkilenenler, az etkilenenler ve dirençli olanlar diye derecelendirilir.

Bu usulde mikrop petri kutusu içinde hazırlanan katı ( jeloz ) besi yerine ekildikten sonra üzerine çeşitli antibiyotik sıvılarına batırılmış yuvarlak  parçalar konulur. Besi yerinde üreyen mikrop etkili olan antibiyotiğin çevresinde üremediğinden yasak bölge meydana gelir. Yasak bölgenin genişliği antibiyotiğin tesir kuvvetinin fazlalığına işarettir. Eğer antibiyotikli yuvarlak parçaların hemen etrafında dahi ( çepeçevre ) mikrop kolonileri ortaya çıkabilmişse, mikrobun bu antibiyotiğe dirençli olduğu gösterilmiş olur. Antibiyogramın verdiği neticelerin inandırıcı ve güvenli olabilmesi için besi yerinin, besi değerinin, mikrobun üreme gücünün, mikrop ekiminin standart değerlere göre olması gerekir.

Antibiyogram sonuçlarına göre bile tedavi yapılmış olsa, mikropların direnç kazanmaması için, hastalık belirtileri tamamen kayboluncaya kadar hatta düzeldikten 1-2 gün sonra bile tedaviyi kesmemek ve kısmamak lazımdır.

Bir Cevap Yazın