Cuma, Ocak 24, 2020
Ana Sayfa Blog

Tıpla İlgili İzlenmesi Gereken 25 Film

3

Tıp, doktor, hastane, sağlık konulu filmler sinemada sık sık vizyona girmekte hatta bazıları büyük gişe rekorları dahi kırabilmektedir. DSN olarak izlemeniz gereken Tıp konulu 25 filmi sizin için derledik.

(Bu listede olmayan ama olması gerektiğini düşündüğünüz diğer filmler için yoruma ekleyin listemizi güncelleyelim.)

1Wit (2001) IMDb 8,0/10

Kanser teşhisi konduktan sonra hayatını sorgulamaya başlayan ve önceliklerini değerlendiren Edebiyat Profesörü Vivian Bearing’in yaşam öyküsü. Bearing, çocukluğundan kanser teşhisi konduğu döneme kadar yaşanan süreci değerlendirirken sıkça da kameraya dönerek izleyiciyle birebir ilişki kuruyor. Vivian Bearing’in hikayesi, safhalar halinde ele alınıyor. Her safha yaşamını kalemine adamış bir kadın için başka bir iç muhasebenin başlangıcı Margaret Edson’ın oyunundan sinemaya uyarlanmış, etkileyici bir drama. (doktorlarsitesi.net tarafından hazırlanmıştır)

(doktorlarsitesi.net tarafından hazırlanmıştır)

Ölü Sayısı 26 Oldu! Coronavirus nedir? Nasıl Bulaşır? Belirtileri nedir? Nasıl Korunulur? Tedavisi Var mı? Enfeksiyon Uzmanları Açıklıyor

0

Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 26’ya yükseldi, salgından 853 kişi de etkilendi.

Coronavirüs için İstanbul Havalimanı da önlemler almaya başladı. İstanbul Havalimanı coronavirüs için termal kameralarla kontrole başladı. Çin’den gelen uçaklar kontrol ediliyor.

Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Çin’e ait bir havayolu şirketinin Vuhan-İstanbul seferlerinin durdurulduğu duyuruldu. Haftada 3 kez yapılan seferler şimdilik askıya alındı. Bildiğiniz gibi Vuhan bölgesi, Çin hükümeti tarafından karantinaya alındı.

Salgının merkezinden İstanbul’a gelen hasta bir Çin vatandaşı için Sağlık Bakanı açıklama yaptı.

YENİ CORONAVİRUS (2019-NCOV) HAKKINDA BİLGİ NOTU

Yeni Coronavirus nasıl ortaya çıktı?

Yeni Coronavirus ilk defa 29 Aralık 2019’da, Çin’in Wuhan şehrindeki deniz ürünleri ve canlı hayvan satan bir markette çalışan 4 kişide ve aynı günlerde bu marketi ziyaret eden çok sayıda kişide akciğer infeksiyonu (pnömoni) bulgularının tespit edildiğinin açıklanmasıyla gündeme gelmiştir. Hastalardan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda 7 Ocak’ta, hastalığa neden olan virusun SARS (2002) ve MERS (2012) gibi Coronavirus ailesinden olduğu anlaşılmış ve virusa Yeni Coronavirus 2019 (2019-nCoV) adı verilmiştir.

Coronaviruslar insanlar arasında hastalık yapabilen, bazı hayvan türlerinde (kedi, deve, yarasa) tespit edilebilen geniş bir virus ailesidir. Hayvanlar arasında dolaşan Coronaviruslar zaman içinde değişim göstererek insana bulaşma yeteneği kazanabilirler ve böylelikle insan olguları görülmeye başlar. Ancak bu virusların insanlar açısından tehdit oluşturması, insandan insana bulaşma yeteneği kazanmalarından sonra söz konusu olur. 2019-nCoV, Wuhan şehrinde canlı hayvan marketini ziyaret edenlerde ortaya çıkmış, insandan insana bulaşma yeteneği de kazanmış olan bir virustur.

Hastalık kaç kişide ve nerelerde görüldü? Kaç kişi hayatını kaybetti?

Kesin olarak kanıtlanmış hasta sayısı 23 Ocak saat 01:00 itibariyle 571 kişidir. Bunlardan 95’inin ağır seyirli olduğu ve 17 kişinin de hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Ayrıca henüz kesin olarak kanıtlanmamış 393 hasta daha olduğu belirtilmektedir. Hastalık Wuhan başta olmak üzere ve buradan yayılarak Çin’in 25 şehrinde, Japonya’da (1 kişi), Hong Kong’da (1 kişi), Tayvan’da (1 kişi), Makau’da (1 kişi), Güney Kore’de (1 kişi), Tayland’ta (3 kişi) ve ABD’de (1 kişi) görülmüştür.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Hastalık, 2-14 gün süren bir kuluçka süresinden sonra birden başlayan yüksek ateş (39 derece), öksürük ve nefes darlığı ile karakterlidir. Bazı hastalarda boğaz ağrısı ve burun akıntısının da olduğu görülmüştür. Hastalık genellikle orta-ağır bir klinik seyir göstermektedir. Ağır hastalanan ve ölen kişilerin büyük kısmı ileri yaştaki (>65y), altta yatan hastalıkları (akciğer hastalıkları, organ yetmezlikleri, kanser, diyabet, bağışıklık baskılayan hastalıklar) olan kişilerden oluşmaktadır. Genç sağlıklı erişkinlerde hastalık nispeten hafif seyretmektedir.

Hastalık nasıl bulaşır?

Yeni Coronavirusun, diğer Coronaviruslar gibi solunum salgıları ile bulaştığı düşünülmektedir. Hasta kişilerden öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virus içeren solunum salgısı damlacıkları, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olur. Hastalığın bu şekilde insandan insana bulaşması için yakın temas (1 metreden yakın) gereklidir. Bugüne kadar 16 sağlık çalışanının hastalarla temas sonucunda hastalandığı, hayvan marketini hiç ziyaret etmeyen kişilerde de hastalık geliştiği gösterilmiştir. Bu bulgular 2019-nCoV’nin insandan insana bulaşabildiğinin göstergesidir. Ancak halen bulaştırıcılığın ne ölçüde olduğu bilinmemektedir. Salgının nasıl seyredeceğini belirleyen en önemli faktör virusun insandan insana ne kadar kolay bulaşabildiği ve gerekli önlemlerin ne kadar başarıyla alınacağıdır. Bugünkü bilgiler ışığında 2019-nCoV’nin gıdalarla (et, süt, yumurta vb) bulaşmadığı söylenebilir.

Hastalıktan nasıl korunulabilir?

Hastalıktan korunmak için bir aşı söz konusu değildir. Bu nedenle korunmada şimdilik en etkili yöntem virusla (hasta kişilerle) temas etmekten kaçınmaktır. Bugün için ülkemizde hastalığın yayılması söz konusu olmadığından toplumda özel bir önlem alınmasına gerek yoktur. Ancak solunum yolu enfeksiyonu yapan çok sayıda virusun (grip, nezle virusları vb.) insanlar arasında dolaşmakta olduğu kış aylarında sadece 2019-nCoV’tan değil, diğer tüm solunum viruslarından korunmak için el temizliğine dikkat edilmesi, temiz olmayan ellerin göz, ağız ve buruna götürülmemesi çok önemlidir.

Hastalığın kaynağı olan Çin’den dünyanın diğer bölgelerine yayılmasını engellemek için Wuhan’da toplu taşıma araçları kullanımı yasaklanmış, şehirden giriş-çıkışlar durdurulmuş, maske kullanım zorunluluğu getirilmiştir.

Hastalığın tedavisi var mıdır?

Bugün için Coronaviruslara etkili olduğu gösterilmiş ilaç yoktur. Bu nedenle hastalara şikayetlerini azaltacak ve varsa bozulan organ fonksiyonlarını destekleyecek tedaviler verilmektedir.  Ülkemizde son 14 gün içinde Çin’e bizzat seyahat etmiş olan veya seyahat etmiş biriyle yakın teması olan kişiler, ateş, öksürük, solunum sıkıntısı gibi belirtileri olursa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

TÜRK KLİNİK MİKROBİYOLOJİ VE İNFEKSİYON HASTALIKLARI DERNEĞİ

Kırıkkale’de Görme Kaybı Yaşayan Hastalar için Göz Doktorları Açıklama Yaptı: Sağlık Bakanlığı’nı 1 Yıl Önce Uyardık!

0

Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniği’nde bir süredir tedavi gören yaklaşık 36 hasta, iddiaya göre yapılan iğne sonrasında görme yeteneğini kaybetti. 36 hasta, Ankara’daki çeşitli hastanelere sevk edilerek tedavi altına alındı.

Bazı hastaların iki kez ameliyat olduğu öğrenilirken, bir kısmının da tedavilerinin 15 gün süreceği ileri sürüldü.

ÜNİVERSİTE İDDİALARI YALANLAYAN AÇIKLAMA YAPTI
Kırıkkale Üniversitesi’nden yapılan açıklamada: “Hastaların hepsinin kör olması söz konusu olamayacağı gibi işlem yapılan 9 hastanın durumu iyi. Diğerlerine de ulaşılmış ve gerekli tedavileri başlatılmıştır. Her olasılık üniversite hastanemizce göz önünde bulundurularak araştırılmakta olup, net sonuçlar elde edilene kadar şu an için ilaç uygulaması yapılmamaktadır. Ancak çeşitli hasta iddialarında olduğu gibi yanlış ilaç verme zaten söz konusu değildir. Endikasyonu Sosyal Güvenlik Kurumu, SUT tarafından net olarak tanımlanan ve belirtilen ilaç endikasyonları ışığında ilaç, göz hastalıkları hekimlerince uygulanmıştır.” dendi.

MİLLETVEKİLİ MECLİS’E SORU ÖNERGESİ VERDİ

CHP Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal, Gazi Üniversitesi Hastanesinde tedavilerine devam edilen hastaları ziyaret etti. Hastalara geçmiş olsun dileyen ve konuyu Mecliste de dile getireceğini aktaran Önal, ihmale sebep olan varsa hukuki zeminde konunun takipçisi olacağını aktardı. Önal, Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) araştırma önergesi sunduğunu da kaydetti.

“36 VATANDAŞIMIZIN GÖRME DUYULARINI KAYBETTİĞİ İDDİA EDİLMİŞTİR”

Önal’ın TBMM’ye sunduğu önerge şöyle:

* “Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniğinde 36 vatandaşımızın ‘altuzan’ adı verilen ilaç ile enjekte tedavi yapıldığı, yapılan tedavi sonucu vatandaşlarımızın görme duyularını kaybettiği iddia edilmiştir.

