ANNEME CERRAH OLDUĞUMU SÖYLEMEYİN

Dün akşam geç saatte hastaneden çıkarken iki farklı cerrahi klinikten olduklarını tahmin etttiğim genç asistanlar ne kadar yorulduklarıyla ilgili konuşuyorlardı…

2,5 sene genel Cerrahi 4 sene Çocuk Cerrahisi asistanlığı yapmış kıdemli bir cerrah olarak bazı deneyimlerimi cerrahi asistanı meslektaşlarım ile paylaşmak istedim..

Ana Kural: İşler yetişmez… Paniğe gerek yok.. Biz yetiştiremedik. Sen de yetiştiremeyeceksin.

Nöbet ertesi akşam 19.00 da hastaneden çıkarken hocanın yolladığı ve ertesi gün listeye konmasını ”istediği” iki hastayla karşılaşacaksın kapıda..

Ya da kıdemlin ”Kongre bildirileri için dosya taramaları tamamlanmadan gitme bugün” diyecek.. Sen, aklında evinizdeki sıcak yatağın, dilinde bildiğin tüm küfürler, adının hiç geçmeyeceği bildiriler için dosya taramak üzere, bir gün daha gece yarılarına kadar sevgili kliniğinde kalacaksın. Ama inan, gece yarısı çıkarken de işler bitmemiş olacak. Bugüne kadar o günkü iş listesinin yetiştirilebildiği bir cerrahi kliniği görülmedi. Senin ki de ilk olmayacak.

İşin kötüsü, bütün işleri sen yapıyormuşsun gibine gelecek sana,. Herkes oturuyor bir sen çalışıyormuşsun gibi. Isyan edeceksin hikayedeki acemi asker gibi.

Hani komutanı demiş: -Oğlum siperdesin vatanı savunuyorsun, ön tarafından düşman geliyor ne yaparsın? – Nişan alır ateşe ederim. -Soldan da gelmeye başladılar. -Bi oraya bi oraya sıkarım -Sağından da geliyorlar -Sırayla hepsine ateş ederim -Peki aynı anda arkandan da saldırdılar..Asker sinirlenmiş, -Lan şeyettiğimin memleketinde benden başka asker yok mu? demiş ya.. Tam böyle hissedeceğin zamanlar o kadar çok olacak ki.. Ama merak etme.. kıdemsizin de , eş kıdemlin de, kıdemlin de aynı anda, aynı şeyi hissediyor olacak.

Bazan bir hastaya ve yakınlarına bir saat hastalığını anlatacaksın, sonunda öyle bir soru soracak ki, hiç bişey anlamadığını görüp baştan anlatacaksın. Sonra hoca vizite geldiğinde ”Hastalığınız biliyorsunuz değil mi?” diye soracak hastaya. O da senin gözünün içine bakarak.”Hayır hiç bilgi verilmedi bize” diyecek.. Vizit sonunda hocanın ”Bütün hasta şikayetleri eksik bilgilendirme yüzündendir bunu bi türlü öğrenemiyorsunuz” konulu fırçasını dinleyeceksin.

Ameliyattan çıkıp koşarak polikliniğe indiğinde, senin 36 saattir uyumadığını, en son 12 saat önce bişeyler atıştırdığını bilmeyen hasta yakınları tarafından, geciktiğin gerekçesiyle tehdit edileceksin. Karşılık vermeyeceksin.. ”paranı ben veriyorum” diyecekler sesini çıkarmayacaksın. Tam artık ”bitirdim” derken 2 gün önce ki bir şikayetin dilekçesini tutuşturacaklar eline, savunma yazmanı isteyecekler.

Çok isyan edeceksin. İlk yıllarda sık sık istifa edip, çekip gitmeyi düşüneceksin. Bu fikir çok mantıklı gelecek sana. Hatta belki istifa da edeceksin. Sonra hocan ”iki gün git dinlen, sonra gel” diyecek. Bu teklife hayır diyemeyeceksin. İstifayı filan unutup gidip uyuyamadığın zamanların acısını çıkaracaksın evinde o iki gün. Zaten istifa etsen de bişey değişmeyecek ki. Yeniden TUS belasıyla uğraşıp başka bir yere gitsen de déjà vu olacaksın.

Herşeyi bırakıp gidip Hawai de bar açacaksan, hiç durma derim. Bence süper fikir. Hepimiz düşündük… yapamadık. Belki sen yaparsın… Kim bilir?

İşte sen tam bunları düşünürken, 2 ay önce acilde hayata döndürdüğün genç adamla karşılaşacaksın kapıda.. Elini sımsıkı tutacak, sevgiyle bakacak gözlerine.. ”sağol doktorum” diyecek.. ”sayende”..

Bir anda herşey silinecek beyninden.. ne bitmek tükenmek bilmeyen uykusuz nöbetler kalacak, ne yorgunluktan ayakta durmakta zorlandığın ameliyatlar.. ”sayemde” diye tekrarlayacaksın kendi kendine.. ve koşarak ineceksin hastanenin merdivenlerini.. mutlulukla atacaksın kendini hastanenin bahçesine..

Prof. Dr. Erbuğ KESKİN


Bu yazı Prof. Dr. Erbuğ KESKİN’in izni ile yayınlanmıştır. Keskin’in Facebook profilindeki paylaşımını buraya tıklayarak görebilirsiniz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here