Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici’nin Çocuk Hakları Haftası ile ilgili kendi Facebook hesabında yazdıklarını, izniyle sizlerle paylaşmak istedik. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayımlıyoruz.

Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesidir. Bu görevinin yanı sıra aşı ve mikrobiota alanında yürüttüğü ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla da tanınmaktadır.

  • Madem Dünya Çocuk Hakları Günü, bugün mesajlarımı “bana göre” çocuk ihmali/istismarı maddelerine ayırma karar aldım #çocukhaklarıhaftası

 

  • Anne sütü alabilecekken tamamen “keyfiyetten” ve “kozmetik” nedenler ile (hastalıkları ve özel durumları dışında tutuyorum) çocuğun başka besinler almak zorunda kalması “bence” #çocukistismarı’dır.

 

  • Normal doğum şansı var iken tamamen “keyfiyetten”ve “kozmetik” nedenler ile (hastalıkları ve özel durumları dışında tutuyorum) çocuğun sezaryen ile doğması “bence” çocuk istismarıdır. Artık normal doğum ve sezaryen doğum ile doğan bebeklerin tüm yaşam boyu farklarını net olarak biliyoruz.

 

  • Tüm yaş gruplarında geçerli ama, 5 yaşından küçük çocukların endikasyonu olmadan, soğuk algınlığı başta olmak üzere gereksiz yere birçok kez antibiyotik kullanması (gerçekten kullanımının zorunlu olduğu ve antibiyotik tedavisi ile tam tedavi sağlanan durumları dışında tutuyorum) ve bunun sonunda tüm yaşam boyu etkilenen mikrobiyota “bence” çocuk istismarıdır.

 

  • Tamamen bilimsel olmayan nedenlerle, safsatalar ile “çocukluk çağı AŞILARININ yapılmaması” telafisi olmayan bir durumdur ve “bence” en ciddi çocuk istismarıdır. Bana kalsa “taammüden” kapsamındadır “bilinçli taksir”dir, telafisi özrü yoktur.

 

  • Kendisi klasik müziğe “dan dun”, operaya “bağıran adamlar” diyen ebeveynlerin çocuklarına zorla ve saatlerce keman, piyano, obua, çello, trombon dersi aldırmaları “bence” çocuk istismarıdır. Ebeveynin kendisinin yapamadıklarını çocukta bir proje gibi yapmaya çalışması “bence” talihsizliktir. Bırakın çocuklar özgürce ne çalmak istiyorsa onu çalsın…

 

  • “Çocuk Gelinler” yazarken bile tüm tüylerimin diken diken olduğu, şakasının olmadığı en ciddi çocuk istismarıdır. Bunu durduracak, engelleyecek, yok edecek tüm girişimlere, kişilere sonsuza kadar minnettar olacağım ve yine “bence” bu uğurda karar ve önlem alanları hatırlayacaktır “tarih”. Yoksa bu “utanç” hepimize fazlasıyla yetiyor.

 

  • “Çocuk İşçiler/İşçilik” bir başka önemli sorun. Çocuk yaşta çalışmayıp, okula gitmek, klişe terminoloji ile “koşup oynamak” en doğal çocuk hakkı. Ancak “çocuk işçiliğe dur” klavye başı ifadesinden çok, “çalışmak zorunda kalan” bu çocukların yaşadığı ortamın mutlaka değerlendirilmesi ve çok daha sistematik bir şeyler yapılması gerekiyor. Çalışmaktan başka şansı olmayan çocuklar için de el birliği ile kurumsal bir şeyler yapılmalı. Ama sanırım “en çalışmadığım yerden soru gelen” kısım da burası. Bir şey yapmalı da nereden nasıl başlamalı #çocukhaklarıhaftası

 

  • Her gün, her öğün demiyorum ama abur cubur yemek “bence” en keyifli çocukluk haklarındandır. Şeker, kek, pasta, çikolata yemeyen çocuk mu olur, bırakın döke saça üstü başı yüzü gözü batarak yesinler abur cubur yiyecekleri. Şimdi çocukların başında Demoklesin kılıcı gibi sallanan ebeveynlerin yüzde sekseni sokakta satılan pamuk helva, simit, rengarenk boyalı macunlar, ucuz şekerlemeler, açık gofretler ile büyüdü. Her biri leblebi tozu-şeker karışımını içine çekerken ölümden döndü. Şimdi nedir bu “bilge”liğin nedeni.

 

  • Daha kendisi küçücük iken “kardeş”i olduktan sonra, sen artık büyüdün “abi oldun” “abla oldun” diye sorumluluklar verilmesi, çocukluğa özgü şeyleri -ki bu yaramazlık oluyor- yapmasına izin verilmemesi, ayıplanması “bence” çocuk istismarıdır.
  • 20 Kasım 2016’da dünyanın neresinde olursa olsun 0-18 yaş arasındaki tüm çocukların “SAĞLIKLI YAŞAM HAKKI” vardır. Bu haklara riayet etmeyen, ihmal eden, göz ardı eden, önemsemeyen tüm hareketler bence çocuk istismarıdır.

Bir Cevap Yazın