* Bu konu hakkında birçok vatandaşımız tarafımıza ulaşmış, konu Kırıkkale basınımızda da yer almıştır.

* Böyle büyük bir hatanın ardından doktorlar tarafından hastalara ve hasta yakınlarına verilen bilgide, ‘Sağlık problemi yaşayan hastalara en üst seviyede tedavi uygulanacağı, enfeksiyonla ilgili olarak da hastalarımız tekrar görecek veya düzelecek demiyoruz, böyle bir iddiamız yok’ denildiği söylenmiştir.

* Bunun üzerine birçok hastamız Ankara’da değişik hastanelere sevk edilerek, tedavilerine burada devam edilmeye başlanılmıştır.

* Sağlık sorunları ile hastanelere başvuran vatandaşlarımız mağduriyetlerini tarafımıza iletmişlerdir.

* Sağlık Bakanlığınca sorunun ilaca bağlı bir problemden mi yoksa personelden kaynaklı bir hata mı olduğu hakkında bir an önce araştırma yapması ve daha fazla hastanın zarar görmesine engel olunması gerekmektedir.

* Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniğinde yaşanan ve birçok vatandaşımızın mağduriyetine sebep olan bu konunun araştırılması ve sorumlularının tespiti için Anayasa’nın 98., TBMM İç Tüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederim.”

GÖZ DOKTORLARI TAM 1 YIL ÖNCE BU İLAÇ KONUSUNDA SAĞLIK BAKANLIĞI VE SGK’YI UYARMIŞ!

Türk Oftalmoloji Derneği resmi websitesinden aşağıdaki açıklamayı yaptı;

Sayın Üyelerimiz ,

20 Ocak 2020 Pazartesi günü, intravitreal Bevacizumab (Avastin veya Altuzan) uygulaması sonrası bir kamu üniversitesi hastanesinden 15 hastanın Endoftalmi ön tanısı ile Ankara’nın çeşitli hastanelerine sevk edildiği duyumunu almış bulunmaktayız. Hastalarımız endoftalmi ön tanısı ile vitrektomi ameliyatına alınmış olup tedavileri devam etmektedir.

TOD Genel Merkez Yönetim Kurulu tarafından kamu üniversitesi yetkilileri ile temasa geçilerek hastalar ve tedavi süreçleri hakkında bilgi alınmış ve her türlü desteğin Türk Oftalmoloji Derneği tarafından verileceği konusunda kendilerine güvence verilmiştir. Konu ile ilgili ilgili birim üyelerimiz ve uzman ekiplerimiz tedavilerini büyük bir özveri ile sürdürmektedirler.

Bilindiği gibi 28.12.2018 tarihli SGK tebliği ile başlayan bir süreç devam etmektedir. TOD bu tarihten itibaren gerek Sağlık bakanlığını gerek de SGK’nu hem yazılı olarak hem de yüzyüze görüşmelerle uyarmış, sonuç alınamaması üzerine Danıştay’da dava açmıştır. Ne yazık ki yürütmeyi durdurma talebimiz olumsuz sonuçlanmıştır. Bugün ortaya çıkan durum üzülerek görüyoruz ki haklılığımızı bir kez daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu üzücü olayın en az zarar ile atlatılması için hastalarımızın ve meslektaşlarımızın her zaman yanında olacağız.

Saygılarımızla,

Türk Oftalmoloji Derneği Merkez Yönetim Kurulu


Sağlık Bakanlığı, Kırıkkale Tıp Fakültesi’nde 25 hastanın görme yeteneğini kaybetmesiyle ilgili inceleme başlattı. Türkiye İlaç ve Tıbbi İnceleme Kurumu, “İlk belirlemelere göre Kırıkkale’de ilaçla ilgili bir soruna rastlanmadığı yönünde açıklamada bulundu.


HASTA YAKINLARI İSYAN ETTİ “KONUYLA İLGİLİ BİLGİ ALMAMIZI DA ENGELLEDİLER” 

Hastalardan biri olan Hayati Çimen’in kızı Şeyda Yılmaz ise şunları kaydetti: “Konuyla ilgili bilgi almamızı da engellediler. Bazı evrakları alalım tarzında davrandığımızda onda da engellediler. Biz kendi aramızda WhatsApp gurubu kurduk o gün gelen hastalarla. Yaklaşık 20 kişi ile bu grubu oluşturduk ki bir birlerinden haber alsınlar. Hani ‘süreç nasıl gidiyor. İyileşiyorlar mı?’ diye birbirimizden haber alalım diye. Onlar da çeşitli şekilde başvuracaklar.” 

Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan açıklama Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan yapılan açıklamada, “Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ilaç uygulamaları ile ilgili tebliğine ‘Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’ adı verilir. Bütün ilaç uygulamalarının geri ödemeleri için bu tebliğde yayınlanan ilkeler esas alınır. Kamu, özel tüm sağlık kuruluşları bu sistem üzerinden hareket eder. Basında “ucuz ilaç” ibaresi ile yer alan ilaç ismi Bevacizumab olup bu ilaç gözün sarı nokta hastalıkları ile şeker hastalığına bağlı göz hasarında kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç yukarıda sayılan hastalıklara bağlı olarak değişik derecelerde görme kaybı yaşanan hastalara gözün çeşitli tabakalarındaki hasarı tamamen veya kısmen azaltmak adına uygulanır. Sağlık Uygulama Tebliği; göz hastalıklarında ilaç kullanım ilkelerini net bir şekilde belirtmiştir. SUT’nin 28.01. 2019 tarihli son güncel tebliğinde probleme neden olduğu düşünülen ilaç ilk tedavi seçeneği olarak yer almaktadır. Ayrıca bu ilaç hastane eczanelerinde bulunması gereken bir ilaç olarak tanımlanmış ve Kamu hastanelerinde bulundurulmaktadır. Ayrıca bu tebliğe göre ilaç yeni kullanımda olan bir ilaç değildir. Bu olaya neden olduğu düşünülen Bevacizumab etken maddeli ilaç ile ilgili Kırıkkale Üniversitesi Hastanemizde inceleme başlatılmış olup ilk planda bütün hastalar kör oldu haberi yanlıştır. Çünkü biyolojik olarak aktif olan bu ilaç aynı hastaların bir kısmına daha önce uygulanmıştır. Fakat bu tarz ilaçlarda ilaç reaksiyonu oluşabilir. Sterilizasyon şartlarına dikkat edildiği bilinmekte olup o gün kullanılan setlerin sterilizasyon kodları da doğrulanmıştır. Çünkü ameliyathaneye gönderilen setler otomatik cihazlar onay vermeden kullanıma gönderilmemektedir. İşlemler ameliyathane ortamında ve steril şartlarda gerçekleşmiştir. İşlemden sonra daha 24 saat dolmadan enfeksiyon oluşması olasılığı düşükte olsa araştırılmaktadır. Hastaların hepsinin kör olması söz konusu olamayacağı gibi işlem yapılan 9 hastanın durumu iyidir.


Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan iğne sonucu gözünü kaybeden hasta sayısı 36’ya çıkarken İYİP Antalya Milletvekili Dr. Tuba Vural Çokal konuyla ilgili TBMM’de açıklamalarda bulundu. Çokal, ‘geçen sene 13 Şubat’ta Sağlık Bakanlığı’nı uygulamanın riskleri konusunda uyardık‘ dedi.


Domuz Gribi ile Normal Gribin Farkları Nedir? Nasıl Korunmak Gerekir?

0

Son dönemde influenza (grip) salgınında artış olduğunu belirten uzmanlar, geçmeyen hırıltılı öksürük, yüksek ateş, burun akıntısı, yorgunluk gibi belirtileri olan kişilerin uzmana başvurması gerektiğine vurgu yaptı. Uzmanlar, her grip vakasına ‘domuz gribi’ denilmesinin yanlış olduğunu belirtti.

Influenza’nın alt grupları

Doç.Dr. Ezel Taşdemir, “Her vakaya ‘domuz gribi’ dememiz doğru değil. Influenza A, B, C şeklinde virüs alt grupları olan bir virüstür. Domuz gribi de zaten influenzanın A grubunda olan H1N1 virüsüdür. Özel testler yapılarak tanı konulabilir. Fakat şu aralar gördüğümüz grip salgınlarının çoğu influenza B dediğimiz, bildiğimiz basit gribal enfeksiyondur. Influenza’nın bu alt tiplerini ayırt etsek de tedavide aslında ortak karar vermekteyiz. Fakat komplikasyon açısından H1N1 virüsü biraz daha immunosit veya kronik hastalıkları olan ileri yaş grupları ve çocuklarda biraz daha ağır seyrettiği için hastaları bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Yüksek ateş, hırıltılı öksürük ve burun akıntısı

Influenza belirtilerini anlatan Taşdemir, “Yaygın vücut ağrıları, yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı ve genel kırgınlıkla ortaya çıkar. Aslında hepsinin özellikleri ortaktır. Fakat hastalık seyir esnasında saydığım grup hastalarda komplikasyonlar yönünden biraz daha dikkatli olmak gerekir. Komplikasyonlar açısından hastalarımızı uyarıyoruz. İnatçı, geçmeyen hırıltılı öksürükler, solunum güçlükleri, düşmeyen ateş olursa mutlaka uzmanlara danışmaları gerekiyor. Hastalara genellikle anti-gribal tedavi uygulamaktayız” diye konuştu.

DOMUZ GRİBİ (H1N1) DAMLACIKLAR YOLUYLA YAYILIR

H1N1 virüsü, enfekte bir kişi öksürdüğünde veya hapşırdığında havaya atılan damlacıklar yoluyla yayılır. Sağlıklı bir insan kirli hava veya yüzeyle temas ettiğinde, virüs vücuda girer.

H1N1 GRİP BULAŞICIDIR

Bu hastalık oldukça bulaşıcıdır ve enfekte kişiden diğer sağlıklı kişilere hızla yayılır. Virüs kirli hava ve yüzeylerden yayılır.

Kendinizi bu virüsle temastan korumak için, enfekte insanlardan uzak durun, düzenli olarak ellerinizi sabunla yıkayın, ılık suda çamaşır yıkayın ve ofisinizi ve evinizi günlük dezenfektanla temizleyin.

H1N1 VİRÜSÜNÜN (DOMUZ GRİBİNİN) YAYILMASINI ÖNLEMENİN İPUÇLARI

H1N1 (domuz) gribine bağlı toplam ölüm sayısı her geçen gün arttığından, DSÖ, enfeksiyonu global bir salgın olarak ilan etmiştir. Bu nedenle, önlemek için önlem almak önemlidir.

