Doktor eşinin içi rahattir çocuğu hastalandığında. Sizden önce ateşini ölcer, ilaçlarını içirir, geceleri kalkar. Gerekirse iğne yapar. İğneden korkacak yasta olmayan bebeğine ’’ korkma kuzum’’ telkinlerine bulunur. Önce onun yüreği burkulur.

İçiniz rahattir, nerde nasıl müdahale edip ne zaman doktora götureceğini bilir çünkü. Aslında meslektaşlarının ne diyeceğini de bilir. Ama ebeveyn olunca doktorluğu sökmez oğluna.

Bazen de doktora götürmemeye direnir doktor eş. Çözümün basit ama 3 günün 3 hafta gibi hissedildiği o uzun hastalık süreclerinde; başka doktorların “bunun için mi getirmiş çocuğunu” gibi düşüncelerinden çekinir.

Tek çekindiği şey bu değildir meslektaşlarından. Hastalarına nazaran pek memnun edemediği eşine, başka doktora başvurmadan önce “benim doktor olduğumu söyleme bari” talebinde bulunur. Yakın doktor arkadaşlara başvurulduğunda ise karşılıklı mimiklerle “bizim hanım da aynı napalım” bakışları yapılır.

Çogu insan ciddi bir rahatsizlik üzerine 2 doktora gider. Aynı sonucun farklı tedavilerinin söylenmesi üzerine 3. bir doktora gidilir çoğunluğu sağlamak adına. Tam güvenilmediği aşikardır. Monitöründen hastanın kaydına bakan doktor da anlar bunu .

Doktorların sorunları ile hastaların mağduriyet şikayetleri arasında kime hak vereceğini şaşırır doktor eşi. Evde eşinin yanındadır, dışarıda ise başkalarının.

Bazı görüşler vardır halk arasında.

“Doktor hiç hasta olurmu? Olmaz…” görüşünün aksine en çok doktor ve ailesi hasta olur aslında. Maske ihmaliyle eve taşımak durumunda kaldığı çeşitli virüslere maruz kalınır hergün.

Hasta olunca “şanlısın doktorun yanında” cümlesi ile dile getirilen “şans” ile ilgili genel görüşe karşın doktorların “normaaal, fizyolojik’’ tanıları yetersiz karşılanır.

Her hapın bir yan etkisine karşın, maydanoz suyunun ödem giderici, nane limonun ağrı kesici, bal şerbetinin öksürük önleyici etkisi vardır. Yılların deneyimi ile hazırlanmış otları tercih eden doktorun eşi ile bilimselliği kanıtlanmış hapları tercih eden doktor arasında geçen “ hap mı ot mu” tartışmasından sonra 6 yılına güvenilmemesinin kederine boğulur doktor eş.

Kayınvalidelerin diz ağrılarından dedelerin tansiyonuna kadar hepsi bir telefonla sorulur doktor eşe. Bir çare olacak ilaç isimleri, kesin çözüm önerileri istenir muayenede. Sıkı tavsiyelerde bulunması için telefonla konuşan eşine karşıdan işaretler, mimikler yapar doktorun eşi. Memnun kalınırsa dualara boğulur doktor eş.

Bir de komşuluk hizmetleri vardır mesai sonrası. Komşuluk ilişkilerini güçlendirmek için en iyi fırsattır bu zamanlar. “Çocuğum huysuz acile götürmeye gerek var mı?” şikayetiyle kapıda beklenirken “steteskobum yokkii” diyen eşe, “tansiyon aletinin steteskobu olmaz mı” diye alternatif çözüm önerileri sunulur. “Işık kaynağı da yok? “, “telefon feneri yardımcı olsa?…”

Doktor eşi olmak güzeldir. Yalnızca hastalara değil, eşine dostuna çocuguna faydası olduğunu, çözüm olamasa da onları dinlemenin de acıları azalttığını görmektir doktor eşi olmak.

O paylaşımların ” keşke ben de doktor olsaydım ” hissini uyandırmasıdır doktor eşi olmak.

Rumuz: günce

doktor-ec59fi-olmak

1 YORUM

Bir Cevap Yazın