Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak görev yapan Op. Dr. Muhammed Altınışık, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) yüksek puan alıp bölüm tercihinde kararsız kalan adaylar için sosyal medya hesabından bir değerlendirme yaptı ve bazı tavsiyelerde bulundu.

Meslek seçiminde öncelikle etkili olan faktörleri sıralayan Altınışık, şunları paylaştı;

“İlk 10 bine girip tıp, mühendislik, işletme gibi bölümler arasında kalanlara yönelik olarak, kendi açımdan hekimlik mesleğine bakış

Meslek seçiminde etkili olan temel faktörler:
a. Kabiliyetler
b. İlgi alanları
c. Değerler
d. Piyasa şartlarıdır.

Maalesef Türkiye’de temel alınan tek parametre; piyasa şartlarıdır. Halbuki istediğiniz meslek açısından kabiliyetli ve ilgili iseniz, bu meslek değer yargılarınıza da uygun ise, piyasa şartları, buradaki en önemsiz parametredir. Ki ilk 10 bine giren kardeşlerim hangi bölümü yazarsa yazsın, çok absürt bir durum olmadıkça geçimini sağlayacak bir iş bulur. Bu nedenle floodumu, “ilginiz, kabiliyetiniz ve değer yargılarınız” açısından hekimliğe bakabilmeniz için, piyasa şartlarına çok değinmeden yazacağım;

1. Hekimlik; öğretmenlik, aşçılık, kaporta ustalığı, polislik, terzilik, garsonluk gibi bir “hizmet sektörü” mesleğidir. Bu hizmet indirekt değil, direkt-doğrudan insana hizmettir. Bu tür sektörlerde çalışanlardan da güler yüz, fedakarlık, saygı; kısaca “hizmet” beklenir. Hizmette bir kusur olduğu zaman da, (hizmet alıcısı ve hizmet veren arasındaki karakter, saygı, sevgi, korku durumuna göre) iki taraf arasında; hiç sesini çıkaramamaktan tutun da, şiddet görmeye kadar değişen spektrumda bir ilişki biçimi ortaya çıkar (Garson-müşteriyi hayal edin).

Maalesef, bu spektrumda hekimlik, “fiziksel ve psikolojik şiddete uğrama” noktasına doğru, hızlı bir şekilde evrilmektedir:( İnsanlar, garsondan tuz isteyen müşteriler gibi (bunu bir hak olarak görerek) hekimden rapor, film, ilaç istemektedir. İstedikleri olmadığında da bunu bir hizmet kusuru olarak kabul etmekte ve psikolojik ve fiziksel şiddete başvurmaktadırlar. Öte yandan maalesef beklentileri, ulaşılması imkansız noktalardadır. Ameliyat sonrası gözleri açılan bir hasta, sevinç yerine “ama çok kaşınıyor” demektedir.

2. Hizmet sektöründe en zirveye de çıksanız, yaptığınız iş ve pozisyon değişmez, sadece ücretiniz ve duruma göre saygınlığınız artar, dolayısı ile tahammül etmeniz kolaylaşır ve tatmin duygunuz artar. Somer şef, sonuçta yine akşam gelen misafirleri memnun etmek zorunda olan bir şeftir, tek fark hizmetini pahalı satar. Hekimlikte de zirveye çıksanız, (profesör, özelde meşhur bir hekim vs), yine hastalara hizmet eden, güler yüz gösteren, nazlarını çeken bir hizmetkarsınızdır. Özelde çalışan, iyi kazanan bir hekim oldunuz diyelim; karşılığında 24 saat boyunca ulaşılabilirsinizdir, telefonunuz herkes tarafından bilinir, herkes sizi tanır, alışverişte, sokakta hizmet kesintisiz devam eder, her gün gerekli-gereksiz sorulara cevap vermek zorundasınızdır. Sürekli bir “hizmet, güler yüz ve ilgi” halinde olmanız gerekir, beklenir.

3. Hizmet sektörleri; müşterilerini memnun etmek isteyen popülist siyasetçiler, idareciler veya iş adamlarının, müşterilerin önüne attığı ilk sektördür. “Müşteri memnuniyeti” esastır çünkü. “Alo şikayet hatları” genelde müşteri lehine, sizin aleyhinize çalışır. Garsonlara genelde “kötü müşteri ile baş etme tüyoları” ders olarak verilir, kötü müşteri için ise kötü olmak bir haktır:) Bu durum hekimlikte de böyledir. Bu nedenle çok ciddi ve sağlam bir psikoloji ister.

4. Hizmet sektöründe çalışmak için üstün bir zekaya gerek yoktur, hatta bu bir dezavantajdır. Aynı işleri iyi yapmaktan, insanları memnun etmekten zevk alan, orta zekalı bir insan için hekimlik çok idealdir. Fakat sürekli inovatif işler yapan, kendini tekrar etmekten sıkılan, üst zekalı insanlar için hekimlik (daha sonra, geç de olsa kendinize uygun bir alan yaratamazsanız) cehenneme dönüşebilir. Dostlar bu flood bitmez, burada ara verelim:)

Muhammed Altınışı[email protected]

Bir Cevap Yazın