  • Ellerinizi günde birkaç kez sabun ve suyla yıkayın.
  • Seyahat ederken alkol bazlı el dezenfektanı bulundurun.
  • Gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza sık sık ellerinizle dokunmaktan kaçının.
  • Herhangi bir gripten muzdarip insanlarla yakın temastan kaçının.
  • Vücudunuzun dinlenmesine yardımcı olmak için bol miktarda uyku alın.
  • Bol sıvı tüketin (temiz su ve ev yapımı meyve suları ve smoothie’ler).
  • Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda burnunuzu ve ağzınızı bir mendille örtün.
  • Grip mevsiminde, dışarı çıkarken bir yüz veya burun maskesi kullanın.
  • Kısmen kullanılmış dokuları taşımayın. Bir kez kullanıldığında, onları çöp kutusuna atın ve bir dahaki sefere ihtiyacınız olduğunda yeni bir doku alın.
  • Grip benzeri semptomlarla hastaysanız, evde kalın ve virüsü yaymaktan kaçının.
  • Ateşiniz varsa, rahatsızlığı azaltmak için alnınıza, kollarınıza ve bacaklarınıza serin bir kompres uygulayın.
  • Nefes almayı kolaylaştırmak için odanızda bir nemlendirici kullanın.
  • Ilık tuzlu su ile gargara yapmak boğaz ağrısını hafifletmeye yardımcı olacaktır.
  • Grip mevsimi boyunca, sarımsak, Hint bektaşi üzümü, zencefil, zerdeçal, aloe vera ve fesleğen gibi bağışıklık artırıcı gıdalar alımınızı artırın .
  • Günde birkaç bardak fesleğen, zencefil veya yeşil çay için.
  • Bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak için günde 1-2 bardak ılık zerdeçal sütü için.
  • Aktif olun ve sağlıklı kalmak ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için günlük egzersizler yapın.

H1N1 (domuz gribi) şüphesiyle hayatını kaybeden 2 çocuğun ölüm sebebinin belirlenmesi için Sağlık Bakanlığı inceleme başlattı. Açıklamada “Domuz gribi artık mevsimsel grip ajanları arasında” denildi.

Antibiyotik kullanılmamalı

Laboratuvarda yapılan testlerle virüsün kolaylıkla tespit edilebildiğini söyleyen Dr. Fatih Öner Kaya , doktorun verdiği tedaviye uyulması gerektiğini belirterek, “Viral enfeksiyon olduğu için antibiyotik kullanılmamalı. Antibiyotikler bu virüsler üzerinde etkili değildir. Bu hastalığa özgü viral ilaçlarını doktor kontrolünde kullanmak gerekir. Doktor önermediği sürece hasta kendi kendisine kesinlikle antibiyotik kullanmamalı” dedi.

Kulak Burun Boğaz (KKB) Uzmanı Op. Dr. Özlem Özer, ’influenza virüsü’ ile ilgili önemli uyarılarda bulundu. Özer, özellikle kontrol altına alınmayan yüksek ateş, devam eden mide ve kas ağrılarında mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirtti. ‘Kuş ve domuz gribi’ gibi söylemlerine da açıklık getiren Dr. Özer, bu grip türlerini sağlıklı insanların atlatabileceğine dikkat çekti. İnfluenza virüsünün A-B-C şeklinde türleri olduğunu söyleyen Özer, “Daha önce de domuz gribi, kuş gribi gibi vakalara rastlanmıştı. Bireyin domuz gribinin olup olmaması önemli değil, domuz gribini normal sağlıklı bir insan da atlatabilir. Bu semptomatik tedaviler kendine iyi bakarak, istirahat ederek atlatılabilir ama risk altında olan grupların mutlaka hastaneye başvurması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Dr. Özer, “Her grip olan hasta hastaneye başvurmalı mı? Hayır. O zaman zaten hastanelere girecek yer olmazdı. Eğer bu şikayetlerimiz özellikle yüksek ateş, kontrol altına alınamıyorsa, ateş düşürücüler ve ağrı kesiciler bazen fayda etmeye bilir. Hastanın iştahı tamamen kesilip yeterli sıvı alamıyorsa, mide bulantısı çok arttıysa, kas ağrıları çok arttıysa, özellikle solunum sıkıntısı arttıysa, öksürük çok şiddetlendiyse mutlaka hastaneye başvurulması gerekiyor. Eğer başvurulmazsa, komplikasyon dediğimiz zatürre, orta kulak iltihapları gibi vücudu etkileyebilecek, hastane yatışını gerektirebilecek durumlara yol açabiliyor” diye konuştu.

Aslında her şeyden önce gripten korunmak için aşı mutlaka yapılmalı. Kimlere yapılmalı? Herkese değil, daha çok bu risk altında diye bahsettiğimiz bazı hasta gruplarımız var ya da insan grupları diyelim. 7 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri yaşlılar, ek hastalıkları olan şeker, kalp hastalıkları gibi ek hastalıkları olan hastalarımızın mutlaka eylül ve ekim aylarında aşı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla beraber tabii ki hastane çalışanlarımız da risk altında, bu arkadaşlarımızın da aşı olması gerekmektedir. Aşı tamamen korur mu? Hayır ama en azından şikayetlerin daha hafif geçmesine yol açar”

Halk arasında domuz gribi olarak bilinen influenza A (H1N1) tipi virüsün bulaştığı yüzeyde 2 ila 8 saat boyunca canlılığını koruyacağını belirten Uzm. Dr. Ceyda Kapıcıoğlu, “Yatak istirahati yapılmalı, bol sıvı alınmalı, eller sık sık yıkanmalıdır. Bakteriyel enfeksiyon gelişmedikçe antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur” dedi.

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Sapmaz Karabağ, havanın soğumasıyla hastanelerin acil servislerinde, grip hastaları nedeniyle yoğunluk yaşandığına dikkati çekti. Uyarılarda bulunan Karabağ, “Aşı her yıl ekim ayında yapılmalı ancak ülkemizde grip hastalığının en çok arttığı dönem, aralık ve ocak aylarıdır. Bu nedenle risk grubunda olan fakat aşı yaptırmamış kişiler, şubata kadar aşı yaptırabilirler” dedi.

Türkiye İçin Utanç Vakti! Her 4 Hekimden 3’ü Şiddet Görüyor! Her 10 Hekimden 8’i Tükenmiş Vaziyette!

0

81 ilden 14 bin 719 hekimle yapılan Sağlıkta Şiddet Anketine katılan hekimlerin yüzde 74.4’ü şiddet gördüğünü belirtti. Mağdurların büyük bir kısmı ‘bir şey çıkmaz’ düşüncesiyle şikâyetçi dahi olmuyor.

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu’nun (AHEF), Sağlıkta Şiddet Anketi, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu’na sunumu yapılan ve 81 ilden 14 bin 719 hekimle yapılan Sağlıkta Şiddet Anketine katılan hekimlerin yüzde 74.4’ü şiddet gördüğünü belirtti.

Ankete katılan hekimlerin yüzde 56.5’i günlük poliklinik sayısının 50 ve üzerinde olduğunu belirtirken, şiddet gördüğünü belirten hekimlerin yüzde 73.6’sı sözel, yüzde 25.4 sözel ve fiziksel, yüzde 1’i ise sadece fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtti. Ankete göre, hekimlerin yarısından fazlası şiddet olaylarını bildirmiyor. Hekimlere şikâyetçi olmama nedenleri sorulduğunda ise yüzde 85 oranıyla; “Şikayetimden sonuç alamam” ilk sırada yer alıyor. Ankette hekimlere yaşadıkları şiddet olayının kendilerinde bıraktığı etki soruldu ve birden fazla seçeneği işaretlemeleri istendi.

Hekimler ise şu yanıtları verdi:

Yüzde 83,7 iş motivasyonumu azalttı, yüzde, 82,1 çalışma isteğimi azalttı, yüzde 63,9 üzüntü duydum, yüzde 59,5 hayal kırıklığına uğradım, yüzde 57 güvensizlik oluştu, yüzde 54,8 uzun süreli bu işi yapamayacağımı düşündüm, yüzde 51,9 öfke duydum.”

Hekim bıkıyor, uğraşmıyor

Hekimlerin şiddet vakalarını bildirmemelerini değerlendiren Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Özlem Sezen, şunları söyledi: “Kişi bir şekilde yakalanıyor ve hemen salıveriliyor. Kişinin pişmanlık yaşayacağı bir şey bile olmuyor. ‘Sinirliydim yaptım, o an öfkemi tutamadım…’ Bunun affedilir olmaması lazım. Bu sadece hekime zarar değil. Orada sağlık hizmeti almak için bekleyen hastaya da zarar. Hekimlerin verdiği beyaz kod işlemi çok uzun. Biz bunu bakanlığımıza ilettik. Doldurulması, yerine getirilmesi gereken bir sürü formalite oluyor. Hekimlerin bir kısmı bundan yılıyor. Sonra bağlı bulundukları sağlık müdürlüklerinden avukat gönderiliyor. Avukatların bir kısmı ‘Nasılsa bundan bir şey çıkmaz’ diye uğraşmak da istemiyor. Bir kısmı ön yargılı davranıyor. Bir kısmı hekime, dava hakkında haber bile vermiyor. Avukatlarla iletişimimizde sıkıntılar var. Ardından verilen cezalar. Hükmün geriye bırakılması, para cezası, iyi hal indirimleri… Kişiler ceza da almıyor. Bu durumda, hekimde uğraşmaktan bıkıyor. Artık sözel şiddeti bildirmez hale geldiler.”

Şiddet eylem planı hazır

Sağlık Bakanlığı, uzun zamandır Sağlıkta Şiddeti Önleme Eylem Planı üzerinde çalışıyordu. Bakanlık konuyla ilgili çalışmalarını tamamladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yakın bir zamanda “Hasta ve sağlık personelinin buluştuğu fiziksel ortamların rehabilitasyonu, sağlık personelinin iş yükünün azaltılması, vatandaşların sağlık okuryazarlığının artırılması, sağlık hizmet verme ve hizmet alma kültürünün toplumsal barış anlayışıyla geliştirilmesi, hasta-hekim iletişiminin geliştirilmesi ve caydırıcı cezai yaptırımların uygulanması” gibi başlıkların yer aldığı eylem planının açıklaması bekleniyor. Haber

Expomed Eurasia 19-21 Mart’ta Türkiye’de!

