Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Bahri Kemaloğlu, ülkemizde organ bağışlarının daha çok canlıdan yapıldığını, bunun ideal olmadığını belirterek “Yapılması gereken kadavra bağış sayısını artırabilmek.” dedi.

“Organ Bağış Sempozyumu”, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerindeki organ nakil merkezi koordinatörleri ve hekimlerin katılımıyla düzenlendi.

Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özkan Polat, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, yaşama bağlanma hayallerini büyük bir ümitle bekleyen insanlar olduğunu belirterek “Bir organ, bir hayat demek. Organ nakline destek veren erdemli aileler var. Ben onlara çok teşekkür ediyorum. Maalesef ülkemizde her yıl 2 bin kişi organ nakli olamadığı için hayatını kaybediyor. Son 5 yılda 8 bin 600 beyin ölümü vakasından 6 bininin nakli gerçekleşemedi.” dedi.

 

Atatürk Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gürkan Öztürk, 2004 yılından beri Erzurum’da hizmet veren organ nakli merkezinin böbrek nakli yaptığını, 2008 yılında da karaciğer nakli gerçekleştirildiğini bildirdi. Gürkan, 2009 yılında canlı vericili ilk karaciğer naklinin gerçekleştiğini belirterek 2004-2016 yılları arasında 160’ı canlı, 137’si kadavradan olmak üzere 297 organ naklinin yapıldığını söyledi.

Ordu Devlet Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Dr. Selçuk Yücesan’ın başkanlığındaki oturumda konuşan Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Bahri Kemaloğlu, Türkiye’de 149 organ nakil merkezi olduğunu belirtti.

Kemaloğlu, bu merkezlerin tamamında yıllık 4 bin 700 nakil yapıldığını ifade ederek şunları kaydetti:

“Bu nakillerin yüzde 20-25’i kadavradan bağışlanan organlardan, geri kalan da canlı nakillerden oluşmakta. Bizim için önemli olan kadavradan nakil sayısı. Tıbbın ‘canlıya zarar vermemek’ gibi temel bir prensibi vardır. Sağlıklı bir insanın organından bir parça ya da organın birini alıyorsunuz, sağlıksız olan bireye takıyorsunuz. Bu arada sağlıklı olan bireyin de hayatını bir anlamda riske ediyorsunuz veya sağlıklı bir hayat sürmesini riske ediyorsunuz. Yapılması gereken kadavra bağış sayısını artırabilmek. Beyin ölümü gerçekleşen kalbi henüz atan biri, organları hala kullanılabilir durumda. Organları kullanabiliyorsanız, toprak olacak organı bir hastada kullanıp onun tedavi olmasını sağlıyorsunuz.”

Kadavradan nakil için beyin ölümü gerçekleşen hastanın ailesiyle görüşmeler yapıldığını dile getiren Kemaloğlu, organ bağışının gönüllülük esaslı olduğunu vurguladı ve Türkiye’de 120 bin üzerinde kayıtlı bağışçı olduğunu sözlerine ekledi.

Bir Cevap Yazın