Dünya Sağlık Örgütü’nün fiziksel aktivite raporuna göre, ”dünya genelinde her yıl ortalama 3,2 milyon kişi Sedanter yaşam şekli nedeni ile hayatını kaybediyor.”

Sedanter yaşam şekli bir nevi üşengeç bir hayat tarzı sürmektir. Fiziksel aktivitenin olmadığı hareketsiz bir yaşam şeklidir. Merdiven çıkmak yerine asansör kullanmaktır. Kısa mesafelere bile arabayla gitmektir. Bunun sonucunda da diabet, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol ve kilo alımı (obezite) gibi durumlara maruz kalmaktır.

Sedanter kelimesi, genellikle doktor veya uzmanları tarafından tıp camiasının içinde kullanılır. Gelişmiş ülkelerde pek çok kişinin bu yaşam tarzında yaşadığı tespit edilmiştir. Televizyon, video oyunları ve bilgisayar kullanımı yüzünden daha da artacağı ve bir çok kişinin hayatını etkileyeceği yönünde açıklamalar mevcut. .

Hatta, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Uzmanı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Beylikdüzü Tıp Merkezi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan “Hareketsiz yaşam biçimi erkek üreme ve cinsel sağlığı için de, risk oluşturabiliyor!” açıklamasında bulunmuştur.

Unutmayalım ki, hareketsiz bir yaşam, kas gücünün zayıflamasından tutun , kalp krizine kadar bir çok hastalığa davetiye çıkartmaktır. Hareketsiz kalmaya devam ettiğimizde yaşanabilecek olası durumlar -Hareketsizlik sonucunda kemik yapısındaki organik ve inorganik maddelerin azalmasına bağlı olarak kemik zayıflar ve kemik erimesi riski artar. Bu durumda kemiğin esnekliği ve dayanıklılığı azalır, kırılganlığı artar.

-Eklemlerde hareketsizlikten dolayı kireçlenmeler ve sertleşmeler görülür. Hareketsizliğin süresine ve niteliğine göre bu sertleşmeler kemikleşme şeklinde, geri dönüşü olmayan bir hale gelebilir.

-Hareketsizlik omurganın esnekliğini de azaltır ve omurgada fıtık ve disk hasarı gibi problemler görülmeye başlanır.

-Hareketsizlikten dolayı vücudun enerji ihtiyacı ve oksijen tüketimi de azalır. Bunun sonucunda ise kalp atım sayısı düşer. Kalbin daha yavaş atması kalp kasının gücünü azaltır. Vücutta kan akışının yavaşlamasıyla birlikte kalp ve damarlarda yağ asitleri birikerek tıkanıklıklara ve kolesterole sebep olur. Ayrıca enerji ihtiyacı düşük olduğundan, sindirilen besinlerin fazlası yağa dönüşerek obezite riskini arttırır.

-Hareketsizlik sonucunda solunum ve dolaşım kapasitesinin ve gücünün azalmasına bağlı olarak dolaşım sistemi rahatsızlıkları, özellikle de kalp krizi riski oldukça yükselir. -Uzun süreli hareketsizlik kan basıncı dengesini bozarak yüksek tansiyona sebep olur.

-Toplardamarlardaki pompalama gücünün azalmasıyla birlikte, özellikle bacaklardan yukarıya kan yeterince pompalanamaz ve damarlarda biriken kan ayaklarda ve bileklerde şişliklere ve varislere sebep olur.

-Hareketsiz yaşam solunum kapasitesini de düşürür. Buna bağlı olarak vücuttan mukus atılması azaldığı için solunum sisteminde mukus birikir ve öksürük mekanizması bozulur. Bu şekilde kişinin solunum yolu enfeksiyonları geçirme riski oldukça artar.

-Hareketsizlikle beraber sindirim sistemindeki besinlerin ve dışkının ilerleme hızı da azalır. Buna bağlı olarak sindirimi salgılarının salgılanma mekanizmasında da problemler yaşanır. Ayrıca bağırsakların daha az çalışmasına bağlı olarak kişide kabızlık görülür.

-Hareketsizlikten dolayı pankreas aşırı çalışmasına bağlı olarak diyabet hastalığı ortaya çıkabilir.

-Hareketsizlik meme, kolon ve endometrium kanserlerinin görülme riskini artırır.

-Yavaş kan akışı, beyine de daha az kan gitmesine sebep olur ve bu şekilde beyin fonksiyonları da yavaşlar ve kişinin ruh hali kötüleşir.

-Hareketsizlikle birlikte vücutta biriken enerji dışarı atılamaz ve bu da kişinin stresli olmasına yol açar.

Ecem ATLAS

Bir Cevap Yazın