0

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. tarafından medikal sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirmek için yola çıkan Avrasya’nın ve Türkiye’nin medikal alandaki en önemli buluşma platformu olan Expomed Eurasia Fuarı19-21 Mart 2020 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde 27. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Medikal cihaz, ekipman ve teknolojilerin sergilendiği, medikal trendlerin ve bilimsel etkinliklerin takip edildiği Avrasya’nın lider ve vazgeçilmez fuarı Expomed Eurasia Türk medikal sektörünü biraraya getirecek.

Expomed İnovasyon Sohbetleri’ne Ev Sahipliği Yapıyor!

Sunuculuğunu Sağlık İletişimcisi Serap Öcal’ın üstlendiği İnovasyon Sohbetleri, fuar boyunca belirlenen saat aralıklarında fuar katılımcılarıyla buluşacak. Alanında uzman birbirinden değerli bilim insanları, hastane yöneticileri ve hekimlerin olacağı bu alanda “Sağlığı Dönüştüren Teknolojiler, Sağlıkta Yapay Zeka, Biyoteknoloji, Sağlık Hizmetlerinde Dijitalleşme, Akıllı Gıdalar ve Uzaktan tedavi konuları paneller de derinlemesine ele alınacak.

Expomed Eurasia’ya Bu Yıl 100’den Fazla Ülkeden Katılım Bekleniyor!

Bu yıl yüzden fazla ülkeden 7000’in üzerinde çevre ülke bakanlıklarından katılım bekleniyor. Irak’ın hastanelerinin satınalmasını yapan Kamedia genel müdürü ve beraberindeki heyet ikili görüşmeler için geliyor. Expomed Eurasia’ya bu yıl 30 binin üzerinde bir katılım bekleniyor.

Fuar ile ilgili detaylar ve basın bültenleri için; http://expomedistanbul.com/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Mamografi Meme Kanserine Yol Açar mı?

0

KADIN KANSERLERİNDE MEME KANSERİ BİRİNCİ SIRADA

Türk Radyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şebnem Örgüç, mamografi karşıtlarının söylemlerindeki ‘mamografinin meme kanserine yol açtığını’ kanıtlayan bir vaka olmadığına dikkat çekerek, “Ömür boyunca tarama programına katılan bir kadında mamografi kaynaklı radyasyondan kanser oluşma oranı istatistiksel olarak 10 bin-100 binde 1 kadar hesaplanmaktadır. Radyoloji uzmanı hekimlerimizin eğitim, bilgi ve becerileri gelişmiş ülkelerdeki meslektaşları ile eşit düzeyde olup özveri ile kadınlarımıza hizmet vermeyi garantilemektedir. ” dedi.                             

Türk Radyoloji Derneği (TRD) adına açıklama yapan, TRD Yönetim Kurulu Üyesi ve Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Örgüç, “Meme kanseri dünyada her sekiz kadından birinde görülmekte ve her yıl 500.000’den fazla kadının ölümüne neden olmaktadır. Ülkemizdeki meme kanseri verileri Avrupa ülkelerinin verileri ile benzer olmakla birlikte, genç bir nüfusa sahip olmamız nedeniyle genç yaşta meme kanseri daha yüksek oranlarda görülmektedir. Kaynakları kısıtlı az gelişmiş ülkelerde hastalığın ileri evrelerde teşhis edilebilmesi nedeniyle tanı konduktan 5 yıl sonra hastaların %10-40’ı hayatta kalabilmektedir. Erken tanı olanaklarının olduğu ve temel tıbbi tedaviye ulaşılan ülkelerde ise bu oran %80’in üzerine çıkmaktadır.” dedi.

“ERKEN TANI İÇİN TEK GEÇERLİ TEST MAMOGRAFİ”

Meme kanserinin erken saptanmasının yolu farkındalığın arttırılması ve etkin tarama programlarından geçmekte olduğunu belirten Örgüç, “Erken tanı, meme kanserinin erken belirti ve bulgularının hem halk, hem de sağlık profesyonellerince çok iyi bilinmesi, kontrollerin düzenli olarak yapılması ve en ufak işarette beklemeksizin harekete geçilmesi ile sağlanır. Tarama ise meme kanserine ait hiçbir bulgu taşımayan kadınların, kanser ve müdahale edilmediği takdirde zamanla kansere dönüşecek öncü bulgular yönünden sistemli bir testten geçirilmesidir. Meme kanserini erken saptadığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış tek test ise mamografidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ülkelerin gelişmişlik duruma göre 40 yaş üzerindeki kadınlara farklı meme kanseri tarama programları önermektedir. Gelişmiş ülkelerde 40-69 yaş grubundaki tüm kadınlara meme kanserinin erken tanısı için mamografik tarama tavsiye edilmektedir. Düzenli bir program kapsamınsa uygun mamografik tekniklerin kullanıldığı Amerika Birleşik Devletleri ve bazı gelişmiş ülkelerde, kendi kendine meme kontrolü ve hekim tarafından yapılan meme muayenesi gibi yöntemler de artık önerilmemektedir.” diye belirtti.

“TÜRK KADINLARI MODERN TIBBIN İMKANLARDAN YARARLANMAYI HAK EDİYOR”

Prof. Dr. Örgüç, “Dünya Sağlık Örgütü’nün, sağlık sistemleri zayıf, tüm kadınların tarama programına alınamadığı, uygun teknik ve deneyimle mamografi yapılamayan ülkelerde, bütçe yetersizliği nedeniyle klinik meme muayenesini önermektedir. Ancak bunun kaçınılmaz sonucu, geç evrede yakalanan kanserler ve artan ölüm oranlarıdır.” dedi. Türk kadınlarının modern tıbbın imkanlarından dünya standartlarının en üst seviyesinde yararlanmayı hak ettiğini söyleyen Örgüç, şöyle devam etti:

“Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) projesi kapsamında ülke geneline yayılmış, düşük doz radyasyon ile çalışan mamografi cihazları ile 40-69 yaş grubu kadınlara iki yılda bir toplum bazlı ücretsiz tarama hizmeti verilmektedir. KETEM sayısı 2018 yılı itibariyle 81 ilde en az bir tane olmak üzere toplam 202’ye ulaşmıştır. Bu sayede 20.000 binden fazla kadına erken evrede meme kanseri tanısı koyulmuştur. Radyoloji uzmanı hekimlerimizin eğitim, bilgi ve becerileri gelişmiş ülkelerdeki meslektaşları ile eşit düzeyde olup özveri ile kadınlarımıza hizmet vermeyi garantilemektedir. Türk Radyoloji Derneği Meme Radyolojisi Eğitim ve Bilimsel Araştırma Grubu, Sağlık Bakanlığı’nın KETEM uygulamalarında eğitim sürecinde önemli katkı sağlamaktadır. Mamografi karşıtlarının en büyük söylemlerinden biri X-ışını kullanılan bir yöntem olması nedeniyle radyasyonun istenmeyen etkileridir. Tıp literatüründe mamografi nedeniyle meme kanseri olduğu kanıtlanan bir vaka yoktur. Ancak ömür boyunca tarama programına katılan bir kadında mamografi kaynaklı radyasyondan kanser oluşma oranı istatistiksel olarak 10.000-100.000’de 1 kadar hesaplanmaktadır. Bu doğal kaynaklardan alınan radyasyon kökenli kanserler ile benzer ve faydalı etkileri yanında önemsenmeyecek bir orandadır.  İkinci söylem ise kanser benzeri belirtilerin neden olduğu gereksiz işlemler ve tetkik sürecinde yaşanan kaygıdır. Doğru yürütülen tanı süreçleri ile bu endişe en aza indirilmektedir. Türk kadını evine, ailesine, ülkesine sahip çıktığı gibi kendi vücuduna da sahip çıkacak, çağdaş toplumlardaki sağlık hizmeti kalitesini talep ederek, üçüncü dünya ülkesi standartları ile yetinmeyecektir. Türk tıbbı, üst düzeyde eğitilmiş sağlık personeli, modern donanım altyapısı ile gelişmiş ülkelerin standartlarına sahiptir. Gelişmeleri yakından takip eden hekimlerimiz kadınlarımızla el ele birinci sınıf sağlık hizmeti üreterek meme kanserine karşı verilen savaşta galip geleceklerdir.”

Grip Hastalığı Bu Sene Ağır Seyrediyor! Korunmanın en iyi yolu Aşı

0

Halk arasında grip olarak adlandırılan influenza virüsünden en etkin korunma yönteminin aşı olduğuna dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, “Özellikle gripten zarar görmesi yüksek olan kişiler mutlaka her yıl düzenli aşılanmalıdır. Grip; zatürre, kulak enfeksiyonları, sinüzit, solunum yetmezliği gibi komplikasyonlara neden olabilir” dedi.

İnfluenza virüsünün hafif hastalıktan ölüme kadar yol açabilen geniş bir yelpazede seyrettiğine vurgu yapan Dr.Zeliha Arslan Ulukan, “Genellikle boğaz ağrısı, şiddetli kuru öksürük ve göğüste yanma hissi ile başlar. Üşümenin ve titremenin eşlik ettiği ateş 39-40 dereceye kadar ulaşabilir, eklemlerde ve kaslarda, özellikle sırt ile bel bölgesinde oluşan yaygın ağrı ile devam eder. Halsizlik ve yorgunluğun yanı sıra bazı kişilerde (daha çok çocuklarda) kusma veya ishal de olabilir. Hasta kişilerin öksürürken, burnunu çekerken veya konuşurken oluşturduğu damlacıkların solunmasıyla bulaşır. Daha az oranda da hastanın solunum sıvılarıyla kirlenmiş elleriyle dokundukları yüzey veya objelere dokunduktan sonra ellerin ağıza, burna ve göze götürülmesiyle bulaşır. Hastalık başlamadan 1 gün öncesinden 5-7nci güne kadar bulaşıcılık devam eder. Bağışıklığı zayıf kişiler ve çocuklar daha uzun süre bulaştırıcı olabilir” dedi.

“Çözüm her yıl düzenli aşılanma”

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, şunları söyledi: Grip Influenza virüslerinin neden olduğu hastalığa denir. Oysa soğuk algınlığı, nezle gibi diğer solunum yolu hastalıklarına neden olan Rhinovirüs, Coronavirüs, Parainfluenza gibi virüslerdir. Ayrıca klinik olarak ortak belirtiler göstermesine karşın grip daha ağır bir tabloya neden olur. Daha yüksek ateş, soğuk algınlığında olandan daha şiddetli öksürük görülür. Burun akıntısı, hapşırma, gözlerde sulanma gibi belirtiler soğuk algınlığı ve nezlede daha sıktır. Gripten korunmanın en etkili yolu aşıdır. Her yıl bir önceki yılın yaygın olan 2 Influenza A ve 2 Influenza B virüsünden hazırlanan aşı sonbaharda yapılmaya başlanır. Aşı yaş ve kişinin bağışıklığı durumuna ve ayrıca o yıl etken olan Influenza virüsüyle antijenik uyuma göre değişmekle beraber yüzde 70-90 arasında koruma sağlar. Grip aşısı 6 aydan büyük tüm bireylere uygulanabilir. Ancak ciddi yumurta alerjisi olanlara yapılmaz. Özellikle gripten zarar görmesi yüksek olan kişiler mutlaka her yıl düzenli aşılanmalıdır”

“İstirahat ve bol sıvı tüketimi önerilir”

Grip tedavisi öncelikle belirtileri azaltmaya yönelik olduğunu ve bağışıklığı tam olan kişilerde antiviral ilaçların kullanılmadığını ifade eden Doç. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, “Ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, öksürük kesiciler kullanılabilir. Hastanın istirahat etmesi ve bol sıvı alması önerilir. Vitaminlerin ve bağışıklık güçlendirdiği iddia edilen ilaçların bir yararı gösterilmemiştir. Ancak, risk grubundaki kişilerin (diyabet, kalp, böbrek hastalıkları, kanser hastaları, gebeler, küçük çocuklar, 65 yaş üstü kişiler gibi) klinik durumları değerlendirilerek antiviral ilaçların kullanımı gündeme gelebilir. Grip bir virüs hastalığı olduğundan antibakteriyel olan antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur. Kullanılması durumunda mevcut üst solunum yolu florası etkilenebilir, daha da kötüsü antibiyotik direncine neden olabilir. Ağrı kesici olarak daha çok parasetamol içerenler tercih edilmelidir. Çocuklarda aspirin kullanımına dikkat edilmelidir” şeklinde konuştu. Haber

Ürkütücü Tablo; Türkiye’de Aşı Karşıtlığı 125 Kat Arttı! Kızamık Vakaları ise 40 Kat Arttı!

0

Türkiye’de son yıllarda aşı karşıtı kampanyalar sonucunda aşı tereddüdü ve aşı reddi dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yedi yılda çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı 183’ten 23 bine çıkarak 125 kat artmış oldu. 2017 yılında 69 olan kızamık vaka sayısı 2019 yılının ilk dokuz ayında ise 2 bin 666’ya ulaştı. Böylece son 3 yılda kızamık vakalarındaki artış 40 kata ulaştı.

Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Sinan Adıyaman, Türkiye’deki kızamık vakalarında yaşanan artışa dikkat çekti.

Sağlık Bakanlığı’nın bulaşıcı hastalıklara ilişkin ‘sorun yok’ açıklamaları ile Dünya Sağlık Örgütü’nün kızamık hastalığına ilişkin verilerinin uyuşmadığını belirten Adıyaman şunları söyledi:

“Türkiye’de 2017 yılı itibariyle toplam kızamık vakalarının sayısı 69’dan 2018 yılında 510’a, 2019 yılının ilk dokuz ayında da önceki yılın aynı dönemine kıyasla maalesef 5.2 kat artarak, 2 bin 666’ya ulaştı. Ayrıca laboratuvarda doğrulanmış kızamıklı hasta sayısı 2017 yılında 69 iken 2018’in ilk dokuz ayında 510’a yükseldi. Türkiye’de herhangi bir müdahalede bulunulmadığında daha da büyüyebilecek olan bir kızamık salgını mevcuttur. Sağlık Bakanlığı’nı daha fazla zaman kaybetmeden, muhataplarını da bilgilendirerek, gereğini yapmaya davet ediyoruz.”

Aşı reddinde hukuki boşluk var’

“Aşılar, çocuk ölümlerini azaltma aracı olarak önerilmesinden bu yana etkili bir biçimde beklentileri karşılamıştır. Aşı ile önlenebilir boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, çocuk felci, verem nedeniyle çocuk ölümlerinin sayısı 1989’da 5 milyon dolayındayken, bugün bu altı hastalıktan ölüm yılda yalnızca 100 bin dolayındadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa bölgesi aylık bildirim verilerinden elde edilen bilgilere göre, 2013 ve 2015 yıllarındaki kızamık salgınında hastalananların çoğu aşısız çocuklardır. DSÖ kızamık aşısı yapılmadığında yılda 2.7 milyon çocuğun kızamık komplikasyonları nedeniyle öleceğini öngörmektedir. Dolayısıyla ebeveynin yararını oluşturmak için çocuğun nesneleştirilmesine neden olan aşı reddi tercihine, çocuğun üstün yararı gözetilerek karar verilmelidir. Bu alanda hukuki bir boşluk da söz konusu.”

‘Kızamıktan ölen çocuk görmedikleri için aşıyı sorguluyorlar’

Aile Hekimi olarak sahada aşı reddi yapan aileler ile birebir muhatap olduklarını ve iki grubun aşıyı reddettiğini belirten TTB Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Filiz Ünal , “Biri dini gruplar; ‘günah’ sebebiyle, diğeri aşının güvenli olduğuna yönelik soru işaretleri olan postmodernler” dedi.

Aile hekimleri olarak çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdıklarını vurgulayan Ünal, “Aşının içeriğine, gerekli olup olmadığına dair soru işaretleri oluyor. Postmodern ailelere, bilimsel doyuma ulaşmış bilgiler verildiği takdirde uzlaşı sağlayabiliyoruz. Ama asıl yönelinmesi gereken grup, dini nedenlerle aşı reddi yapan aileler. Onlara bilimsel veriler ile ulaşmak imkansız. Özellikle benim görev yaptığım Sincan bölgesinde çok sık rastladığımız bir durum” diye konuştu.

Ünal, dinsel algıların yanı sıra bazı politikacıların söylemlerinin de aşı karşıtlığını beslediğini söylerken, “Son dönemde aşı oranlarının düşmesi ülkeyi salgınlara açık hale getirdi. Şeyhler, şıhlar bilimle çatışıyor. Postmodernler artık kızamıktan ölen, ayağı sakatlanan, zeka engeli olan çocuk görmediği için aşının gerekliliğini sorguluyor. Burada devreye hükümetin çok yönlü politikası giriyor. Koordineli bir çalışma ile aşı oranlarını yeniden yükseltebiliriz” ifadesini kullandı. Haber

Trans Yağlar Tehlike Saçıyor! Uzmanlar Uyarıyor! Her Yıl Ölen 500 Bin Kişiden Biri Olmayın! VİDEO

0

TRANS YAĞ İLE MÜCADELEYE STK DESTEĞİ

Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği iş birliğiyle yürütülen “Trans Yağ Farkındalık Projesi” kapsamında sektörün önde gelen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, verdikleri mesajlarla projeye destek oldular.

Mutfak Dostları Derneği, Börekçiler Derneği, Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD), Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu, Türkiye Aşçılar Derneği Federasyonu Baklavacılar ve çeşitli kurumların trans yağ kullanımının önlenmesi için kendilerinin sağlık elçileri olduğunu belirten Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, dernek temsilcilerinin mesajlarıyla hazırladıkları farkındalık videosuyla halka ulaşmaya çalıştıklarını belirtti. Dağlı, projenin uluslararası alanda da dikkat çektiğini belirterek, “Yerel yiyecekler ve tatların sağlıklı, trans yağlardan arındırılmış yapılması önemseniyor. Bizde Osmanlı’dan gelen 600 yıllık yiyecek türlerinin içerisinde sağlıklı yağ kullanma geleneği var. Dolayısıyla mutfak ustaları bunu vurgulayarak, yerel lezzetlerin sağlıklı yağlarla yapılabileceğini vurgulamış oluyor. Bu tespitler son derece önemli.” dedi.

Videoda; Mutfak Dostları Derneği Başkanı Zeynep Kakınç, Mutfak Dostları Derneği Başkan Yardımcısı Osman Serim, Börekçiler Derneği Başkanı Bülent Dilbağı, MÜMSAD Genel Koordinatörü Ebru Akdağ, İş İnsanı-Baklava Ustası Nadir Güllü, Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu Başkanı Sedat Zincirkıran ve Türkiye Aşçılar Derneği Federasyonu Başkanı Zeki Açıköz mesajlarıyla yer aldı.

HER YIL YARIM MİLYON KİŞİNİN ÖLÜMÜNDEN SORUMLU

Prof. Dr. Dağlı, gıdalarda kullanılan trans yağ nedeniyle dünyada yılda yarım milyon kişinin koroner kalp hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdiğine dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:

“Endüstriyel trans yağ yerine sağlıklı yağların kullanılması, maliyeti arttırmadan, tadı değiştirmeden mümkündür. Dünya Sağlık Örgütü 2018 Mayıs ayında hükümetlere 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağları kaldırmak üzere bir politika paketi sundu. Politika paketi, kanunlar ve düzenlemeler ile sağlıklı yağların trans yağların yerine geçmesini, bu konuda farkındalık yaratılmasını ve mevzuata uyumun izlenmesini içermekteydi. Bir yıl içerisinde birçok ülkede daha trans yağ ile ilgili kanunların hayata geçmesi ve uygulanması izlendi. Dünya nüfusunun yüzde 31’ini oluşturan 28 ülkede 2,4 milyar kişi artık trans yağ ile ilgili kanunların koruması altındadır. 2018 yılı içerisinde 24 ülke daha değişikliği benimsedi, altı ülke uygulamaya girdi. Bazı ulus ötesi firmalar da trans yağı ürünlerinden kaldırmak üzere adım attı. Gelişmeler ümit verici olmakla birlikte dünya nüfusunun çoğunluğu henüz trans yağların zararlı etkilerinden korunmamaktadır. Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Letonya, Tayland, Slovenya en iyi uygulamaları gerçekleştiren ülkeler olurken, Peru, Suudi Arabistan, Uruguay trans yağ kaldırılmasını yasalaştırmışlar, Hindistan ve Türkiye mevzuat görüşmelerini sürdürmektedir.”

BESLENMENİN SİGARASI TRANS YAĞA KARŞI ÖNLEM ALINACAK

Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu, trans yağ tüketimi konusunda düğmeye bastı. Kurulun önceki günlerde yaptığı toplantının konusunu trans yağlar oluşturdu. Bu konuda uzmanları, bakanlık yetkilileri ve sektör temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda trans yağın, gıda ve beslenmenin sigarası olduğu altını çizdi. Yapılan toplantıda trans yağların kardiyovasküler hastalık riskinin yanı sıra obezite, diyabet gibi hastalıklara da davetiye çıkardığı vurgulandı. Kurulda halk sağlığı açısından doğru beslenmenin önemine dikkat çekildi. Başta gençler ve çocuklar olmak üzere obeziteye bağlı Tip 2 diyabetin büyük bir tehdit olduğu vurgulandı.

Kurul toplantısında, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve son adıma gelindiği belirtilen yeni Türk Gıda Kodeksinin yayımlanması üzerine Türkiye’de de gıdalarda trans yağ içeriğinin yüzde 2’yi geçemeyeceği açıklamasında bulunuldu. Trans yağlara ilişkin bir çalışma yapılması, hangi besinlerde ne miktarda kullanılacağına ilişkin önerge hazırlanması teklifi verildi. Toplantıda, paketli gıdalarda “Trans Yağ İçermez” ibaresinin yer aldığı ürünlerin tercih edilmesi önerisinde bulunuldu.

Kampanyanın “trans yağ” sosyal medya hesaplarını takip etmeyi unutmayın

Instagram: https://www.instagram.com/transyaglar/

Facebook: https://www.facebook.com/transyaglar/

Twitter:     https://twitter.com/transyaglar

Tıp Öğrencilerini Sevindiren Genelge! Herkes Uygulanmasını İstiyor

0

Tıp fakültesi son sınıf öğrencileri olan “intörn hekim” ya da yeni adıyla “ön hekim” eğitimi yıllardır tüm tıp fakültelerinde en büyük öğrenci problemlerinin başında geliyor. Zaman zaman tek tük fakültelerde buna yönelik çözüm arayışları ve iyileştirmeler yapılsa da yaygınlaşmadığı için bu eğitim sorunu devam ediyor.

Necmettin Erbakan Üniversitesi 25.12.2019 tarihli bir genelge yayımlayarak, üniversite senatosu tarafından kabul edilen Meram Tıp Fakültesi İntern Hekimlik Dönemi Yönergesi’ni yürürlüğe koydu.

Bu yönergeye göre artık aktif mesleğe sayılı günleri kalan intörn hekimler, staj yaptıkları anabilim dallarında birer “asistan doktor” gibi görev alacak.

Yardımcı sağlık personelinin görevlerinin, işgücü açığını gidermek amacı ile, intern hekimlere yaptırılmamasının altı da özellikle çizildi.

Yayımlanan genelgede “Hemşirelik Yönetmeliği” de hatırlatılarak, özellikle hemşire görevlerinin intern hekimlere yaptırılmaması vurgusu yapıldı.

Meram Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celalettin Vatansev imzasıyla yayımlanan genelge ve intern hekim yönergesinin diğer tıp fakültelerine de örnek olması ve titizlikle ödün vermeden uygulanması bekleniyor.

Genelge tıp camiasında tıp öğrencileri tarafından memnuniyetle karşılandı.

Hekimlik En İtibarlı Meslekler Listesi’nde 1. Sırada! Ve Türkiye’de Her 2 Hekimden Biri Şiddet Görüyor!

0

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sunar’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Çalışma Yaşamı ve Mesleklerin İtibarı” konulu araştırma neticelendi.

TÜBİTAK’ın desteği ile gerçekleştirilen araştırmada Doç. Dr. Yunus Kaya, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Otrar, Arş. Gör. Serdar Nerse, Arş. Gör. Seran Demiral ve Burcu Kalpaklıoğlu araştırmacı olarak görev aldı. Araştırma projesinin ilk safhasında geliştirilen Mesleki İtibar Skalası ile mesleklerin toplumdaki itibarı sıralandı. Türkiye’de 32 ilde 2500 kişi ile yapılan anketlere dayanarak gerçekleştirilen araştırmadan elde edilen neticeler çerçevesinde mesleklerin itibar sıralaması elde edildi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde düzenlenen bir toplantıda paylaşılan veriler arasında toplumda işe, çalışmaya ve mesleklere dair ilginç detaylara yer verildi.

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sunar bu araştırma neticesinde Türkiye’de artık mesleklere dair daha fazla şey bildiğimizi, dolayısıyla iş piyasası, meslek seçimi, eğitim ve kariyer gelişimi gibi alanlarda nitelikli çalışmalara zemin oluşturulduğunu belirtti.

Araştırmaya katılan deneklerin iyi bir işte en fazla aradıkları ilk üç özellik sırasıyla iyi bir ücret, iş garantisi ve iş güvenliğidir.
Çalışmak toplumda bir değer olarak görülmekte, çalışmamaya olumsuz bakılmakta, işsizlikten de korkulmaktadır.

Araştırmada TÜİK’in Standart Meslekler Sınıflamasının 3. düzey meslek gruplarından seçilen 126 tekil mesleğin denekler tarafından 1-100 arası olacak şekilde puanlanması istenmiştir. Akabinde meslekler bu puanlara göre sıralanarak mesleki itibar skalası oluşturulmuştur.

Mesleklerin itibarları ile kazançları arasında yakından bir ilişki gözlemlenmiştir. Nitekim araştırmada elde edilen veriye göre bir işte aranan özelliklerin başında «iyi bir ücret» gelmektedir. Dolayısıyla yüksek kazancı olan mesleklerin sıralamada daha yukarıda olduğu görülmektedir.

Bedensel çalışma gerektiren işler genellikle masa başı işler olarak tabir edilen zihinsel emek gerektiren işlere göre daha düşük puanla puanlanmaktadır.

ARAŞTIRMADA YER ALAN 126 MESLEĞİN TAMAMININ İTİBAR SIRALAMASI
SIRA MESLEK ORT. SKOR (100 üzerinden)
1 Tıp Doktoru 88,3
2 Üniversite Profesörü 83,32
3 Hakim 82,17
4 Öğretmen 80,98
5 Diş Hekimi 79,5
6 General 78,31
7 Vali 78,15
8 Yüzbaşı 77,9
9 Büyükelçi 76,68
10 Mimar 76,23
11 Eczacı 75,79
12 Psikolog 75,55
13 Makine Mühendisi 75,26
14 Genel Müdür (Kamu) 73,42
15 Elektrik Mühendisi 73,1
16 Avukat 72,87
17 Araştırma Görevlisi 72,84
18 Belediye Başkanı 72,78
19 İnşaat Mühendisi 72,69
20 Astsubay 70,73
21 Hemşire 70,57
22 Milletvekili 69,72
23 Polis Memuru 69,66
24 Genel Müdür (Özel Sektör) 68,83
25 Yazar 68,64
26 İtfaiyeci 68,2
27 Veteriner 67,66
28 İmam 67,61
29 Özel Şirkette Müdür 66,66
30 Bilgisayar Yazılımı ve Uygulama Geliştiricisi 66,11
31 Biyolog 65,24
32 Ekonomist 64,94
33 Fizyoterapist 64,41
34 Muhasebeci 64,23
35 Sosyolog 64,05
36 Halkla İlişkiler Uzmanı 63,88
37 Kimyager 63,86
38 Web Tasarımcısı 62,63
39 Ebe 62,16
40 İnsan Kaynakları Uzmanı 61,8
41 Otel ve Restoran Müdürü 61,56
42 Mağaza Müdürü 61,28
43 Gemi Makinisti 60,82
44 Çevirmen 60,77
45 Gazeteci 60,7
46 Laborant 60,59
47 Vergi Memuru 59,95
48 İstatistikçi 59,21
49 Sosyal Hizmet Uzmanı 59,1
50 Teknisyen 58,94
51 Maden İşçisi 58,83
52 Vinç vb. Operatörü 58,62
53 Çiftçi 58,41
54 Spor Antrenörü 57,74
55 Süt Ürünleri İmalatçısı 57,47
56 Makine Operatörü 57,43
57 Futbol Hakemi 57,08
58 Aktör 57,07
59 Dekoratör 56,86
60 Aşçı 56,47
61 Mekanik ve Elektronik Makine Montajcısı 56,47
62 Kütüphaneci 56,44
63 Lokomotif Sürücüsü 56,32
64 Postacı 56,22
65 Reklam ve Pazarlama Uzmanı 56
66 Spiker 55,75
67 Muhtar 55,72
68 Kameraman 55,54
69 Otobüs Şoförü 55,39
70 Fırıncı 55,24
71 İnşaat Ustası 54,8
72 Şantiye Şefi 54,74
73 Ahşap Mobilya İmalatçısı 54,6
74 Seyahat Rehberi 54,46
75 Broker (Menkul Kıymetler ve Finans Alım Satımcıları ve Aracıları) 54,32
76 Marangoz 54,25
77 Veznedar 54,05
78 Tesisatçı (Elektrik, Su, Bina) 53,95
79 Güvenlik Görevlisi 53,85
80 Yönetici Sekreteri 53,72
81 Hastabakıcı 53,66
82 Kasap 53,48
83 Basımcı (Matbaacı) 53,4
84 Ormancı 53,37
85 Terzi 53,37
86 Gardiyan 53,1
87 Gemi Tayfası 52,94
88 İnşaat İşçisi 52,69
89 Anketör 52,47
90 Besici 52,45
91 Sigorta Satış Temsilcisi 52,03
92 Oto Tamircisi 51,91
93 Kaynakçı 51,61
94 Çocuk Bakıcısı 51,59
95 Arıcı 51,31
96 Emlakçı 51,11
97 Taksi Şoförü 51,07
98 Kuaför 51,01
99 Mağaza Satış Elemanı 50,71
100 Stüdyo Fotoğrafçısı 50,51
101 Resepsiyonist 50,37
102 Çöpçü 50,09
103 Ayakkabı Yapımcısı / Tamircisi 50,07
104 Tarım İşçisi / Irgat 50,07
105 Sekreter 49,61
106 Garson 49,54
107 Pazarcı 48,95
108 Sıvacı 48,91
109 Balıkçı (Balık avlayan kişi) 48,87
110 Daktilograf 48,82
111 Boyacı 48,67
112 Demirci 48,66
113 Tabelacı 48,34
114 Bahçıvan 48,08
115 Büro Elemanı / Ofisboy 47,87
116 Kasiyer 47,8
117 Evlerde Çalışan Temizlikçi 47,54
118 Bulaşıkçı 46,73
119 Bina-Büro Temizlikçisi 45,87
120 Ayakkabı Boyacısı 45,63
121 Çamaşırcı 44,65
122 Hamal 44,17
123 Otopark Görevlisi 44,11
124 Sokak Satıcısı / Seyyar Satıcı 41,45
125 Astrolog/Falcı 27,41
126 Dansöz 26,82

Uyuz nedir? Uyuz Nasıl bulaşır? Salgın Var mı?

0

Uyuz Nedir?

Uyuz; Sarcoptes scabiei var. hominis adı verilen akarın (böcek) sebep olduğu tüm dünyada yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Gözle görülemeyen ancak mikroskopla seçilebilen uyuz böcekleri insan derisini istila ederek hastalığa yol açarlar. Uyuz böceği deride tüneller açarak bu tünellerin içinde yaşar.

Hastalık İnsanlara Nasıl Bulaşır?

Uyuz genellikle hasta olan biriyle doğrudan ve uzun süreli yakın temas ile bulaşır. Kişiden kişiye genellikle 15-20 dakikalık bir sürede bile yakın temasla (aynı yatakta yatma, ele ele tutuşma gibi) bulaşabilir. Yatak takımı, giysi ve havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanımı uyuzun bulaşmasını ve yayılmasını kolaylaştırır.

Hastalığın Belirtileri Kaç Gün İçinde Ortaya Çıkar?

İlk defa uyuza yakalanan bir kişide belirtilerin başlaması 2-6 hafta kadar sürebilir. Ancak daha önce uyuza yakalanan bir kişide, belirtiler genellikle maruz kaldıktan 1-4 gün içinde ortaya çıkar. Hastalık belirtilerinin başlamadığı bu dönemlerde bile kişi uyuzu başkalarına bulaştırabilir.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

Uyuzun en önemli belirtisi şiddetli gece kaşıntısıdır. Kaşıntı, kişinin yatağa girip ısınması ile artar ve kişiyi uykudan uyandırabilecek şiddette iken gündüzleri daha hafiftir. Kaşıntı genellikle el parmak araları, el bileğinin iç yüzü, bilekler, koltuk altları, dirsekler ve kasıklarda görülmekle birlikte tüm vücutta görülebilmektedir. Hastalığın en belirgin bulgusu parmaklar arasında dalgalı kirli bir çizgi halinde görülen, uyuz böceğinin içinde yaşadığı, gri beyaz renkli, 1-10 mm uzunluğundaki tünellerdir. Kişilerde özellikle geceleri artan şiddetli kaşıntı ve deride görülen içi su dolu keseciklerin görülmesi uyuz şüphesini arttırır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında bir an önce Sağlık Kuruluşuna başvurulmalıdır.

Hastalığın Tedavisi Var Mıdır?

Uyuz tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hasta ile beraber ev halkı ile kişiyle doğrudan ve uzun süreli yakın teması olanların da tedavi edilmesi gerekir. Uyuzun belirtilerinin hemen başlamayacağı unutmamalıdır. Bu nedenle uyuz tedavisinin başarılı olabilmesi için uyuz hastası ile birlikte özellikle beraber yaşadığı ve uzun süreli yakın teması olan kişiler de hastalık belirtileri olup olmamasına bakılmaksızın tedavi edilmelidir. Hasta ve aynı yaşam ortamını paylaşan kişiler eş zamanlı olarak yani aynı anda tedavi olmalıdır. Tedavide kullanılan ilaçlar hekimin önerdiği şekilde, dozda ve sürede kullanılmalıdır. Tedavi olduktan sonra ölen böceklere ve böcek artıklarına karşı alerji nedeniyle kaşıntı 2-4 hafta devam edebilir, bu durum hastalık ile karıştırılmamalıdır.

Hastalıktan Korunmak İçin Ne Yapılmalıdır?

Hastalığın önlenmesi ve kontrolü için uyuz olan kişi ile birlikte yaşayan kişilerin de aynı zamanda tedaviye alınması son derece önemlidir.Özellikle aile bireylerinin kaşıntısının olup olmamasına bakılmaksızın mutlaka birlikte tedavi olması gerekir. Aynı anda tedavi uygulanmadığı takdirde hastalık kişiden kişiye bulaşmaya devam edecektir.

Uyuz hastası ve evde beraber yaşadığı kişiler tarafından kullanılan giysiler, çarşaflar ve havlular en az 60 derecede yıkanmalı ve ütülenmelidir.

Yatak takımları birkaç gün havalandırılmalıdır. Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı olan bir poşet içerisinde ortalama üç gün saklanması gerekir. Ayrıca zemin ve mobilyalar elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir.

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Emel Erdal Çalıkoğlu, Dernek üyelerinin de katılımıyla düzenlediği basın toplantısında konuştu, son günlerde Türkiye’nin farklı yerlerinde uyuz vakalarında artış yaşandığını ancak olayı salgın olarak değerlendirmenin doğru olmadığını söyledi. 

DUS ek tercihleri alınmaya başlandı

0

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUSek tercih işlemleri alınmaya başlandı.

ÖSYM‘nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, 2019 DUS ek tercih işlemleri bugünden itibaren 16 Ocak saat 23.59’a kadar yapılabilecek.

Adaylar tercihlerini bireysel olarak ÖSYM’nin “https://ais.osym.gov.tr” internet adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifrelerini kullanarak elektronik ortamda gerçekleştirebilecek.

Ek yerleştirme işleminde, 2019-DUS Başvuru Kılavuzu’nda yer alan ilke ve kurallar uygulanacak

İki Genç Hekim Türkiye’nin ’30 Yaş Altı 30 Genç Listesi’ne Girmeyi Başardı!

0

Yesil Science girişiminin kurucusu, aynı zamanda İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini sürdüren Dr. Yusuf Yeşil, Forbes’ın en vizyoner ve ilham veren öyküsü olan 30 yaş altı 30 Türk gencini seçtiği “30 Altı 30” listesine seçildi. Hem doktorluk hem de girişimcilik kariyerini birlikte yürüten Dr. Yeşil, teknolojiye olan ilgisini öğrenciliğinde Harvard ve Stanford Üniversitleri’nde yaptığı stajlar sonrasında tıp, teknoloji ve sanatı birleştirme gayesi ile girişime dönüştürdü.

Kurduğu Yesil Science girişimi ile farklı disiplinlerden 20’den fazla ekip arkadaşı ile Artırılmış Gerçeklik (AR) ve Yapay Zeka (AI) teknolojileriyle mobil uygulamalar geliştiriyor. Yesil Science olarak üzerine çalıştıkları 3 üründen ilki FluAI isimli bir mobil uygulama. Üst solunum yolu şikayeti olan hastalarda boğaz fotoğrafı ve şikayetlerinin geliştirilmiş özel yapay zeka ile analizi ile durumun aciliyeti ve antibiyotik gerekliliği hakkında hızlı bilgi ve öneriler sağlıyor. Bir diğer mobil uygulama Mandarin isimli sağlıklı yaşam üzerine. Kişilerin uyku, beslenme, adım sayıları, kafein tüketimi gibi bir çok parametresini özel olarak geliştirilen yapay zeka ile analiz ederek kişiye sağlık durumu ve sağlık davranışlarının organlarını nasıl etkilediği hakkında iç görüler sağlıyor. Örneğin sigara içen birinin akciğerlerinin skoru daha düşük çıkıyor ve kişi artırılmış gerçeklik ile kendi akciğerinin simülasyonunu 3 boyutlu olarak inceleyebiliyor, skorunu iyileştirmek için öneriler alabiliyor. Son uygulama Augmentify ile de moleküler süreçleri 3D olarak modelleyerek ilaçların etki mekanizmaları hakkında ilaç firmalarına artırılmış gerçeklik destekli mobil uygulamalar geliştiriyor.


Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurul kapsamındaki etkinliklerde Türkiye’yi temsil eden isimler arasında bu yıl ilk kez 30 yaş altı bir isim yer aldı.

New York’ta devam eden BM 74. Genel Kurulu kapsamında, katılımcı ülkeler tarafından birçok yan etkinlik de düzenleniyor.

Ana oturumlara ışık tutan yan etkinliklerde alanında uzman isimlerin yanı sıra bu yıl ilk kez Türkiye adına 30 yaş altı bir isim konuşma yaptı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Anne, Yenidoğan ve Çocuk Sağlığı Ortaklığı (PMNCH) Yönetim Kurulu Üyesi 26 yaşındaki Dr. Enes Efendioğlu, Dünya Ekonomik Forumu ve DSÖ tarafından koordine edilen oturumlarda 2 konuşma gerçekleştirdi.

İlk olarak 25 Eylül’de Dünya Ekonomik Forumu tarafından düzenlenen “Ruh Sağlığı” temalı etkinlikte konuşan Efendioğlu, 18-24 yaş aralığındaki bireylerde ruh sağlığının korunmasının önemine vurgu yaptı.

2018’de Avrupa Komisyonu tarafından bağımlılıkla mücadelede yılın araştırmacısı seçilen Efendioğlu, halen DSÖ PMNCH’de yönetim kurulu üyeliğini sürdürüyor.

Dünya Sağlık Asamblesi’nde 2019’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen bir oturum da düzenleyen Efendioğlu, BM ve DSÖ’de küresel düzlemde aktif görev yürüten en etkin 10 genç arasında gösteriliyor.

Canan Karatay’ın YALANI DİLİNDE PATLADI!

0

HaberTürk’te 1 Ocak 2020 tarihinde yayınlanan “Türkiye’nin Nabzı” isimli programa konuk olan Prof. Dr. Canan Karatay, İsrail’de hiç aşı yapılmadığını iddia etti. Sunucu Didem Arslan Yılmaz moderatörlüğündeki programda söz alan Karatay, bazı ülkelerde “din bakımından” hiç aşı yapılmadığını ve İsrail’in de bu ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Bu iddiaları inceleyen teyit.org böyle bir bilginin olmadığını Karatay’ın yalan ve uyduruk bilgi verdiğini ortaya koydu.

Ancak İsrail’de aşı yapılmadığı iddiası doğru değil. İsrail’de hem çocuklar hem de yetişkinlere aşı yapılıyor. Birçok ülkenin olduğu gibi İsrail’in de bir aşı takvimi var. 

İsrail’de aşı yapılıyor 

İsrail’de uygulanan aşılarla ilgili olarak İsrail Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinde bazı bilgiler mevcut. Site incelendiğinde ülkede devlet tarafından ücretsiz olarak yapılan aşıların tablosu da görülebiliyor. Tabloda farklı zaman dilimlerinde uygulanan dokuz ayrı gruptaki aşılar var. Tipat Halav isimli aile sağlığı merkezlerinde yaptırılan aşıların formülasyonlarının yer aldığı bilgilendirici bir yazı da bakanlığın internet sitesinde mevcut.  

İsrail Sağlık Bakanlığı 65 yaş ve üzerindekilerin grip, tetanos, difteri ve pnömokok gibi aşıları olmalarını da tavsiye ediyor. Yine ülkede 2016 yılında çıkarılan bir genelge ile sağlık alanında görev yapan bazı meslek gruplarının aşılanması zorunlu hale getirildi. 

Kızamık aşılama oranı yüzde 98

Dünyadaki birçok ülkede gelişen aşı karşıtı hareketlerle bağlantılı olarak İsrail’de de kızamık salgınları baş gösterdi. İsrail Sağlık Bakanlığı salgınların çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen anne babalar ve büyük çoğunluğu Kudüs’te yaşayan tutucu Yahudi grubu Harediler yüzünden ortaya çıktığını ifade etti. Ancak İsrail’de kızamık kaynaklı salgınlar ve olaylar yaşanmaya başlasa da Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ülkedeki kızamık aşılama oranı yüzde 98 seviyesinde. 

Sonuç olarak İsrail’de rutin bir aşı programı var ve aşılar ücretsiz olarak uygulanıyor. Canan Karatay’ın iddiası sosyal medyada en çok karşılaşılan yanlış bilgi türlerinden “uydurma” kategorisine yerleştirilebilir. 

Teyit.org‘un kanıt ve verileri, Canan Karatay’ın canlı yayınlanan bir programda izleyenlere yalan konuştuğunu yalan yanlış ve uyduruk bilgi verdiğini ortaya koydu.

Türkiye’de Tıp Fakültesi Sayısı ve Tıp Eğitiminin Son Durumu

0

Türkiye’de 2019 yılında 117 devlet ve vakıf üniversitesinin “Tıp” bölümlerine öğrenci kaydı yapılmıştır. Bu tıp fakültelerinden 38’inin mezuniyet öncesi eğitim programı akreditedir. Eğitim programlarının akredite olabilmesi için 14 tıp fakültesinin de başvurusu bulunmaktadır. Tıp eğitiminin değerlendirilmesi alanında, bağımsız kimliği ve yetkinliğiyle yurt içi ve dışında kabul gören, TEPDAD tarafından akredite edilmiş mezuniyet öncesi eğitim programlarının oranı sadece %32.5’i akreditedir. Başka bir ifadeyle, 69 tıp fakültesinin mezuniyet öncesi eğitim programlarının asgari standartları taşıyıp taşımadıkları bilinmemektedir. Önemli olan tıp fakültelerinin sayısını artırmak değil, var olan fakültelerdeki mezuniyet öncesi eğitim programlarını asgari standartları taşır hale getirmek ve bunu belgeleyebilmektir.

 YÖK, 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde 5’i yurt dışında olmak üzere, 122 tıp fakültesi için 15 bin 500 öğrenci kadrosu ilân etmiş ve sınavı kazanan öğrenciler Eylül 2019 tarihinde birinci sınıf öğrencisi olarak tıp eğitimine ilk adımını atmıştır. YÖK’ün verilerine göre, her bir tıp fakültesi için ortalama 123 öğrenci kontenjanı açılmıştır.

Bununla birlikte, 2019 yılında 1047 hekim, başka bir ifadeyle, yaklaşık 9 tıp fakültesinin birinci sınıf öğrencisi sayısı kadar hekim, başka bir ülkede çalışabilmek için Türkiye’den göç etmiştir.

Türk Tabipleri Birliği – Türkiye’nin Sağlığı 2019

Yeni Mezun Doktorun Re(sim)çete Sergisi Büyük İlgi Görüyor

0

Giresun’un Yağlıdere Devlet Hastanesinde görev yapan Dr. Merve Gül Kasım’ın Giresun Can Akengin Sanat Galerisi’nde gerçekleşen resim sergisine iş ve siyaset dünyasından birçok isim ile çok sayıda meslektaşı katıldı. Uzun zamandır hazırlık yaptığı resim sergisi ile beğeni toplayan Kasım’ın insan figürlerinin ön planda tutulduğu sergide en çok ilgi gören ise hasta kabul ve reçete kağıtlarının üzerine çizdiği portreler dikkat çekti.

İlk kişisel sergisini açtığını kaydeden Dr. Merve Gül Kasım, “Sergide 110 resim yer almaktadır. Resimlerimde genelde kadın portreleri ve doğa temaları yer alıyor. Öğrencilik yıllarımdan beri var olan bir yeteneğimi sergilemek istedim. Sergide en çok ilgi görenler arasında yer alan hasta kabul, takip ve reçete yazdığımız kağıtlar üzerine çizdiğim resimler yer aldı. Bu resimleri de nöbetçi olduğum zamanlarda boş vakitlerimde tükenmez kalemle yaptığım çalışmalar oldu” dedi.

Sergiyi ziyaret edenler arasında yer alan Çanakçı Belediye Başkanı Tuncay Kasım ise, “Hekimliğinin yanı sıra sanatla ilgilenmesi takdire değer bir yetenektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat, sanatçı olamazsınız’ sözünde ifade ettiği gibi sanatçı olmak bir ayrıcalıktır. Burada görüyoruz ki bir doktorun aynı zamanda başarılı bir sanatçı yönü de bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Bir Tıp Öğrencisi Daha İntihar Etti! Babasının Silahıyla Yaşamına Son Verdi

0

Bolu’da yaşayan ailesinin yanına gelen, Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Nazlıcan Güzel (19), göğsüne dayadığı, babasına ait tabancayı ateşleyip, yaşamına son verdi.

Olay, saat 15.30 sıralarında, Bolu İzzet Baysal Mahallesi Eser Sokak’ta bulunan 3 katlı apartmanın en üst katındaki dairede meydana geldi. Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 1’inci sınıf öğrencisi olan Nazlıcan Güzel, Bolu’da ailesinin yaşadığı eve geldi.

BABASININ SİLAHINI GÖĞSÜNE DAYADI, TETİĞE BASTI

Bir süredir psikolojik sorunları olduğu iddia edilen genç kız, evde annesi ve kız kardeşinin olduğu sırada odasına geçerek, göğsüne dayadığı tabancayı ateşledi. Silah sesini duyan annesi, odaya girdiğinde Nazlıcan’ı kanlar içinde hareketsiz yatarken buldu. İhbarla eve gelen sağlık görevlileri, yaptığı kontrolde, Nazlıcan’ın yaşamını yitirdiğini belirledi. Polis ekipleri ise yaptıkları olay yeri incelemesinde genç kızın intihar ettiğini tespit etti. Tabancanın, Nazlıcan Güzel’in müteahhit iş insanı babasına ait olduğu öğrenildi.

GENÇ KIZIN CENAZESİ OTOPSİYE GÖNDERİLDİ

Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, genç kızın cansız bedeni, cumhuriyet savcısının incelemelerinin ardından otopsi için Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’na gönderildi.

2020-TUS 1. Dönem ve 2020-STS Tıp Doktorluğu 1. Dönem Başvuruları Başladı! İşte Kontenjanlar

0

Download [1.25 MB]

2020-Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2020-TUS 1. Dönem) ve 2020-Tıp Doktorluğu Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı (2020-STS Tıp Doktorluğu 1. Dönem),  23 Şubat 2020 tarihinde uygulanacaktır.

Sınavlara başvurular, 03-13 Ocak 2020 tarihleri arasında yapılacaktır.

Adaylar, başvurularını elektronik ortamda ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak saat 16.00’dan itibaren ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden yapabileceklerdir.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgi sınav kılavuzlarında yer almaktadır. Adaylar Kılavuzlara aşağıdaki bağlantılardan erişebileceklerdir. Sınavlara başvuracak adayların ilgili Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.


Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

ÖSYM BAŞKANLIĞI


Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı


STS Tıp Doktorluğu: Tıp Doktorluğu Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı


UBİAT 21. ULUSAL TIP ÖĞRENCİ KONGRESİ

0

UBİAT 21. ULUSAL TIP ÖĞRENCİ KONGRESİ 14-16 ŞUBAT 2020 TARİHİNDE YAPILACAK !

Uludağ Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Topluluğu (UBİAT) tarafından bu yıl 21.Ulusal Tıp Öğrenci kongremizin 14 -15-16 Şubat 2020 tarihlerinde Bursa Uludağ Üniversitesinde düzenleneceğini açıklamaktan gurur duyuyoruz.

26 yıl önce kurulan topluluğumuzun her yıl büyük ilgiyle takip edilen kongrelerinden bu yıl düzenleyeceğimiz 21. Kongremizin konusunu, son yıllarda da oldukça merak edilen konulardan biri olan ‘Nörobilime Prospektif Bakış’ olarak belirledik.

‘Nörobilime Prospektif Bakış’ kongresi, bilimsel anlamda bütüncül ve etkin bir yaklaşım sergileyerek psikoloji, sinirbilim gibi farklı alanlardan yararlanarak disiplinler arası, yaratıcı, yenilikçi ve ön planda nörobilimin geleceğinin tartışılacağı, akademik açıdan güçlü bir bilimsel program, öğretici ve eğlenceli çalıştaylarımız ve sosyal programlarımız ile dopdolu bir üç gün yaşayacağız.

Kongrede biz hekim adayları alanında uzman hocalarımız ile bir araya gelecek ve en güncel çalışmaları ilk ağızdan dinleme fırsatı bulacak.

Sosyal programımızın ve bilimsel programımızın ayrıntıları için; http://ubiat.uludag.edu.tr/kongre2020/ sitemize buradan ulaşabilir ayrıca başvurularınızı yine sitemiz üzerinden yapabilirsiniz.

Kongremize araştırmalarınızla katkıda bulunmak için aktif başvurularınızı yine sitemiz üzerinden yapabilirsiniz.
21. Yüzyıl’a en güzelinin yakışacağı 21. kongremizde görüşmek üzere.

Kongremizin kayıtları 02.01.2020 tarihinden itibaren açılmış bulunmaktadır.

Kongremiz için son kayıt 11.01.2020’dir.

UBİAT BAŞKANI:Bedirhan ERGÜL
KONGRE BAŞKANI:İhsan GÜVEN
İLETİŞİM EKİBİ:Aylin YILDIZ, Seçil ÇAVUŞOĞLU, Rabia AKTAŞ
[email protected]

1,072,355BeğenenlerBeğen
198,964TakipçilerTakip Et
36,661TakipçilerTakip Et
4,200AbonelerAbone

Yeni

Tıklayın

Trend